1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Zamanda kemal, tarihte ilerleme
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Zamanda kemal, tarihte ilerleme

A+A-

Bundan önce zihinsel, maddî ve küresel bir gerçekliği olsa da "2000 yılı imajı"nın "medyatik bir telkin" olduğunu yazmıştık. "Bunun ne önemi var" diye sorulabilir. İnsanların zaman algısı, Allah, varlık ve hayatın anlamıyla ilgilidir. Zaman bizim yaşama ve örgütlenmezi biçimlendirici rol oynar. Modern dünyanın zamanı dilimleyip kodlaması, modern zaman, yani modern tarih algısıyla yakından gilgilidir. Gerisinde Yahudi-Hıristiyan inancından ilhamını alan mesiyanik beklenti ve versayımlar olsa da, sonunda moderlik dini olan herşeyi seülerleştirme işlemidir. Günümüzün akışı çin şöyle düşünebiliriz: Şimdi veya sonra şu veya bu yüz veya bin yıla girmiş olmamız, eğer kendimiz, dünyayı algı biçimimiz, varlık tasavvurumuz, düşüncelerimiz ve dolayısıyla yaşama tarzımız köklü bir değişime uğramayacaksa zamanın sayımına yarayan rakamların art arda gelmesi hiçbir şeyi değiştirmez.

Bugüne kadar salt hareketin ölçüsü olarak bilinen zamanı kaydetmenin birden fazla yolu olmuştur. Mayalılardan bu yana her büyük kültür ve medeniyetin zamanı izlediği bir takvimi var. Herhangi bir tarihsel olayı takvimin başlangıcı saymak dinin amir hükümleriyle ilgili değildir. İslam takvimi Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.)'in Mekke'den Medine'ye hicret ettiği olayla başlar. Ancak bunun resmî bir kabul görmesi sonraları Hz. Ömer (r.a.)'in uygun görmesiyle olmuştur. Hicret öncesi önemli bazı olaylar da İslam takviminin başlangıcı olabilirdi. Sözgelimi Miladi takvim nasıl Hz. İsa'nın —iddiaya göre beş gün farkla— doğumunu esas alıyorsa, Müslümanlar da Peygamber Efendimizin doğum yılını (Miladi 571), ya da 610'a tekabül eden Bi'set de olabilirdi. İçtihadî olan bir mesele asırlar boyu genel kabul gördü, halen görmeye devam etmektedir. İslam açısından üzerinde durulması gereken iki husustan biri "zaman"ın tamamen "Allah'a ait ve Allah'ın takdiri dahili'nde cereyan ediyor olması; ikincisi "Allah katında ayların 12" olarak tasnif edilmiş olmasıdır.

Bu, zaman bilincinin bize Allah tarafından verildiğini göstermektedir. Yine de zaman basit bir takvim olayı değildir. Belirgin özelliği insanın üzerinde tarihini yazdığı kutsal ve belirli (Ecelü'n müsemma) bir sahife olmasıdır. İslam bilginlerine göre Allah önce İlk Aklı (El Aklu'l evvel) yarattı; İlk Akıl aynı zamanda Kalemdir. Kalem yazmaya devam ettikçe yaratma da devam ediyor. Bunun boyutu kozmik ve meta—kozmiktir. İnsana verilmiş sahife üzerinde ise sadece tarih yazılıyor. Bu açıdan tarih yalnızca insana özgüdür; dünya ile ilgilidir ve aşkın zamanın bir boyutudur. Burada önemli olan Allah'ın irade, kudret ve rahmetinin her an tecelli ettiği aşkın (meta—kozmik) zamanla insana ve dünyaya ait zaman arasındaki uyum ve uygunluktur. Yani insanın tarihi aşkın olana katılmaktır, bundan dolayı tarih maddi güç ve refah biriktirme çabası değil, insanın Allah'a doğru yürüyüşüdür. Bu bize insanın yazdığı tarihin hiç de Aydınlanma'nın öne sürdüğü gibi doğrusal (lineer) değil, aşağıdan yukarıya, yani “dikey” ve “düşey” olduğunu gösteriyor. Dikey ve düşey olma hali devrevî olan genel zaman, yani "Allah'a ait olan ve yine Allah'a dönecek olan insanin helezonik zamanlar içinde kaydettiği yükselişler ve düşüşlerdir. Her şeyin aslında kayıt altına alındığı zamanda kemal ve tereddi vardır. İnsan isterse Ahsen—i takvime (varlığın en üstün örneğine) yükselebilir, isterse Esfel—i safilin derekesine düşebilir. Doğrusal olan hayatın kantitatif, nicel büyüklüğü ve cesametiyle ilgilidir, helezonik dikey ve düşey zaman evrelerinin tecelli ettiği büyük devrevî zaman telakkisinde ise algıda, düşünme şekillerinde ve yaşama biçimlerinde kalitatif, nitel değerler ve idealler belirleyicidir.

Bu anlattığımız kozmik ve dünyevî konseptte takvim, gücü ve hakimiyeti ifade eder. Her bir evre en geniş anlamda "bir gün"dür ve "bütün günler Allah'a aittir (Eyyamü'llah). Allah güç ve hakimiyetin sembolü olan "günleri insanlar arasında döndürüp dolaştırıyor." Helezonik zamanın iniş ve çıkışları durmaz. Zamanı tarihe indirgediğimizde yöneleceğimiz yegane hedef, varlığın maddi düzeylerinde “ilerleme”ktir. Zamanı Allah’ın yaratması olarak aldığımızda ana yönelimimiz “kemal” olur. İlerleme kemal’in önüne geçmiş bulunuyor, ancak bunun geçici olduğunu bilmek gerekir. Zaman ve tarih algımız değiştiğinde tarih adına zamana hükmettiğini zanneden mütegallibe güçlerin de inkar ve zulümleri sona ermiş olacak.

Bir paradigma ve medeniyet inişe geçerken, diğeri yükselişe geçmeye başlar. Görünen o ki, geçmiştekilere benzemeyen yeni, küresel ve her alanda yüksek kalitenin arandığı bir helezonik zamana giriyoruz. Bu zamanın değerini dinler ve tabii en başta İslam dini tayin edecektir


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.