1. YAZARLAR

  2. Etyen Mahçupyan

  3. Yılbaşı hediyesi
Etyen Mahçupyan

Etyen Mahçupyan

Akşam Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Yılbaşı hediyesi

A+A-

Her yılın sonunda bazı kurumlar yılın olayını, insanını vs. seçerler. Bu tercihler sembolik olarak o yılın nasıl geçtiğini, nasıl yaşandığını bize hatırlatır. Ancak şu ana kadar hiçbir yerde ‘yılın yazısı’ türünden bir yarışma yapıldığını görmedim. Belki vardır da ben farkında değilimdir... Oysa özellikle bazı yıllar, yeni döneme güleç bir çehreyle girmemiz açısından epeyce elverişli bir dağarcık sunar. Ben de bu amaçla kupürleri kesip biriktirdiğim dosyama bir göz atmaya karar verdim.

Ancak henüz bir ayıklama yapmadan bu yılı sembolize edebilecek olan yazının mutlaka Ergenekon’la bağlantılı olması gerektiğine karar vermiştim. Çünkü bütün diğer olayların benzerleri geçmişte defalarca olmuştu ama bu bir ilkti... Ne var ki beni her yönüyle tatmin eden bir yazı bulamayınca, zaman perspektifimi genişlettim. Acaba yakın geçmişte, bugünü tam anlamıyla anlatan ve yarının farklı olabileceği umudunu yaratabilen bir yazı var mıydı? Ağızda nostaljik bir tat bırakan, ‘bir daha böyle yazı yazılamaz’ duygusu yaratan bir makale...

Öte yandan bu yazının bizzat medya ile ilgili olması, böylece medyanın topluma ayna tutma işlevinin de dikkate alınması iyi olurdu. Ancak medyayı da kendi toplumsal rolü içerisinde değerlendirmekte yarar vardı... Yani medyayı sadece haber veren bir organ olarak değil, bir şeyi temsil eden bir aktör olarak ele alan ve güncelliğini yitirmemiş bir yazı arıyordum.

Bu düşünceler beni Cumhuriyet Gazetesi’nin bombalanmasına getirdi. Hem kendine has bir yayın organı söz konusuydu, hem de bu kurum Ergenekon’la doğrudan bağlantılı bir eylemin muhatabı olmuştu. Böylece Cumhuriyet Gazetesi’nin bahçesine atılan bombalara verilen tepkilere bakmak istedim. Ne yazık ki elimde sadece tek bir kupür vardı... Oktay Ekşi’nin 13 Mayıs 2006 tarihli yazısı. Acaba bu kıratta başka yazı mı bulamamıştım, yoksa diğerlerini atmış mıydım hatırlamıyorum. Ama okuyunca bu yazının zamana dirençli niteliğini siz de teslim edeceksiniz. Ayrıca eminim birçoğunuz artık böyle bir yazının yazılamayacağını öngörerek, geleceğe küçük bir umut da besleyeceksiniz.

Yazının başlığı ‘Cumhuriyet’e saldırı’... Sizlere yeni yıl hediyesi olarak seçtiğim bölüm ise şöyle:

“Cumhuriyet Gazetesi’nin Şişli’deki merkez binasına bir hafta içinde üç kere ‘bomba’ atılması gösteriyor ki, karşımızda bir yerin –veya bir gazetenin- bombalanmasından fazla bir şey var: Bu bombaları atanlar Cumhuriyet’e ‘yayınlarında bir veya birkaç yanlış yaptığı’ için değil, adıyla cumhuriyet rejimini çağrıştırdığı için düşmanlık besliyorlar. Zaten birbiri ardından üç kere bomba atıp masum insanları terörize etmeleri de gösteriyor ki, gazetenin Atatürkçü, cumhuriyetçi, ulusalcı yayın politikasının karşısındalar. Ve bunlar çok muhtemelen kısaca yobaz dediğimiz, aşırı dinci kesimin suç aletleri... Çünkü eylem sırasında ‘Allah-ü Ekber!’ diyerek yaratanın adını da suçlarına alet edecek kadar dar kafalı, cahil ve hunharlar...

“Cumhuriyet Gazetesi neredeyse Büyük Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyet yaşında... Nitekim kurulduğu zaman bağlı kalacağını ilan ettiği temel ilkelere, bugün de aynı kararlılıkla sahip çıkıyor. Belli ki birilerinin düşmanlığını da o yüzden çekiyor. Oysa o birilerinin bilmesi gereken basit bir gerçek var: Cumhuriyet Gazetesi’nin şu makalesinin, şu başlığının veya şu yazı dizisinin karşısında olabiliriz. Ama Cumhuriyet’i susturmaya kalkan biri çıkarsa o farklılıkları derhal unutur, Cumhuriyet’e sahip çıkarız. Çıkarız, çünkü Cumhuriyet Gazetesi, pek çoğumuz için bir ‘gazete’ olmaktan çok ileri, çok farklı bir basın organıdır. O, Cumhuriyet rejimini kuranların bizlere emanetidir.”

Yazının gövdesini oluşturan yukarıdaki kesintisiz alıntıyı, mantık yürütme veya ideolojik zekâ yönünden incelemek, Türkiye’deki ‘merkezin’ anlam dünyasını kavramak açısından epeyce işlevsel gözüküyor. İsterseniz üç kere bomba atmanın, atanı niçin yobaz yaptığı üzerine kafa yorabilir, isterseniz adı Cumhuriyet olduğu için bir gazetenin niçin cumhuriyet rejimini temsil etmesi gerektiği üzerinde durabilirsiniz. Ben bu kupürü yayımlandığı gün kesmişim... Anlaşılan yazarın ipini koparmış gözüken zihinsel enerjisi beni fazlasıyla cezbetmiş.

Ama itiraf edeyim ki yazarın olağanüstü öngörüsünü ima eden iki noktayı o zaman pek de önemsememişim. Oysa Ekşi şöyle yazmış: “Cumhuriyet Gazetesi’ni yalnız zannetmek ahmaklığın işaretidir.” Gerçekten de bugün yalnız olmadığını net bir biçimde görüyoruz. Ayrıca şunu da söylemiş: “Bu yollara başvuranların, yaptıklarının onların yanına kalacağını sanmak –pek çok negatif etkene rağmen- bu devleti yok saymak demektir.”Aynen böyle olmadı mı? Nitekim bunca negatif etkene rağmen devlet olaya el koyabildi...

Bazı insanların yazıları gerçekten de hiç eskimiyor... Ne mutlu onlara!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.