1. YAZARLAR

  2. Hilâl Kaplan

  3. Yurtta yerli, dünyada yerli
Hilâl Kaplan

Hilâl Kaplan

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Yurtta yerli, dünyada yerli

A+A-

HDP’nin İmralı heyetindeki Sırrı Süreyya Önder, geçtiğimiz ay Radikal’e, Öcalan’ın Gezi’den beri savunduğu tezleri sahiplenen  bir yazı yazarak Cihangir’le özdeşleştirilen ‘seküler güçler’e çekilme çağrısı yapmıştı.

Ayrıca Önder, ‘dış mihraklara’ atıfla, muhataplarına ‘en azından şunu sorun bari’ diyordu: “Ajan-provokatör faaliyetleri bir yana bırakabiliriz, gördüklerimizi ve bildiklerimizi bile söylesek destan olur. Görünür olanlara bakınca, yani ABD’den Almanya’ya, İngiltere’den Fransa’ya varana değin bölgede yaratılan yoğunlaşma karşısında en milliyet sevmez olanımıza bile şunu dedirtmez mi?. “Dağ bizim, maral bizim, avcı burda ne gezer?”

Ancak, yine HDP içinden karşı-cevabın gelmesi gecikmedi. Aysel Tuğluk, birkaç gün içinde hem seküler güçlere ittifak çağrısı yaptı, hem de Amerika’nın arabuluculuğu noktasına gelen Kandil’in pozisyonunu siyasal alanda temsil etti. (Bu dönüşümü “Bijî Serok Obama!” yazısında incelemiştik.)

Çözüm süreci, ‘bitti’ denilerek bitirilemediği için, hükümet Kobanê üzerinden sıkıştırılarak, sürecin tanımlayıcı unsuru olan ‘yerliliği’nin ortadan kaldırılmasına ve tedricen akim bırakılmasına uğraşıldı. Nitekim, âkil insanlarla yaptığı toplantıda Başbakan Davutoğlu da süreci “bu topraklarda, bu toprakların insanları arasında” diye tanımlamıştı. Gelinen noktada süreç, bu topraklarda, bu toprakların insanları arasında yoluna devam ediyor.

Çözüm sürecinden sorumlu Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ile HDP heyeti arasında yapılan görüşmeden, sürecin hızlandırılması ve nitelikleştirilmesi kararı çıktı. Buna göre İmralı heyeti genişletilecek, süreci kayıt altına alacak bir sekreterya oluşturulacak, adadaki mahkûmlar değiştirilecek ve en önemlisi aylardır PR’ı yapılan ‘üçüncü göz’, yani gözlemci heyet yine bu toprakların içinden, âkil insanlar heyeti arasından seçilecek.

HDP heyeti ile görüşen Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın “Görüşme olumlu, yaşananlardan ders çıkarmak lazım. Diyalog zeminini kaybetmeden, köprüleri atmadan kanalları açık tutmalıyız” sözü taraflar açısından yaşananların sürece inancı pekiştirdiğine işaret ediyor. Öldürmeyen her darbe süreci güçlendiriyor.

6-8 Ekim Kıyımı’nı da bu bağlamda okumak gerekiyor. Ancak HDP’nin ve daha önemlisi Kandil’in bu dersi çıkardığını anlamanın tek yolu bölgede ‘özerkçilik’ oynayan hevallerine dur demelerinden geçiyor. Zira hükümet, kamu düzeni tesis edilmeden başka bir adım atılmayacağını defaatle belirtmiş bulunuyor. Ayrıca bu, bölge insanını özerklik adı altında küçük Stalinist komünlere mahkûm etmeye çalışan çetelere karşı devletin de üzerine vazife olan bir gereklilik.

Sürecin bundan sonraki ayağında, atılacak adımlara ve müzakere sürecinin alenileşmesine-şeffaflaşmasına paralel olarak PKK’nın Türkiye’den silahlı güçlerini çekmesi ve silahsızlanması konuşulacak. Esas gürültü bu noktada kopacak. Provokasyonlara karşı hazırlıklı olmalıyız

Önceki ve Sonraki Yazılar