1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. YİTİRDİĞİMİZ DEĞERLERİMİZ – 2: ADALET
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

YİTİRDİĞİMİZ DEĞERLERİMİZ – 2: ADALET

A+A-

         

“Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder. Çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl, 90)

“Ey insanlar dikkat ediniz! Rabbiniz tektir. Arabın, Arab olmayana, Arab olmayanın Arab’a, siyahın kırmızıya, kırmızının siyaha, takvadan öte hiçbir üstünlüğü yoktur. Şüphesiz Allah Teâlâ katında en üstününüz, Allah Teâlâ’dan en çok korkanınız(takvalı olanınızız)dır .” (Müsned-i Ahmed b. Hanbel, 5/41)

Adalet: Düzenli ve dengeli davranma, her şeyin ve herkesin hakkını verme, haksızlıklardan uzaklaşarak orta yolu tutma, bir şeyi yerli yerine koyma, insaf ve eşitlik anlamlarındadır. (Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 1/341)

Geniş kapsamlı bir kavram olan adaletin zıttı zulüm; zulumat, hıyanet ve insafsızlıktır. Davranışlarda dengesizlik, eşyaların, hakların yerli yerin(d)e olmaması/konulmamasıdır.

İslam, adaletin ta kendisidir. Müslümanlar ise bu adaleti benliklerine sindiren ve hayatlarında pratiğe döken/bizzat yaşayan kimselerdir. Eğer İslam’ın öngördüğü hayat kıstasları, başta adalet olmak üzere, fert ve toplum hayatında pratize edilmiyorsa, orada gerçek anlamda ne İslam’dan ve ne de Müslümanlardan bahsetmek mümkün değildir/olmayacaktır.

Günümüzde Müslümanların yitirdiği değerlerin en önemlilerinden birisi, şüphesiz ki “ADALET” kavramıdır. Adalet duygusunu yitiren bir kişi veya toplumda huzur, güven, sevgi, merhamet, şecaat,  ihsan gibi erdemli/insani hal ve hareketler kalmaz. Söz konusu adaleti yitiren kişi/toplum, insani ve İslami güzelliklerden mahrum kalır. Ne yazık ki Rabbimizin yukarıda verdiğimiz ayeti celilede inananlara hitaben emrettiği adalet, iyilik, akrabaya yardım hasletlerini; ümmet olarak çoktandır yitirmişiz. Yerilen çirkin işler, fenalık ve azgınlığı da kendi öz hasletlerimiz gibi (Rabbim muhafaza buyursun) işler hale gelmişiz. Oysaki bu ayeti celile sık sık toplumumuzda/tarafımızdan okunmakta, güncel olarak vaaz ve nasihatlerimize konu olmaktadır.

Din nasihattir, ama bu nasihatler her nedense pek de içimize sinmemekte ve bizleri pek şekillendirmemektedir. Evet, burada toplumsal olarak muhakkak bir çıkmazda olduğumuz gerçeği vardır ama bizler bu gün bu gerçekleri anlamaya, kavramaya ve yaşamaya pek yanaşmamaktayız. Evet, bunlar acı ama gerçekler olarak tüm çıplaklığıyla yüzümüze an be an çarpmaktadır…

 

