1. YAZARLAR

  2. Markar ESAYAN

  3. Yetişin arabulucular barışıyoruz!
Markar ESAYAN

Markar ESAYAN

Serbestiyet
Yazarın Tüm Yazıları >

Yetişin arabulucular barışıyoruz!

A+A-

İmralı-Kandil ilişkisi üzerine kabaca iki yaklaşım var. İlki, İmralı'nın iyi, Kandil'in de kötü polisi oynadığı...

İkincisi ise, Öcalan'ın örgütü siyasete adapte etmekte kararlı olduğu, ama Kandil'in şiddet yöntemini bırakmaya hazır olmadığı...

Belki bunlara iki yaklaşımın gerekli durumlarda öne çıktığı melez bir durumu da ekleyebiliriz. Bu melezlik konjonktürel şartlara göre İmralı ve Kandil arasında bazen uyuma bazen de gizli bir liderlik mücadelesine açık olabilir.

Geldiğimiz noktada şiddet arttığında Kandil'in, müzakere güçlendiğinde İmralı'nın etkisi artmaktadır. Kobani krizinde ikinci olasılığın öne çıktığını düşünüyorum.

Cemil Bayık'ın ABD'yi arabuluculuğa çağırması mesela hangi kalıba uyuyor? Bana göre bu Çözüm Süreci'ni bitirme çağrısıdır. Öcalan'a iyi polislik yapma alanını bile bırakmamak üzere 'Yetiş yoksa barışmak üzereyiz' türünden bir acil butonuna basılmış gibi.

Kandil'e çok güçlü devletlerin (O kadar güçlü ki örgüt içinde darbe yapmaya yetkin olsunlar) sık sık uğradığını ve 'ahlaksız teklifler' yaptığını düşünün.

'Çözüm Süreci'ni bitirirseniz alın size bir PKK Kuzey Kore'si' denmiş olsa, 'Yoksa Rojava IŞİD'in eline düşer' iması yapılsa, zaten devrimci halk savaşı köhneliğine hala inanan Kandil'deki karar vericiler ne yapar?

Kobani'de IŞİD mevzilerine ilk etkili hava saldırısının 6-7 Ekim pogromundan hemen sonra yapıldığını da hatırlarsak mesela.

Hasılı, Kandil'in yönetimi ne kadar Kandil'in elindedir?

İşte hükümetin ve Öcalan'ın 'Biz bize çözüm'ün altını bu kadar kalınca çizmeleri bu nedenleydi...

Bu konseptin terk edilmesi savaşı çağırmaktır.

Kandil teslim alınmış veya Rojava ve Güneydoğu'yu birleştiren büyük Kürdistan hayaline kapılmış olsa da, sonuç değişmez.

Şimdi hükümet ve İmralı'ya düşen tüm gerçekçi bilgileri masaya koyarak bu oyunu bozmak üzere etkili kartlar yaratmak olmalıdır.

6-7 Ekim'in boşa çıkmasıyla zaman kazanılmıştır.

Kandil, bir yandan Öcalan'ın Gezi ve 17-25 Aralık'ta olduğu gibi kararlı durmasıyla, bir yanda da hükümetin soğukkanlı ve aktif hamleleriyle ikna edilmelidir. Oynanan satranç güç mücadelesini ima etmektedir.

Dünya, bölge ve Türkiye değişmiştir. Yüzyıl sonra hamleler boşa çıkartılabilmektedir. Öcalan bir iyilik meleği değil... Gezi ve 17-25 Aralık'ta hükümetin düşeceğine ikna olsaydı, destek verir miydi?

6-7 Ekim Darbesi'ni de şu anda ölçüp biçiyor olmalı. Bu hamlenin kendisine karşı olduğunu görüyor. Güç dengelerine, ittifaklara ve olası sonuçlara bakacaktır.

Öcalan iyi polisi oynuyorsa zaten sorun yok; süreç devam eder. Ama benim öngörüm doğruysa, İmralı, 1993 Bingöl veya 2011 Silvan saldırılarında olduğu gibi liderliğini korumak için geri çekilme lüksü olmadığını, sürecin çok farklı bir safhada olduğunu da analiz ediyor olmalı.

Gezi ve 17-25 Aralık'ta hükümetin durumu çok daha zordu. Şimdi ise Erdoğan Cumhurbaşkanı, Davutoğlu Başbakanlığında AK Parti geçişi başarıyla yapmış durumda. HSYK'da ıslah sağlandı, paralel devletin direnci kırıldı. CHP beş parçaya ayrılmamak için debeleniyor...

Kobani'ye koridor açıldı; PYD kurduğu tuzağa düştü ve Barzani ile ÖSO'ya direnemedi. Kobani, bu hamlelerle Çözüm Süreci'ne tehdit değil destek olma konumuna artık daha yakın.

Yani hükümet ve İmralı aslında darbenin ağırlığına rağmen oldukça önemli kartlara sahip; bunun başında da toplum desteği geliyor.

Türkiye'den beklenen hamasete ve misillemelere girişmesi. Batı aklı Doğu'ya hep bu gözle bakar, onun aklıyla hareket edemeyeceğini varsayar. Bu bir avantaj artık.

Hükümetin soğukkanlı davranması çok önemliydi. Cinayetlerin cezasız kalması beklenemez. Kamu güvenliği de PKK'ya teslim edilemez. Ama hukuk devleti ile JİTEM devleti arasında büyük fark vardır. Hukuk devleti için, eyleme katılan PKK'lılar birer suçludur ve yakalanıp adalete teslim edilir. Provokasyonların bir savaşa yol açmamasının garantisi hukuk devleti sınırları içinde kalmaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir üst akıldan bahsediyor. İşte o aklın da üstüne çıkılabildiğinde sorunların çözülmesi beklenenden daha kolay olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.