1. YAZARLAR

  2. Necmettin KARASU

  3. GAZZE KOLLARI GÖVDELERİNDEN BÜYÜK ÇOCUKLARIN ŞEHRİ
Necmettin KARASU

Necmettin KARASU

1234
Yazarın Tüm Yazıları >

GAZZE KOLLARI GÖVDELERİNDEN BÜYÜK ÇOCUKLARIN ŞEHRİ

A+A-

055-002.jpg

*: Resim, Hasan Ali Yıldıran tarafından çizilmiştir.

Filistin halkının denize açılan kapısı, ekip biçtikleri, çiftçilik adına yapılacak ne varsa  yapageldikleri, toprağından bereket devşirdikleri bölgedir GAZZE.

Belki de kendilerinin olup, kendilerine kalmış tek ve en çetin toprak parçasıdır GAZZE.

1947’de çizilen Siyonist sınırların dışında kalmış, 1968 lerde yerlerinden yurtlarından kovulmuş, tarihler ötesinden kopup gelen, en değerlilerinin canına kast etmekten geri durmayan, Allah’ın elçilerini dahi doğramaktan geri durmayan katil ve cani bir ruhun gazabından sığındıkları limandır GAZZE.

Sahip olduklarından kopartılırken and içtikleri, miniklerinin diri tutulmaya çalışıldığı, ”Ruhumun Ruhu RİM” diye çağırdığı torununu yitiren dedenin de yaşadığı, 60 m2’lik hücrelerden oluşan kamplardan bir dünya aslında GAZZE.

 

Diri tutulanların, çağ atlamış çocukların şehridir GAZZE.

Çocukluk yaşayamadan, Bebeklik çağından ergenlik çağına direk geçenlerin, oyuncak belledikleri kirli ve zalim namluların soğukluğunu, yüzlerindeki masum sıcaklıkla ve fütursuz gülücüklerle örten intifada zambaklarının yeşerdiği yerdir GAZZE.

Top ve tanklara taş atarak direnen, kolları gövdelerinden büyük çocukların şehridir GAZZE.

Yetim kalanların, Evlat yitirenlerin Ana yerine koydukları yerin adıdır GAZZE.

Taksimin kurtlar sofrasında yapıldığı, Gazze’nin gerçek sahipleri olan 1 Milyon Gazzeli’ye kişi başına 200 m2, Bir avuç işgalci başına  18.500 m2 yer tanzim edildiği,  denizdeki balıkların dahi bu zorba paylaşıma tabi tutularak avlanabildiği talihsiz şerit.

 

Bir tarafını tarihin cehenneminden çıkagelmiş katil ruhun tuttuğu, diğer tarafını daha önceleri de ihanetine uğradıkları  Firavun ruhlu hainlerin tuttuğu açık hapishanedir GAZZE.

 

Tüm bunlara rağmen, Kolları ve Yürekleri gövdelerinden büyük kardeşlerimizin sığınağıdır GAZZE…

Birkaç yıl öncesine kadar Siyonist işgalin hüküm sürdüğü bölgeden ayrılması, İslami direniş gruplarının bir zaferiydi. Bu zafer Siyonist rejimin zoraki kabul ettiği ama, ayrıldıktan sonra fırtına estireceğini bildiği bir özgürlük hareketiydi.

2011 yılında, kaçırılan bir işgalci asker bahane edilerek GAZZE ye saldırılmış ama umulandan çok daha sert bir direnişle karşılaşılmıştı. Çekilmeden sonraki 2. Hezimet de böylece yaşanmıştı.

Şimdilerde ise, daha önceden defalarca tekrarladıkları, Filistin’i aç susuz, elektriksiz ve ilaçsız bırakarak bir soykırım gerçekleştirmenin yollarını tüketmektedir.

Siyonist rejimin insanlık tarihi boyunca gerçekleştirdiği zulüm ve katliamları dikkate alındığında, Filistin’de yeni bir soykırım gerçekleştirmekten asla çekinmeyecekleri aşikar.

Bizim yüreğimize bir yumruk gibi oturan ise ;

  • Mısır dahil birkaç arap ülkesinin, ABD ve Siyonist rejim adına yaptığı sınır değnekçiliği.
  • Tüm bu soykırım ve katliama rağmen, Müslüman ülkelerin Siyonist devlet ile ticari ve diplomatik ilişkilerini kesmemeleri.

 

Hal böyle olunca, Bedeni tekerlekli bir sandalye kadar, ama yüreği Siyonist ruha dünyayı dar edecek kadar büyük olan Ahmed Yasin’in, Alemlerin Rabbine şikayet ettiği “Ruhsuz ümmet” tanımı geliyor akla.

“Ya Rabbi ümmeti sana şikayet ediyorum” feryatlarının yükseldiği arşın, tepemize yıkılmaması için ne yapmaktayız sahi ???

 

Bu gün sınırlarını kapatan Mısır kadar, Ürdün kadar suçluyuz. Dünyanın istisnasız tüm halkları Filistin ve Gazze için ayağa kalkmışken, Filistin intifadası bir Global intifadaya evrilmişken, Müslüman devletler, Üniversiteler, STK’lar, Esnaf, Memur SİNMİŞ, SUSMUŞ, SESSİZ bir ürkeklikle cılız sesler çıkarabilmekte ancak.

Oysa,  Filistin, bu işgalden sonra her zamankinden biraz daha küçülecek gibi duruyor. Korkak yada politik korkular yaşayan yüreklerin soğukluğu ve sessizliğinden sebep, biraz daha daralacak toplama kamplarındaki hücre evler.

 

Şehid Şeyh Ahmed Yasin yaşasaydı, sanırım bizi ilahi dergaha şikayet etmez, belki de dualarında dahi unutulmuş görünen bu dilsiz ümmetin helakı için beddua ederdi. O peygamber varisi, dualarımızda, o mücahidlere katından bir ZAFER  lütfetmesini dilememizi istemişti.

Siyonist’e en azından buğz etmemizi, saflarımızı belirginleştirmemizi, GAZZE’ye ulaşacağından emin olacağımız çığlıklarımızı, öfkemizi, tekbirlerimizi ve dualarımızı eksik etmememizi istemişti.

En azından bunu yapmalıyız, bunun için gayret göstermeliyiz.

Öyleyse, Gelin dualarımızı ve seslerimizi birleştirelim.

Gelin namazlarımızda, kunutlarımızda avuçlarımıza ve yüreklerimize;

GAZZE’ye özgürlük, Mücahid’lere Güç kuvvet ve ZAFER duası iliştirelim.

Her doğan güneşten önce, tan yerine dualarımızı yürütelim. Bir zafer dileyelim Filistin için her ikindi vakti, gün devrilmeden geceye bir inşirah dileyelim.

AMİN.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum