1. YAZARLAR

  2. Gül Nihal AYDIN

  3. HASAN EL BENNA’NIN HAYATI VE ÖĞRETMENLERE IŞIK TUTACAK TEBLİĞ METODU
Gül Nihal AYDIN

Gül Nihal AYDIN

Yazarın Tüm Yazıları >

HASAN EL BENNA’NIN HAYATI VE ÖĞRETMENLERE IŞIK TUTACAK TEBLİĞ METODU

A+A-

 

Şahsiyeti

Yirminci yüzyılın en büyük Sünnî İslâmî topluluğu olan Müslüman Kardeşler’in (İhvân-ı Müslimîn) kurucusu, asıl adı Hasan Ahmed Abdurrahman el – Benna olan Hasan el - Benna, 1906 yılında İngiliz sömürüsü altında bulunan Mısır’da doğmuştur. El - Ezher Üniversitesi’nden mezun olan babasıyla birlikte küçüklükten itibaren sohbetlere katılırdı. Sekiz yaşında başladığı Reşad Dînî Bilgiler Okulu’nda öğretmen olan Muhammed Zehran Hoca, Benna’nın kişiliğinin oluşumunda etkili olmuş, âdetâ onun izinden yürümüştür. Hatta öğretmeni Muhammed Zehran,  öğrencileriyle öyle bir vicdânî ortaklık kuruyordu ki Hasan El Benna’nın ona hayran kalması kaçınılmazdı. Muhammed Hoca âmâ olmasına rağmen Benna ile  kütüphanede istediği kitapları bulur ve okumasını istediği yerleri ona okuturdu. Benna on iki yaşına kadar bu okula devam etti. O çok sevdiği hocası Muhammed Zehran'ın okuldan ayrılması, Benna’yı okuldan gitmek istemeye zorluyordu. Nitekim, diretme sonucunda yeni okuluna başladı. Gittiği okulda da etkileneceği bir hoca bulmuştu kendine. Asıl branşı matematik olmasına rağmen öğrencilerin ahlak durumlarıyla ilgilenen ve tüzüğünü de kendi hazırlayan Muhammed Abdulhâlik Hoca, ön ayak olduğu “Ahlak Ve Edeb Cemiyeti”ni kurmalarını istemişti. Benna’nın da heyecanla çalışmalarına katıldığı cemiyet, öğrenciler arasında kötü davranışlar sergileyenlere küçük maddî cezalar ve dostluğu bitirmeye varan çeşitli yaptırımlar ön görüyordu. Toplanan o küçük paralar ise muhtelif hayır işlerinde kullanılıyordu. Bu yıllarda ilmî ve ahlâkî yönden arkadaşlarından önde olan Benna, cemiyetin başına geçirildi. Yetişmekte olan Benna ve arkadaşları, etraflarındaki olumsuzlukları düzeltmek amacıyla “Haramların İşlenmesini Önleme Cemiyeti" adında yeni bir İslâmî topluluk kurdular. Cemiyet, hatalı davranışta bulunanlara uyarı mektupları yazıp ulaştırırdı. Yaşları küçük olması hasebiyle dikkatleri üzerlerine çekmiyorlardı. Hâl böyle iken bu anonim mektuplar halk arasında yayılınca sorumlu kişi olarak hocaları Muhammed Zehran’a oklar çevrildi.  Mektubun kendilerine ulaştığı insanlar Zehran’a gidip tepki gösterirdi. Fakat kendini savunan Zehran Hocaya kimse inanmıyordu.  Aylar boyunca süren bu mektuplu tebliğ çalışması, sonunda bir kahveci tarafından deşifre edilmişti. Bu olayla birlikte cemiyet dağılmış ve farklı bir tebliğ çalışması yapılacağı Benna ve arkadaşları tarafından onaylanmıştı. Tabi bu tebliğ çalışmaları devam ederken bir yandan İngiliz işgali devam ediyor, Benna, işgale bizzat gözleriyle şahitlik ediyordu. Yaşadığı tüm olaylar onun siyasal fikirlerini de oluşturmaya başlamıştı. Nihayet öğretmen okulundan mezun olunca, 1927 yılında İsmailiyye kentinde ilk görev yeriyle kavuştu. Öğretmenliğini gençlerin eğitimine adarken yanı sıra 1928 yılında İhvân-ı Müslimîn topluluğunu kurdu. Bu topluluk, işgal altında olan Mısır’da on yıl gibi bir süre içinde Mısır siyasetini etkileyecek bir güce kavuştu. 1940’larda topluluğun Mısır’daki şube sayısı üç bine ulaşmış katılanların sayısı ise yüz bini geçmişti. Fakat Benna’yı sürgün etmeleri, arkadaşlarını tutuklamaları, topluluğa bağlı kuruluşları kapatma  gibi baskılar sonuç vermeyince, 12 Şubat 1949 yılında düzenlenen bir suikast sonucu  Hasan El Benna şehid edildi.

