1. YAZARLAR

  2. Zülfikar Furkan

  3. Yeniden Başlamak
Zülfikar Furkan

Zülfikar Furkan

Yazarın Tüm Yazıları >

Yeniden Başlamak

A+A-


Ne hayallerle çıkılmıştı oysaki. Yeni bir mekanda, yeni bir hayat ve yeni bir evlatla başlayacaklardı. Sahip olduğu her şeyi elinin tersiyle itecek kadar güçlü hissediyordu kendisini. Bu yeni yurtta yeni imkanlar ve fırsatlar ile geçmişin yaşanmamışları yaşayacaklardı. Hatalarından ders çıkarıp yepyeni bir anlayışla kaldıkları yerden devam edeceklerdi. Düşüncesi buydu. Peki ya kader dedikleri şey ne hazırlıyordu kendilerine? İşte bu konuda bir fikri yoktu. Geçmişte ne badireler atlatmışlardı halbuki. İhanet, ayrılık, yokluk vb. onlarca olumsuzluğa göğüs germişlerdi. Bunlar nasıl olsa geride kaldı. Artık rahat bir hayat ve mutlu ve huzurlu bir ortamda yaşamak istiyorlardı...

Ama; ne yazık ki istedikleri gibi başlayamadılar. Geldikleri yerin henüz ilk haftasında bir Ekim günü hastahane morgunda evlatlarının cansız bedenini yeşil bir örtüye sararak teslim ettiler babaya. Daha bu yeni şehirde tanıdıkları pek kimseleri yoktu. Anne evde kendi üzüntüsüyle baş başa kalırken, baba yeşil örtüye sarılı cansız minik bedeni toprağa vermek üzere yapayalnız araç gürültüleri arasında kabristana doğru kucağında yavrusuyla yürümek zorunda kalmıştı. Kabristan görevlilerinin diğer mezarlar arasında buldukları avuç içi kadar bir alanda kazdıkları küçücük bir çukura, kendi elleriyle yüreğinden kopan minicik bedeni bırakmak zorunda kalmıştı daha işin başında. Dünyası başına yıkılmıştı babanın. Sırası mıydı şimdi. Daha yeni gelmişlerdi, tanıdıkları, sevdikleri, güvendikleri insanlar çok uzaktaydılar. Gözyaşları sel olup akıyordu toprağa. Görevliler de ayrıldıktan sonra tek başına kaldı kabristanda. Neden böyle oluyordu. Kimiz biz, nereden gelip nereye gidiyoruz. Bu kadar acı ve keder nedendi. şu yatanlar şanslı mı, yoksa şansızlar mı, şu an ne yapıyorlar, yattıkları yer nasıl, kim nasıl karşılaşmıştır onları? vb. onlarca soruya cevap bulmaya çalışıyordu. Yaşamak için direnen milyarlarca insan vardı şu an yeryüzünde. Bu direniş hepsi için bir gün bitecekti eninde sonunda. Direnmek veya teslimiyet. İkisi arasında seçim yapmak mıydı hayat...

Hayatı anlamak zordu herkes için. Milyonlarca insan gelip geçmişti oysa. Herkesin ayrı bir yaşam biçimi ve bakış açısı vardı hayat ile ilgili. O tercihini nasıl yapacaktı. Bundan sonrası nasıl geçecekti? Ölümü , acıyı, yalnızlığı, ihaneti arkasında bırakarak kabristandan ayrılarak yaşamın içinde direnişe geçmek için kalabalığa karıştı...

Aradan uzun yıllar geçti. Güzel şeyler de gördüler, olumsuz şeyler de. İman ettiği kitapta yüce Allah kendi durumundakiler için şöyle bir mesaj yollamıştı; "Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter." 4/79

O halde kendi elleriyle yaptıklarının cezasını çekiyor olamaz mıydı? "İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır." 30/41 Hayat tecrübesi ve indirilen mesaj göz önünde bulundurulunca yaşanan her şeyin önceden işlenen olumsuzlukların bir rövanşı olarak görülmesi gerektiği ihtimalini güçlü kılmaktadır. Tertemiz bir hayat yaşamak için öncelikle tevhid ilkesine uygun bir inanç sistemini düşüncemizde ve yaşantımızda hakim kılmak gerektiğini tekrar idrak etti. Tüm korkulardan, umutlardan ve beklentilerden uzak saf ve temiz bir inançla sadece Yaradana kul olma. Bu temel üzerine inşa edeceğimiz diğer ahlaki ilkeler ile kul hakkına girmeden, haklının yanında haksıza karşı durmak cesaretini göstermek zorundayız dedi kendi kendine. Ancak bu şekilde yeryüzünde mutlu ve huzurlu bir yaşam sürebileceğini beynine işledi. Aksi takdirde yaratıcı dışında her şeye veya güce kul oluruz da farkında bile olmayız. dedi. "Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur. O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür." 2/255

“ Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah'ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir." 42/49

" O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır." 67/2 mesajlarını zihnine kaydederek kaldığı yerden tekrar yaşaması gerektiğini anladı...

              

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.