1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. YİNE BİR 25 KASIM VE DEĞİŞEN NE?
YİNE BİR 25 KASIM VE DEĞİŞEN NE?

YİNE BİR 25 KASIM VE DEĞİŞEN NE?

A+A-

 MAZLUMDER Diyarbakır Şube Üyesi Av. Müzeyyen Boylu, 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” nedeniyle bir basın açıklaması yaptı.

İşte Basın Açıklamasının tamamı:


25 KASIM “KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNܔ


Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı mücadele eden ve kadın haklarını savunan üç kız kardeşin bu mücadelede giderek kendilerini geliştirerek bir harekete dönüştürmeleri söz konusu olmuştur. Buna tahammül edemeyen, insanlık suçları işleyen bu dönemin diktatör rejimi ve bu hükümetin başı Trujelo’nun askerleri tarafından bu kadınlara önce tecavüz edilir, sonra da öldürülüp bir uçurumun kenarına atılırlar.


Latin Amerikalı kadınlar 1981’de Dominik Cumhuriyeti’nde toplanarak kadın kurultayı gerçekleştiriyorlar ve bu kurultayda 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak ilan edilmiştir. Ardından BM’nin de kadına karşı şiddetle mücadele için böylesi bir günü destekleme arayışı ve çabaları söz konusu olmuş ve sonraki süreçte giderek artık BM’de bu günü resmileştirilerek bir karara bağlamışlardır. Ve artık kadınlarla dayanışma günü diyebileceğimiz bir gün ilan edilmiştir.


KADINLARLA ERKEKLERİN EŞİT OLDUĞUNU REDDEDEN BAKIŞ AÇISI VAR


Kadınların doğumdan ölüme kadar şiddet ve ayrımcılığa maruz kaldıkları maalesef acı bir gerçektir. Her toplumda ve her zaman ister barış ister savaş dönemlerinde hep karşımıza çıkmıştır. Kadına yönelik şiddetin temelinde kadınları boyunduruk altına almak isteyen erkek egemen zihniyet ve bu zihniyetin oluşturduğu mekanizmalar vardır. Bu zihniyet kadınlarla erkeklerin hayatın her alnında eşit olduğunu reddeden bir bakış açısına sahiptir.


Biz bu açıklamayı yaptığımız anda bile dünyanın her yerinde binlerce kadın eşlerinden, babalarından dayak yiyor, hakarete maruz kalıyor, tecavüze uğruyor, hatta öldürülüyor. Dünya genelinde istatistiklere baktığımızda korkunç bir tabloyla karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. Fatma Babatlı olayı da bunun en bariz örneklerinden biridir.

- 15 - 40 yaş arası birçok kadının kanser, trafik kazaları yada sıtma yerine toplumsal cinsiyet kökenli şiddet nedeniyle ölüyor yada yaralanıyor.


- Her 3 kadından biri, dövülüyor, cinsel ilişkiye zorlanıyor yada taciz ediliyor.


- Kadın cinayet kurbanlarının yüzde 70’i erkek partnerleri tarafından öldürülüyor. 


Ülkemizde ise bu oranların dünya standartlarından çok farklı olduğu söylenemez. Mevcut yasaların yetersizliğinden kaynaklı kadına yönelik ayrımcılık, şiddet devlet ve bir kısım toplumsal kurumlar tarafından beslenmektedir. Bu bağlamda ülkemizde kadının töre, ahlak ve yanlış din algılayışı referans gösterilerek cinsiyetçi baskı ve ayrımcılıktan kurtarılması gerekmektedir. Bunun için siyasi iktidarın ve sivil toplum örgütlerinin üzerine düşeni bir an evvel yapması gerekmektedir.


Biz MAZLUMDER olarak;


Kadına yönelik şiddetin her türlüsünün karşısında olup, tüm kadınların da kendi doğal  hakları konusunda bilinçlenip bu konuda güçlü bir tutum sergilemeleri gerektiğini ifade ediyoruz. Ayrıca devletin şiddete uğrayan kadınlara yönelik can güvenliğinin sağlanması ve yasal haklarını kullanabilmeleri için bir takın tedbirler alması gerekmektedir. Her şeyden önce kadının kendi özgürlüğüne endekslemesi en doğru tutumdur. Her zamankinden daha fazla bu temelde kadınının bunu hak ettiğini ve buna ihtiyaç duyduğunu belirtiyoruz.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.