Metodolojisi Ve Fikirleri

Kaynaklara göre yirminci yüzyılda İslamî daveti sistemleştiren ilk kişi, Benna idi. Öyle ki ondan etkilenen fikirler günümüzde hâlâ devam etmektedir.

Yaşadığı dönem içerisinde tüm Müslüman ülkelerde halkı helak edecek on husustan bahsetmiştir:

Sömürgecilik, şahsî, siyasî ve mezhebî ihtilaflar, faiz, Batı taklitçiliği, fikrî anarşi ve inkarcılık, şehevî arzular ve her şeyi mübah görme, ahlak çöküklüğü, ruhî faziletleri ihmal etmek ve önderliğin zayıflığına bağlı ilmi programdan yoksunluk. Bu helak sebeplerine bir de çare bulan Benna, onları yine on madde olarak zikretmektedir:

Birlik, özgürlük, zekatın düzenlenmesi, ulusal girişime teşvik, özsaygı, İslam kanunlarını uygulama, imanın kuvvetlendirilmesi, İslâmî hadlerin uygulanması, ahlakî faziletlerin kuvvetlendirilmesi ve Muhammedî kişiliğe uymak. Davasını ise şöyle özetlemekteydi:

‘Eğer denilirse size, davetiniz neyedir, insanlığı neye çağırıyorsunuz?’ Cevabınız şu olsun: ‘Allah ve Rasûlü’nün getirdiği İslam’a çağırıyoruz. Yönetim de onun bir parçasıdır. Hürriyet ise onun farzlarından biridir. Davetimiz işte bunlardır.’ Bu doğrudan doğruya siyasettir deyip itiraz ederlerse, ‘İslam’ın ta kendisidir bu, biz bu tür bölümleri, dilimleri bilmeyiz’ deyin. Şayet ‘siz devrim davetçisisiniz’ derlerse, buna da şu cevabı verin ve deyin ki; ‘biz Hakkın ve barışın davetçisiyiz, buna inanıyor ve bununla şeref duyuyoruz. Şayet siz bize karşı çıkar ve davetimizin yoluna durursanız, bu durumda Allah kendimizi savunma konusunda bize izin vermiştir. Siz ise zâlim, intikamcılar konumuna düşmüş olursunuz.’ Bu kez çeşitli kişi ve heyetlerden yardım görüyorsunuz diyebilirler size. Hemen cevap verin ve deyin ki: ‘Biz yalnız Allah’a inandık ve sizin putlarınızı tanımıyoruz!’ Söyleyecek söz bulamayıp saldırgan bir tavra girecek olurlarsa, ‘Size selam olsun, biz cahillerle ilgilenmeyiz’ ayetiyle karşılık verin.”

 

Böyle bir inanç, itikat ve azme sahip olan bu grup ve yöneticisi Hasan El Benna, bizlere davette nasıl davranacağımız hususunda bir miras bırakmaktan da geri kalmamıştır. Onun yaşamı, metodolojisi, fikirleri ve uygulamaları ışığında tebliğ metodunu maddeler hâlinde zikretmek de bize düşen kutlu bir görev olsun.

 

Hasan El Benna’nın Öğretmenlere Işık Tutacak Tebliğ Metodu

  1. Muhatabın bulunduğu yerin sosyal ve dini durumu hakkında bilgi edinmek.
  2. Karşılıklı sevgiye dayalı bir güven köprüsü oluşturmak.
  3. Muhataba karşı doğru bir üslup takınmak.
  4. İnsanları yaralamadan ve sıkmadan vaaz etmek.
  5. Muhatabı kınayıp, günahlarını açıkça gündeme getirmemek.
  6. Muhatabı hazır olmadığı yüklerin altına sokmamak.
  7. Mesajı, kolayca anlaşılır, çekici ve teşvik edici bir şekilde iletmek.
  8. Mesajı hikâye, menkıbe, ayet ve hadislerle desteklemek.
  9. İhtilaflı, anlaşılmaz felsefî ve siyasî konulardan uzak durmak.
  10. Öğretilecek konuyu uygulamalı hâle getirerek kalıcı olmasını sağlamak.
  11. Ve en önemlisi muhataba Allah’ı, Peygamberleri ve İslâm’ı sevdirmek.

KAYNAKÇA

Dr. Ahmet Emin DAĞ, Hasan El Benna, İlke Yayınları, İstanbul 2004.

İslam Düşünce Atlası, islamdusunceatlasi.org  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum