1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Zeydi-Şii yakınlaşması
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Zeydi-Şii yakınlaşması

A+A-

 

Bugün İslam dünyasının birçok bölgesinde olduğu gibi bir arada yaşama becerisini gösteremeyen Yemenli Müslümanlar, iki bölgesel gücün desteğinde birbirleriyle savaşıyorlar.

Bu arada mezhepler tarihi ve İslam'ın modern zamanlardaki siyaset algısının dönüşümüyle ilgili önemli değişimler yaşanıyor. Suudi Arabistan'a dayanan Sünni Şafilerin Vehhabileşip Selefileşmesi, İran'a dayanan Zeydilerin Şiileşmesi, bize mezheplerin tarihte donmuş birer resim, esnetilemez kalıplar olmadığını gösteriyor.

Şafii mezhebinin kurucusu İmam Şafii'nin Ehl-i Beyt davasına sahip çıkıp “Eğer Ali'yi sevmek Şiilikse, ben de Şii'yim” demesine karşılık Şafi Yemenliler, Ehl-i Beyt davasının bayraktarlığını yapan Şii İran'a ve onlarla aynı gövdede birleşen Zeydilere karşı savaşıyorlar. Buna mukabil Zeydiler de, daha ilk dönemde Şiilerle aralarına belirgin çizgi koymuşken, bugün dünya Şii havzasına yakın durmaktadırlar.

Zeydiler, itikatta Mutezili, fıkıhta –neredeyse- Hanefi sayılırlar. Zeyd bin Ali, mezhebini beş esasa dayandırmıştı: Tevhid, adalet, va'd ve vaid; imamet ve ma'ruf'u emredip münkerden sakındırmak.

Zeydiler tevhid konusunda diğer sahih mezhep ve fırkalarla aynı görüştedirler. Adalete yaptıkları vurgu, mezhebin siyasi teması hakkında yeterince fikir verir. Zeyd bin Ali'ye göre, Allah kötülüklerden ve zulümden münezzehtir; bütün fiillerinde adildir, bundan dolayı küfrü, zulmü ve adaletsizliği yaratmaz. İman ve küfür, adalet ve zulüm açıklanmıştır, ikisinden birini insan seçer. Bu yüzden Allah, inkarı ve zulmü irtikap edenlere merhamet etmez, bu O'nun adaletinin gereğidir. Adalet imkansız değildir, herkes adil olabilir, Allah kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez.

Hiç şüphesiz Allah iyilere ödül vaadetmiştir (va'd), kötülere ve zalimlere de ceza (vaid)! Zulüm ve büyük günah işleyenler yapıp ettiklerinden vazgeçmeyecek (tevbe etmeyecek) olurlarsa ebediyyen cehennemde yanacaklardır. Büyük suç ve günahları (kebaire) işleyene kimse aracı olamaz, şefaat olacaksa cenneti hak edenlerin ödüllerini artırmak için olur. Büyük zulüm ve günah işleyenler belki “mü'min” isminden çıkar ama “küfür” ismine de girmezler.

Zeydiliğin merkezi itikadının “imamet” olduğunu söylemek abartı olmaz; Şiilik gibi usulü'd-din'dendir. Onlara göre Kur'an'daki “mülk” kavramı emir ve yasakları ifade eder, siyasi içeriklidir. İlk üç halife meşru ve itaate layık idilerse de, imam Ehl-i Beyt'ten olmalıdır. Ali (Hasan ve Hüseyin) soyundan kim imamlık davasında bulunursa ona itaat etmek vaciptir. Ancak imam adayının şu şartları haiz olması gerekir: Ergenlik yaşına gelmiş olması, özgür, erkek, zamanının en erdemli şahsı, cesur, cömert, takva sahibi, adil, Allah yolunda cihad eden, zalimlere ve zorbalara karşı sert ama mü'minlere karşı merhametli ve güvenli olmalıdır. İktidarı bir şekilde elde edip kitleleri etkileyen kimse imam olamaz, içtihat yapabilecek seviyede alim olmalı. Zeydiler, Şiilerden farklı imamın batıni bilgilere sahip olması şartını aramazlar. Bu evsafta biri ortaya çıkar da imametini ilan eder, halktan biat talep eder ve mücadeleyi göze alırsa ona itaat etmek vaciptir.

Zeyd bin Ali beş konuda biat istiyordu: a) Kur'an ve Sünnet'e ittiba, b) Ehl-i Beyt'e bağlılık; c) Zulmedenlere karşı cihad, d) Mahrumların haklarını geri alma, e) Zulmü ortadan kaldırma sözü. Yahya bin Hüseyin'e göre mazlumlara yardım etmek, onları zalimin baskısından kurtarmak farzdır. Zeydilerin “ma'ruf'u emretme, münkerden sakındırma” umdeleri de bununla ilgilidir. Bundan iki şeyi anlıyorlar: Biri ahlaki olarak toplumu iyileştirme çabası ve faaliyetlerin tümü; diğeri zulüm ve zorbalığı kaldırma cehdi. İyiliği emretmeyen ölüme yaklaşır, kötülükten sakındırmayan da batıl için yaşamış olur. Kitaba ve Sünnet'e uymayan bir halk asidir, halkı asi olan ülkeden –hapiste olmadıkça veya çok zayıf değilse- hicret etmek gerekir.

Zeydilerin Şiilerden farklılaştıkları önemli noktalar var: 12 masum imama ve beklenen Mehdi'ye inanmazlar; Kerbela toprağından yapılan taş üzerine secde etmezler; humus vergi almazlar; can ve mal tehdit altında değilse takıyye yapmazlar; mut'a nikahına cevaz vermezler; ezanda “Aliyyun veliyullah” demezler.

Şu sorular önemli: Bundan 1276 yıl önce Ehl-i Beyt'te vuku bulan çatallaşma acaba 21. yüzyılda kapanıyor mu? Yeni Şii siyasi dalgayla buluşan Zeydiler bunun göstergesi mi? Eğer öyle ise, onları bir araya getiren şey nedir? Motivasyon mezhep mi, başka şey mi?


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.