1. YAZARLAR

  2. Fehmi KORU

  3. Yeni parti.. ABD’de ‘sosyalist’ bir başkan adayı önde gidiyor.. Bizde ‘İslam Sosyalizmi’nden ‘Adil Düzen’e…
Fehmi KORU

Fehmi KORU

http://fehmikoru.com/
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni parti.. ABD’de ‘sosyalist’ bir başkan adayı önde gidiyor.. Bizde ‘İslam Sosyalizmi’nden ‘Adil Düzen’e…

A+A-

 

Ali Babacan’ın önderliğinde oluşmakta olan yeni parti birkaç erteleme sonrası kuruluş aşamasına gelmiş bulunuyor. Gelen haberlere göre, hafta sonu kurucular kurulunda yer alacak isimlerle bir araya gelinecek ve ardından kuruluş dilekçesi içişleri bakanlığına sunularak yeni parti faaliyete geçecek. 

En son gençlerle buluştu Ali Babacan hem onları dinledi, hem de görüş paylaştı. [O görüşmeye arzu edenler YouTube üzerinden ulaşabiliyor.]

Daha çok kimlerin yeni parti saflarında yer alacağı merak ediliyor, yerinde bir merak bu; ancak ben daha çok yeni partinin mevcut partiler arasında kendisine nasıl bir yer açacağına ışık tutacak programının daha önemli olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’de siyaset maalesef klasik çizgilerde sürdürülüyor. Bugünün dağdağalı ortamında sorunların altından kalkabileceği görüntüsünü veren yeni fikirlerle ortaya atılan yok.

Oysa insanların kulakları, her zamankinden daha fazla bugün, umutları ayağa kaldıracak çözüm önerilerine açık. Hatta geçmişte ‘sakıncalı’ görülmüş, yasaklanmış, savunanları hapislerde çürütülmüş, işsizliğe mahkum edilmiş eğilimler, şimdilerde kendilerine merkez siyasette yer açabiliyorlar.

ABD’de olduğu gibi…

ABD’de şimdi veya ileride ‘sosyalist biri’ başkan olabilir

Dün ABD’de çeşitli eyaletlerde Demokrat Parti’nin başkan adayını teke indirmek için yapılacak kongreye kimlerin delege olarak gideceğini belirlemeyi amaçlayan ön-seçimler vardı. ‘Süper Salı’ adı verilen bu önemli günde sandıklardan hangi adayın delegelerinin önde çıktığı benim yazımı yazdığım şu saatte tam belirgin değildi. Bazı adaylar ön-seçim öncesinde ringe havlu atarak kendilerini oylattırmama yolunu seçtiler. Geriye iddialı birkaç aday kaldı: New York’un eski belediye başkanı ve medya patronu Michael Bloomberg, eski başkan Barack Obama’nın yardımcısı Joe Biden ve Vermont senatörü Bernie Sanders

Sonunda Biden üzerinde mutabakat oluşsa bile, Demokrat Partili seçmenlerin önemli bir bölümü, kendisini ‘demokrat sosyalist’ olarak tanımlayan Bernie Sanders’i desteklemekte ısrar ediyor.

Evet, ABD’de başkanlığa en yakın adaylardan biri ‘sosyalist’ eğilimli biri.

Kampanyası sırasında herkesi kapsayan sağlık sigortası, eyalet üniversitelerini parasız hale getirme, öğrenci borçlarını sıfırlama, ulaştırma alanında yenilenebilir enerjiye ağırlık verme vaadlerinde bulunan Sanders de ipi göğüslemeye bayağı yakın.

Genç olsa (Sanders 78 yaşında) belki daha da şanslı olabilirdi.

ABD’den söz ediyoruz. 1950’li yıllarını Joseph McCarthy’nin açtığı “Kızıllara ölüm” çılgınlığının etkisi altında geçirmiş, isminde ‘sosyalist’ sıfatı da bulunan SSCB ile rekabeti sırasında sol eğilimli olanların kendilerini dışlanmış hissettikleri, Soğuk Savaş’ın lider ülkesinde, bugün, Sanders gibi bir politikacı kabul görebiliyor.

“Sosyalistim” diye açıkça kendini tanımladığı halde.

Bernie Sanders’in ne kadar ‘sosyalist’ olduğu ABD’de de tartışmalı; savunduğu fikirlerde ‘aşırı’ sayılabilecek pek bir unsur yok; Obama’nın açtığı çığırı biraz daha ileri götürüp ‘Yeni Sözleşme’ (New Deal) diye adlandırdığı görüşleri sayesinde 1933-1945 arası tam dört kez başkanlık seçimini kazanmış (o zaman mümkündü bu) Franklin D. Roosevelt’in fikirlerine kendini yaklaştıran bir politikacı o.

Sistemi sorgulayarak savunduğu aslında bir tür ‘ahlaki düzen’. Zenginlerin karşısında ezilen geniş kitlelere sahip çıkmayı ve onları ezdirmemeyi önceleyen bir anlayış.

NBC TV kanalı dün çeşitli eyaletlerde yapılan ön-seçimde Demokrat Partili delegelerin eğilimlerini ölçen bir anket düzenledi. Kaliforniya’da Demokrat Partili olup da ‘sosyalizm’ konusunda olumlu düşünenlerin oranı yüzde 54. Teksas’ta bile yüzde 57 olumlu yaklaşılıyor ‘sosyalist’ adaya.

Bir de bakmışsınız, kapitalizmin kalesi sayılan Amerika, bu seçimde olmasa bile bir veya birkaç sonraki seçimde ‘kurulu düzeni sorgulayan’ birini başkan olarak seçivermiş…

Türkiye’de de böyle bir gelişme neden yaşanmasın? Doğru dürüst ‘sol’ denilebilecek bir parti bile yok sayıları 100’e yaklaşan partiler arasında. Kalın çizgilerle çizilmiş dar bir siyaset alanında hemen her parti birbirine yakın programlarla seçmen karşısına çıkıyor ve sonunda kazanan hamaset oluyor.

Daha doğrusu kim daha iyi hamasi yaklaşım sergilerse oyları o topluyor.

Oysa…

Fazla uzak olmayan bir geçmişte Nurettin Topçu ve onun etrafında kümelenmiş gençlerin savunduğu, Hüseyin Hatemi’nin de aynı dönemde ‘İslam Açısından Sosyalizm’ kitabıyla katkıda bulunduğu, günümüzde de İhsan Eliaçık’ın temsil ettiği görüşün Türkiye’de siyaset alanına taşınması gibi bir şey…

İslam Dünyası’nda aşırılığın fikir babalarından sayılan Seyyid Kutub’un da ‘İslam’da Sosyal Adalet’ adını taşıyan bir kitabı bulunduğunu hatırlatmakta yarar var.

Necmettin Erbakan’ın daha önce yüzde 4 sınırından ileriye gidemeyen Refah Partisi’ni 1990’lı yılların başında gençlerle takviye edip ‘Adil Düzen’ arayışının zemini haline dönüştürerek iktidara taşımasını da bu tabloya ekleyebiliriz. 

Tunceli’de seçmenler kendisini ‘komünist’ olarak tanımlayan Mehmet Fatih Maçoğlu’na oy verip belediye başkanı seçilmesini sağlayabildiler.

İşte bütün bu gelişmeleri göz önünde bulundurarak, artık kurulduğunu açıklama aşamasına gelmiş olan yeni partinin, var olan diğer partilerden temel konularda nasıl ayrıldığını, her soruna hangi çözümler önerdiğini daha fazla merak ediyorum.

Umarım, yeni, farklı ve tatmin edici görüşlerle karşılaşırız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.