1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Zaman var mı?
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Zaman var mı?

A+A-

28 Ocak Salı günü Sayın Cumhurbaşkanı’yla birlikte Roma’ya gitmek üzere uçağa bindik.

Mutad olduğu üzere uçakta gazete dağıtımına başlandı. Hostes hanıma “Zaman var mı?” diye sordum. “Yok” diyor, olan gazeteleri sıralıyor. Ben de “Bana resmi görüşü temsil eden bir gazete verin” diyorum. Gülümsüyor. İsimlerini vermeyeceğim ama sahiden artık değil “yarı resmi El Ehram”, “sivil resmi” konumda yayın yapan iki gazete aldım. “Neden Zaman yok, THY’nin bir gazeteyi boykot etme yetkisi var mı?” diye soruyorum, “Lütfen bunu en tepedeki yetkilinize iletin. THY, yolcularının, ambargo koyduğu gazetelerden haber alma ve yazarları perspektifinden olayların yorumunu öğrenme hakları”nı ellerinden alamaz. Başında dindar muhafazakâr yöneticilerin bulunduğu THY’ye bakın, hükümete eleştirel bakan gazeteleri yasaklıyor, bununla da yetinmeyip “Bank Asya’yı batırma” planı çerçevesinde kuruma ait parayı finans kuruluştan çekip TMSF’nin el koymasına müsait hale getiriyor. Bank Asya kulvarında başka 9 banka var, bir sistemi çökertme pahasına “intikamcı” uygulamalara imza atılıyor. Bu nasıl “dindarlık, bu nasıl vicdan!” Hani “Bir topluluğa olan kinininiz sizi adaletten ayırmamalı” değil miydi?

Kaderin tecellisine bakın, arkada oturan Sedat Ergin, bana Zaman uzatıp “Burada yoksa bende var” diyor. Yanımda Türkiye’den Nuri Elibol –o da neden Zaman dağıtılmadığını soruyor-, arkada Milliyet’ten Kadir Gürsel gülüşüyoruz. Hürriyet’ten Ergin, “Bu kıyağımı da unutma” diyor. Birkaç kişinin Zaman isteğine karşılık verilmediğini öğrenen Cumhurbaşkanı danışmanı kızıyor, “Neden Zaman da uçağa alınmamış?” diye çıkışıyor.

Bizler kenara itilmiş, dışlanmış, horlanmış bir toplumun insanlarıyız. 100 senelik büyük, acılı bir mücadeleden sonra toplumsal merkez, bürokratik merkezi meşru yollarla geriletip son 10 senede iktidar oldu. Bu iktidarın vücud bulmasında 100 yıllık bir mücadele, bu mücadeleye katılmış her gruba, cemaat, tarikata mensup veya mütedeyyin insanların emeği, duası, acısı var. Eğer bugünün gururlu muktedirleri bu başarıyı tamamen kendilerine ait zannedip devleti, erkleri temellük ediyorlarsa günah işliyorlar. Hiçbir emek zayi olmaz, yüce Allah “Kişiye kendi emeğinden başkasını” hak olarak tayin etmemiştir.

Bu iktidardan beklentimiz “toplumsal merkezi” muktedir kılmaktı, bir grubu, bir cemaati değil. Toplumsal merkezde sadece Sünniler, Milli Görüşçüler, Nurcular, Süleymancılar, Anadolu milliyetçileri bulunmuyor; bu toplumun ana gövdesi yer alıyor. Alevilerden Kürtlere, gayrimüslimlerden hak ettiği payı alamayan laiklere herkes bu ana kubbenin altında toplanmış. Herkes adalet istiyor. “Dindar nesil yetiştireceğiz” diye “İmam hatipçilik”i yarı resmi ideoloji, görünmez devlet paradigması haline getirmeye kalkışırsanız en büyük zararı imam hatiplere vermiş olursunuz. İmam hatipler kimsenin malı, “yeminli ideolojik mücadeleleri”nin aracı değildir. Belli bir akıl doğrultusunda imam hatipleri temellük edenlerin pek eski hesaplaşmalarına vasıta kılmak bu ülkeye yapılacak en büyük haksızlık olur. Bazıları bu gerilimin gerisinde Milli Görüş-Nurcu ve İslamcı-Nurcu kavgası olduğunu zannediyor, hayır bu kesinlikle yanlıştır, yanıltmacadır. Bu başka bir şeydir.

Soruna çözüm getirmenin tek yolu vardır. THY örneği bize ışık tutar. THY değil Zaman, Bugün ve Taraf gazetesine ambargo koyması, kanun dairesinde yayın yapan hiçbir gazeteye ambargo koyamaz. THY kimsenin malı değildir. Yeni Asya, Yeni Mesaj, Yeni Çağ, Evrensel, Özgür Gündem vd.  gazeteleri almalıdır. Tek ölçü bir gazetenin kanun dairesinde yayın yapma hakkına sahip olmasıdır.

Bu ağır hakaretler, insanların akidelerine, inançlarına yapılan saldırılar, ardı arkası gelmeyen tehditler, toplumu barut fıçısına dönüştürüyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın önemle vurguladığı gibi dil ve üslubu bozmayalım, kim kiminle hesabı varsa bunu hukuk dairesinde yapsın.

“Zaman var mı?” diye soracak olursanız, ben “Hâlâ zaman var” derim. Geç kalmayalım. Birbirimize “hakkı ve sabrı” tavsiye edelim. Aile huzurumuzu, kardeşliğimizi, sosyal barışımızı bozmayalım; bunu saldırıları edeb ve hukuk dışına çıkanlara hatırlatalım, ülkemizi içine çekmekte oldukları anafordan uzak tutalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.