1. HABERLER

  2. MAARİF

  3. Yeniden Diriliş ve Ahireti Bilmenin Zarureti/Maarif
Yeniden Diriliş ve Ahireti Bilmenin Zarureti/Maarif

Yeniden Diriliş ve Ahireti Bilmenin Zarureti/Maarif

A+A-

 

 

Soru: Diriliş nedir?


Cevap:

1- Mead’ın (diriliş) kelime anlamı: Mead, köken olarak dönüş anlamına gelen ‘avd’ kelimesinden türemiştir. Bu sözcük, mef’al veznindedir (me’vad=mead) ve mef’al vezni Arapçada üç anlam taşır: Muid gibi İsm-i zaman; maktel gibi ism-i mekan ve mim masdarı.

Mead kelimesi ism-i zaman olursa, dönüş (kıyamet günü) anlamını taşır. İsm-i mekan sayılırsa, mahşer çölü anlamını verir. Masdar anlamı, insanın bir başka hayata dönüşü anlamına gelir. Bu her üç anlam, kelime açısından uygundur.

2- Mead’ın ıstılahi anlamı: Maad’ın kavramsal birçok anlam taşıdığını söyleyebiliriz. Örneğin:

Mead, insanın bir başka alemde yeniden hayata dönerek bu dünyadaki amellerinin sonucunu göreceğine inanması demektir.

Bu tanımlamaya baktığımızda hayatın iki merhale ve neşeden oluştuğunu görürüz: İlk olarak ekin tarlası ve amel neşesi sayılan dünyalık hayat. İkincisi ise muşahede neşesi ve amellerin mukafatı ve cezası ve hasat merhalesi olan uhrevi hayattır.

Mead, insanın kendi gelişme yolu üzerinde menzilleri geçerek en son gelişme merhalesine varmasına inanmak demektir.

Bu tanımlama çerçevesinde insan ve bütün alem gelişme ve kemale doğru yürümektedir. Kuşkusuz her bir hareketin maksadı ve gayesi vardır ve hareket eden varlık nihayet hareketin maksadına ulaşır.

Soru: Ahireti bilmenin önemi ve zarureti neden kaynaklanıyor?


Cevap: Ölümden sonraki dirilişi tanımanın önemine ve ahiretin zarureti konusuna farklı açılardan bakabiliriz:

1- Akli deliller açısından: Akıl açısından ahiretin/meadın önemi ve zarureti ile ilgili birçok neden vardır: Bu nedenlerden ikisi şöyledir:

İlk neden: Akıl’a göre insan, hayatın nihai amaç ve maksadını bilmelidir. Bunun tek yolu da maksat ve sonu bilmekten geçiyor. Dolayısıyla dirilişi bilmek, saadet ve nihai maksada ulaşmak için gereklidir.

Bu nedeni bir örnekle açıklayalım: Akıl sahibi bir insan, bir yolculuğa çıkmak istediği zaman, günler öncesinden yolculuğu hakkında planlar yapar, yolculuğu ile ilgili ihtiyaçları, sorunları, maksada ulaşmanın en iyi yolu, gereken yiyecek ve içecekleri vb. konuları titizlikle belirler ve gereken önlemleri alır.

Şimdi insanın önünde çok uzun ve tehlikeli bir yolculuk ve aşılması çok güç yollar bulunmaktadır: (Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? (Beled:11-12)

Bu yolculuğa gidilmesi gerektiği konusunda kimsenin şüphesi yok ve hatta mülhitlerle dinsizler bile bir yolculuğun olduğunu kabul ediyorlar. Dolayısıyla akıl açısından insan bu belirleyici ve önemli yolculuk hakkında bilgi edinmeli ve çözüm bulmalı, ihtiyaç ve gereksinimleri tanımalı ve sağlamalı (Azık edinin, şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır. (Bakara:97) Konuya önem vermemek, akla karşı gelmek demektir.

İkinci neden: İnsan için birçok soru vardır. Bu soruları ikiye bölebiliriz: Önemli sorular ve önemsiz sorular.

Önemli soruları şöyle sıralayabiliriz: Benim çıkışım neresidir ve ben nereden geliyorum? Niçin buraya gelmişim? Nihayet nereye gideceğim? Hayat felsefesi de insanın önemli soruları arasında yer alır. Akıl açısından bakıldığında önemsiz soruların cevabını bilmemenin zararı yok ve akıl, insanı bu soruların cevabını bilmediği için kınamaz. Ancak hayati ve önemli soruların cevabını bulamamak akla terstir ve ahiret konusu önemli sorular arasında yer alıyor.

Elbette diğer birçok neden de söyleyebiliriz. Ancak burada ayrıntıya girmyoruz.

2- Nakli deliller açısından: Bu hususta sadece ahiretin zarureti ile ilgili indirilen ayetler ve söylenen rivayetlerin sayısına göz atacağız. Ardından gelecek konular içerisinde meseleyi detaylarıyla anlatmaya çalışacağız.

Kur’an-ı Kerim’in binden fazla (altıda biri) ayetinde doğruca diriliş ve ahiretten bahsedilmiştir. Kur’an’ın amacının insanı nihai maksada ve saadete eriştirmek olduğunu göz önüne aldığımız zaman “Kur’an, insanlara yöl gösterici.” (Bakara:185), “Takva sahiplerine

yol göstericidir.” (Bakara:2), “Şüphesiz ki bu Kur’an, en doğruya, en sağlama iletir.” (İsra: 9), insanın saadet ve mutluluğa ulaşmasındaki önemli göstergelerden birinin ahiretin olduğunu görürüz. Dolayısıyla Kur’an’ın insanı hidayet etmesi için başvurduğu yöntemlerden biri, dirilişi ve ölüm sonrası hayatı tanıtmaktır.

Rivayetlerde de ahiret mevzusu özel bir konuma sahiptir ve hatırı sayılır rivayet bu konuya değinmiştir.

3- Bilim ve tecrübe açısından: Ahiret konusuna bilim ve tecrübe ve onun insanın bireysel ve toplumsal hayatındaki olumlu etkileri açısından da bakabiliriz. Ahiret ve insanın sonundan haberdar olup ona inanan insanlar ve toplumlar, daha ahlaklı, kanuna uyan, normal ve daha az suç işleyenlerdir. Bu, bir saha araştırması yapılarak kolayca ispat edilebilir.

Ahiretin önemi ve zaruretiyle ilgili olarak terbiye etkileri ve ona benzer konularla akli ve bilimsel nedenler, daha ayrıntılı bir şekilde ele alınmalıdır.

♦  Ufkumuz maarif grubu tarafından tedvin edilmiştir.

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.