Evet, adalet her şeyin yerli yerinde olması/yerli yerine konulmasıdır. Ötesi zulumattır. Zulumatın yok olması, mutlak anlamda adaletin tesis ve de tahkim edilmesi ile mümkündür. “Hakk geldi, batıl zail oldu. Şüphesiz ki batıl yok olmaya mahkûmdur.” (İsra, 81) Müslümanlar olarak fert fert öncelikle nefislerimizde adaleti tesis ve tahkim etmedikçe, toplumsal anlamda adaletin tesisi mümkün olmayacaktır. İslam’a inanan, Müslüman’ım diyen kimse, her türlü insan ilişkilerinde, davranış ve tavırlarında bihakkın adaleti gözetmesi gerekir. Zira İslam bizzat kendisi adaletin, emanın ta kendisidir. Şayet herhangi birisi mümin olduğunu izhar ediyor ve çevresine eman vermiyor, çevresi tam anlamıyla kendisine güvenmiyor ise, o kimsenin kendisine mutlaka bir çeki düzen vermesi gerekiyor demektir. Haliyle insan/mümin öncelikle kendisiyle Rabbinin arasını düzeltmeli, qal ile hali bir olmalı; qalen de halen de Rabbinin rızasını kazanmalıdır. Bu rızaya binaen kişinin çevresiyle aynı ilişkiler geliştirmesi, insanların da güvenini kazanması, insanların kendisinden emin olması gereği vardır. Elbette ki bütün bunlar, İslami anlamda adaletin yüreklerde tesis edilmesi sonucu meydana gelebilecektir. Bu adaletin öncelikle nefislerde tesis edilmesi, insanın kul olarak indi ilahide mutlak bir sorumluluğu ve zorunluluğudur. Hükmullahın inananlara yüklemiş olduğu sorumluluk ve zorunluluk, günümüzde biz Müslümanlar tarafından ne acıdır ki hafife alınmakta ve kişisel faydalar uğruna ihmal edilmektedir. Müslümanların bu talihsiz halini en kısa sürede Qur-an ve sahih sünnet çerçevesinde çözüme kavuşturulması kaçınılmaz hale gelmiştir. Tabii ki bunun olabilmesi için hassaten İslami anlayışımızın, kavrayışımızın, inanışımızın ve de yaşayışımızın sağlam bir zemine/Qur-an ve sahih sünnete dayandırılması gerekmektedir. Elbette ki bununla beraber bir taraftan samimiyet, sadakat, irfan üzere olunması gerekirken; diğer yandan da kibr, ucb, bencillik, iftira, yalan, gıybet türündeki manevi marazlardan da arınma gereği vardır. Bu anlamda fert ve toplum olarak kendi kendimizi mutlaka yeniden hesaba çekmeli, yeniden gözden geçirmeliyiz. Hata ve yanlışlıklarımızı, eksik ve fazlalıklarımızı, İslam’ın ölçüleri ışığında gidermeye çalışmalıyız. Bu anamda Müslümanlar olarak yeni bir bakış ve yeni bir yaklaşımla; Rabbimize teslimiyetimizi, kulluğumuzu ve inancımızı belki sil baştan ele almalıyız. Bu manada var olan tabularımızdan kesinlikle kurtulmalı ve onlardan korunmalıyız.  Zira tabular, gerçeklerin anlaşılmasının önünü perdeler, gözleri göremez, kalpleri anlayamaz hale getirir ve feraseti tıkar. Tabular, insanı tehlikeli, anlamsız mecralara sürükler, insanlar arasındaki ilişkileri zora sürer ve insani hasletleri çok tehlikeli bir şekilde törpüler, yok eder. Tabular, toplumsal bağları çözer, kalpleri katılaştırır, insanları kamplaştırır, ülfetin yerine adaveti tesis eder…

İnsanların/toplumların sağlıklı olarak yaşayabilesi ve gelişebilmesi için mutlak anlamda adalete ihtiyaç vardır.  Zira adaletin olmadığı yerde/toplumlarda insanlar arasında güven olmaz. Güvenin olmadığı yerde insanlar arasında birlik ve beraberlik kaybolur. Toplumsal hastalıklar baş gösterir. Hâlbuki İslam, bu tür marazlara tamamen çözüm getirmiştir. Bu çözümün en kâmilini Efendimizin hayatında ve O’nun ashabının hayatında bütün açıklığıyla görebilmekteyiz.  Kısa bir süre önce cahiliye toplumu olarak tarif edilen bir toplum; kısa bir süre sonra medeni bir toplum haline gelmiştir. Bu toplum ki kısa bir süre önce bedevi bir hayat üzereyken, kısa bir süre sonra Qur-an’ın hidayeti ile yeryüzüne adalet yaymıştır. Zamanın küresel istikbarına karşı, garibanların, kimsesizlerin, zayıf bırakılmışların korunağı, sığınağı, barınağı haline gelmiştir.

İslam, adil olmayı hayatın temeline yerleştirir. Adalet üzere bina olunmayan hayatı asla kabul etmez. Efendimizin şöyle buyurduğu rivayet olunmaktadır.

Ebu Hureyre (ra)’dan rivayetle Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Yedi sınıf insan vardır ki, Allah onları hiçbir gölge bulunmayan kıyamet gününde kendi gölgesinde gölgelendirecektir:

1-Adil (adaletle hükmeden) devlet başkanı,

2- Allah’a ibadetle yetişen genç,

3- Kalbi Allah’ın mescitlerine bağlı olan kişi,

4- Birbirlerini Allah için sevip, Allah için ayrılan kişiler,

5 – Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine “ben Allah’tan korkarım” diye yaklaşmayan kişi,

6 – Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,

7 – Tenhada Allah’ı anıp, gözyaşı döken kişi.” şeklinde buyurdu. (Riyazü-s Salihin, Hadis no: 660)

Evet, Allah(cc)’ın rızasına nail olabilmenin en başında Adil devlet başkanı gelmektedir. Devlet başkanı, devlet idarecileri, devletin kural ve kurumları adil olunca; tebaasının da adil olması kolaylaşır. İnsanlar arasında ki insani bağların gelişmesi, birlik ve beraberliğin, sevgi ve saygının güven ve sadakatin yer etmesi daha da kolaylaşacaktır. Haliyle diyoruz ki; kendilerini Müslüman olarak gören avam-havas her kim olursa olsun: hayatının her alanında ve her noktasında adalet üzere olmak, emrolundukları üzere dosdoğru (Hud, 102) olmaya azami derecede özen göstermek olmazsa olmazı olmalıdır.

“Allah, insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisa, 58) Yeniden yitirdiğimiz değerlerimizi bulabilmek, anlayabilmek ve yaşayabilmek temenni ve dualarımla…

                                                                                                    

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum