1. HABERLER

  2. EDİTÖRDEN

  3. Yüzyılın Felâketi(Anlaşması).../ EDİTÖRYA
Yüzyılın Felâketi(Anlaşması).../ EDİTÖRYA

Yüzyılın Felâketi(Anlaşması).../ EDİTÖRYA

A+A-

 

Bay Kumarbaz! Donald Trump’ın ABD Başkanı olması ile Ortadoğu’daki kaos her geçen gün büyüyerek devam ediyor.  Trump yönetiminin iş başına geçmesinden bu yana, İslam coğrafyası aleyhine birçok adım atıldı/atılıyor.

 

Kudüs'ün işgalci İsrail'in Başkenti olarak kabul edilmesine karşın sözüm ona 'İslam devletlerinin' yetersiz tepkilerinden dolayı daha da cesaretlenen ve azgınlaşan Amerika ve İsrail ittifakı, azgınlıklarının son ve en tehlikelisi sayılabilecek olan bir adım atmak üzereler. “Yüzyılın Anlaşması” adı altında Filistin devleti aşamalı olarak tamamıyla yok edilmek isteniyor. Buna karşın Filistin direniş güçleri ve bir kaç devlet dışında tüm İslam alemi adeta olayın vuku bulmasını beklemekte.

Arap devletleri, daha önceki katliamlarda ve birçok önemli olayda olduğu gibi, olayın gerçekleşmesi sonrası bir iki kınama bildirisi yayınlanıp, Filistin’den ve meselesinden kurtulmak için adeta gün sayılmaktadır. Tarihinin hiçbir döneminde bu denli bir zillet yaşamamış olan Arap Devletlerinin bu hâli Filistin'in durumundan daha vahim olduğu açık ve ortadadır. Siyonist İsrail rejiminin amaçlarına hizmet edecek olan “Yüzyılın Anlaşması”nı ABD Başkanı Donald Trump’ın çevresindeki evanjelik ekibin hazırladığı biliniyor. Planın hazırlayıcıları olarak ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve danışmanı Yahudi Jared Kushner ile Trump’ın Uluslararası Müzakereler Özel Temsilcisi Jason Greenblatt’ın isimleri ön plana çıkıyor. Son dönemde ABD’nin Ortadoğu politikalarının belirleyicilerinden biri olarak gösterilen Jared Kushner, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile de yakın bir ilişkiye sahip.

Yüzyılın Anlaşması’ planı henüz açıklanmadığı için planın bütün maddeleri tam anlamıyla bilinmemekle beraber, Batı medyasına sızdırdığı kadarıyla bazı başlıklar ve içeriği aşağıdaki gibidir;

-Kudüs, İsrail’e bırakılıyor. Kudüs’ün tamamını Siyonist İsrail rejiminin başkenti olarak tanıyan plana göre Filistin’e ise Abu Dis adı verilen yerde bir başkent oluşturulması hedefleniyor. Filistin devletine Doğu Kudüs ile Batı Şeria arasında kalan bir bölgede yer alan küçük bir bölgede yeni bir başkent oluşturulması amaçlanıyor. Yani mescid-i Aksa dahil tüm Kudüs Yahudilerin olacak.

-İşgal birimleri varlığını sürdürecek ‘Yüzyılın Anlaşması’ planında yer aldığı belirtilen diğer bir maddeye göre ise Batı Şeria’da bulunan yasa dışı işgal yerleşkelerinin varlığı devam edecek. Siyonist İsrail rejiminin Batı Şeria’da oluşturduğu işgal birimlerinin çok az bir kısmının ise yerinin değiştirilmesi öngörülüyor. Sözüm ona Filistinlilere bir devlet(cik) verilse de ancak İsrail’in sömürgesi/kolonisi olması kaydıyla olacak. Silâhı savunması olmayan Yahudilerin en az kendileri kadar vahşi olan köpekleriyle rahatça gezip dolaşacaklardı, cirit atacakları sözde bir devlet.

 -Gazze’ye özel statü ‘Yüzyılın Anlaşması’ planında Gazze’ye ilişkin de bir madde bulunuyor. Medyaya sızan bilgilere göre Gazze’ye özel bir statü verilmesi gündemde… Nihai amacı Filistin davasını tasfiye etmek olan ‘Yüzyılın Anlaşması’ planına göre Gazze’de oluşturulacak özel statülü bölgenin güvenliğini Mısır üstlenecek. Öte yandan plana göre Gazze’de ayrı bir devlet mi kurulacağı yoksa Gazze’nin Filistin’e bağlı olarak mı kalacağı ise şimdilik bilinmiyor. Mısır firavunu Sisi’ye bırakılmak istenen Gazze yönetimindeki asıl hedef, kuşkusuz Katil Sisi eliyle tüm direniş liderlerinin rahatça öldürülmesidir.

Plana göre Filistinliler geri dönemeyecek

 ABD yönetimindeki evanjelik ekibin çalışmaları ile hazırlanan ‘Yüzyılın Anlaşması’ planına göre Filistinli mülteciler sorunu da devam edecek. Siyonist İsrail Rejimi işgali sonrasında mülteci konumuna düşen Filistinlilerin çifte standart uygulamaya tabi tutularak evlerine geri dönmelerine izin verilmeyecek.

Sonuç olarak;

Tüm bu gelişmelere karşın, Filistin halkı ve Filistin direniş grupları son yüzyılda yaptıkları gibi, direnmeye ve mücadele etmeye kararlıdırlar. Müslüman devletlerin tutarsızlığı ve teslimiyetine rağmen Dünyanın birçok yerinden Müslümanlar Filistin’in ve Kudüs'ün yanındadır. Tarihe isminin zillet ve lanetle geçmesini istemeyen başta Arap Devletleri ve Müslüman coğrafyasının tüm Devlet ve yöneticileri de direnişin ve hakkın tarafında olmalıdır. Aksi takdirde hem bu dünya da hem diğer dünya da zillet üzerlerine yapışıp kalacak. Türkiye de İslami camialar ve STK'ların son zamanlarda alışkanlık haline getirdiği; olay vuku bulduktan sonra, birkaç basın açıklaması ve gösterilerle olayı geçiştirme kolaylığından vaz geçerek olayın ciddiyetini ve yapabileceklerini bir daha gözden geçirmeleri gerekmektedir. Şüphesiz güç ve teklif ilişkisini biliyoruz ama gücünün ne olduğunu unutan Arap devletlerine benzemememiz gerektiğini hatırlatalım.

 Testi kırıldıktan sonra dövünmek çare değildir

 Şüphesiz onların hesaplarına, planlarına karşılık Allah'ın da bir planı vardır. Ve biliyoruz ki Allah'ın planı en güçlü ve mutlak olandır. Bir kez daha Yahudilere ve onların hamisi olan Dünya müstekbirlerine hatırlatalım; Filistin topraklarının üzerine kurulmuş bir İsrail asla rahat yüzü görmeyecektir. Bugün olmasa da yarın, muhakkak yok olacaktır.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.