1. YAZARLAR

  2. Markar ESAYAN

  3. Yeni Türkiye'nin havuz problemi...
Markar ESAYAN

Markar ESAYAN

Serbestiyet
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Türkiye'nin havuz problemi...

A+A-

Eski Taraf gazetesinde yazarken geliştirdiğim bir kavram vardı. AK Parti'yi tüm o mücadeleleri verirken 'Eski Türkiye'nin Yeni Partisi', statükoyu savunan CHP ve MHP'yi ise 'Eski Türkiye'nin Eski Partileri' olarak tanımlamıştım. Erdoğan ve partisi eski Türkiye'nin kalın zırhında gedikler açmak için olağanüstü bir siyasi kavga veriyor, bürokratik-oligarşik devletin yargı, ordu, sermaye, STK'lar, sendikalar, üniversiteler gibi kurumları da bu değişim iradesi karşısında inanılmaz bir gerici direnç gösteriyorlardı.

AK Parti eski Türkiye'nin içinden çıkmış, değişime inanmış ve bu konudaki zihinsel safralarını Milli Görüş içindeki yenilikçiler-gelenekçiler mücadelesinde atma kararlılığını göstermişti. Bu kararlılığı göstermiş olmak AK Parti'yi aniden yeni yapmıyordu ama önünde yep- yeni bir paradigma açıyordu. Bu alana girme ve orada ilerleme basiretinin kendisi bizzatihi devrimci bir durumdu. Olağanüstü heyecanlı, sürprizli, yaratıcı bir dönemdi ve Erdoğan bu dönemin eşsizliğini derinden kavrayan, kavradığı için de rakiplerini sürekli ters köşeye yatıran siyasi özgünlükler sergiledi. Eski zihniyet bir kez kırılmıştı ve bu yeni zihniyet dünyasında rakipler eskisinde kaldığı için yaratıcı stratejiler kurmak olimpik bir havuzda tek başına yüzmek gibiydi.

Eski Türkiye'nin havuzu dar, küçük ve pislik içindeydi. Rakipleri Erdoğan ile aynı havuzda yarıştıkları yanılgısında olduklarından, kazanabilmeleri için en azından aynı sahada olmaları gerektiğini anlamadılar. Ya da o havuza girmenin kendisinin zaten onların sonu olacağını hissettiler ve bundan imtina ettiler.

Bu yeni niyet süzgecinden geçen birçok siyasi kavga verildi ve yıllar geçtikçe bu kavganın kendisi devrimci durumu güçlendirdi, Erdoğan'ı da nevi şahsına münhasır bir lider haline getirdi. Ülkenin demokratikleşmesi, oligarşik devletten kurtulma gibi amaçlar en başta da vardı ama, bu adımları engellemeye çalışan gerici saldırıların enerjisini kendisine itici güç olarak geri döndüren siyasi özgünlük yeniydi. Yani Erdoğan eski Türkiye'nin gerici güçlerinin saldırılarını siyasetle boşa çıkarmakla, onları geri dönüşüme, arıtmaya tabi tuttu. CHP ve tüm vesayet parçaları, her siyasi yenilgiden sonra biraz daha değişime teslim oldular. Başörtüsüne, Çözüm Süreci'ne eskisi gibi yekten karşı çıkamamak, uyduruk da olsa dindar bir adayı ulusalcı bir partiden aday göstermek hep bu nedenle zorunlu oldu. Bu değişimin yüzeysel, taktiksel ve içe sinmemiş olması bir şeyi değiştirmiyor; çünkü artık geriye dönmeleri ancak yüzde 1'lik marjinal bir hareket olmayı göze almaları halinde mümkün. İşte yavaş devrimin etkileri böyle oldu.

Lakin hala eski Türkiye'deydik. Ejderhanın dişlerini tek tek sökmek bir başarıydı ama ejderhanın varlığını ortadan kaldırmıyordu. 12 Eylül 2010 referandumu eski Türkiye konseptinde kalarak yapılabilecek restorasyonların limitine gelindiğini gösterdi. Nitekim tehlike sürpriz bir yerden geldi. Tabanından farklılaşan cemaatsel bir yapının elitleri, restorasyondan kendisine pay kapmaya çalıştı. Bu durum, Yeni Türkiye'ye geçişin artık ertelenemez olduğunu, ülkenin bir kez daha paradigma değiştirmesi gerektiğini gösterdi.

Ve bunu anlayan ilk kişi de beklendiği gibi Erdoğan oldu. Bu nedenle 17-25 Aralık darbesi sırasında '17-25 Aralık AK Parti'nin ikinci kuruluş tarihi olabilir mi' diye yazmıştım.

Ama önemli bir şey daha olmuştu.

AK Parti'nin artık kurulduğu tarihteki AK Parti olmadığını fark ettik. Köprünün altından çok sular akmıştı. Partinin gençleşmesinin, metal yorgunluğunu atmaktan veya bir yaş meselesinden öte bir durumu ima ettiğini anladık. Temel mesele uzlaşmalarla Eski Türkiye'nin yeni partisi kalmanın konforu ile Yeni Türkiye'yi kurma azmi, derinliği ve cesaretini gösterecek zihniyetin karşı karşıya gelme olasılığıydı. Burada isimlerin kimler olacağından ziyade hangi zihniyetin partide kumandanın başına geçeceği daha önemliydi.

Şimdi yeni başbakan, dışişleri ve ekonomi bakanlarının da içinde yer aldığı kabine tahminleri yapılıyor. 27 Ağustos'a kadar bu türden kulislerin bizzatihi bir ön alma, isimleri yıpratma riski mevcut. Medya dahil her etkili alanın eski ve yeni Türkiye'den yana melezlikler içerdiği ortada. Erdoğan müthiş bir beceriyle olimpik havuzda öncü bir grupla yüzmeye devam ediyor. Hızlı bir adaptasyonla yanına dürüst ve Yeni Türkiye'den yana insanların katılmaya başladığını göreceğiz. Bir zihniyet ayrışması üzerinden Erdoğan Yeni Türkiye'nin Yeni AK Partisi'ni kuruyor. Partisi de gerçekten basiret gösteriyor. Bu aşamayı Erdoğan'a yanlış yapmadan geçirenleri ve katkıda bulunanları tarih yazacaktır. Çünkü bu geçiş AK Parti'den de fazla bir şeyi ima ediyor ve halk her şeyin farkında, elinde kırmızı kart bekliyor.

Havuzun suyunu bulandırmak isteyenlere karşı temkinli olmak şart.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.