1. YAZARLAR

  2. Yavuz Yılmaz

  3. Yazmanın Sorumluluğu
Yavuz Yılmaz

Yavuz Yılmaz

Analiz
Yazarın Tüm Yazıları >

Yazmanın Sorumluluğu

A+A-


    Yazma eylemi hiç şüphesiz belli değerleri korumak, olayları değerlendirmek için kullanılacak parametreleri belirlemek; böylece dünyaya hangi değerler ışığında baktığınızın işaretlerini verir. Eylemin devamı amaçladığınız ortamın oluşmasına katkıda bulunmasına bağlıdır. Yazmak eylemindeki öncelikli amaç hakikatin dilini hakim kılmaktır. Hakikatin dilini küçük kariyer hesaplarına, siyasal beklentilere kurban etmemek gerekir.

     Özellikle gündelik siyasetin ötekileştirici ve dışlayıcı diline hakikati kurban etmemek için çaba göstermek gerekir. Tam tersine yapılması gereken siyasetin dilini hakikatin diline yakınlaştırmaya çalışmaktır.

     Slogan atmanın ilkel zihnin bir ifade tarzı olduğuna inanıyoruz. Slogan, düşünmeye değil bağırmaya, tefekküre değil meydan okumaya, bilgeliğe değil nobranlığa dayanır.

     Aydın tavrı konusunda rehberimiz, Emevi Halifesi Muaviye’ye muhalefet eden büyük hukukçu Ebu Hanife’nin tutumu ve Ülkesi Fransa’nın Cezayir’i işgal ettiğinde, ateist bir felsefi tavrı savunduğu halde, Cezayirli Müslümanları destekleyen; bunun sonucunda vatan haini ilan edilmeyi göze alan J.P.Sartre’ın aydın duruşu rehberimiz olacaktır.

     Değerlendirme ve yorum yaparken resmi ideolojinin ideolojik tarih anlayışına mesafeli duracağız.

     Ülkemizin yakıcı sorunlarını etnik milliyetçiliğin ve ulusalcılığın toplumun bir bölümünü dışlayıcı ve ötekileştirici mantığına teslim olmayacağız.

     Temel ilkemiz devletten topluma bakan değil, tam tersine toplumdan hareketle devlete bakmaktır. Devlet insanların barış içinde bir arada yaşaması için üretilmiş bir kurumdur ve hiçbir şekilde kutsallığı yoktur. Kutsal olan devlet değil, insandır. Bu yüzden insanı ve onun kutsallığını merkeze alan bir anlayışın izini süreceğiz. Devleti yücelten bütün otoriter ideolojilere mesafeli, davranacağız.

     Bir söz duyulduğunda sözü söyleyenin kimliğine, kültürüne, ideolojik veya dinsel aidiyetine bakmayacak, önemli olanın sözün bir hakikati ifade edip etmediğinin bilincinde olacağız.

     Temel insan hakları konusunda hiçbir pazarlığı ve yasaklayıcı anlayışı kabul etmeyeceğiz. Bu anlamda kamuda veya herhangi bir yerde başörtüsüne herhangi bir nedenle sınırlandırma getirilmesinin ahlak,hukuk,din ve insani değerler açısından hiçbir karşılığının olmadığını savunacağız. Başörtüsü yasağını sürdürmek isteyenlerin ileri sürdüğü hiçbir mazereti kabul etmeyeceğiz.

     Ülkemizde bir zamanlar homojen bir toplum yaratmak için uygulamaya konan yer adlarının değiştirilmesini o yörede yaşayan insanların onurlarına hakaret olarak görüyoruz. Farklılıklardan ürken ve herkesi Türkleştirmeye çalışan siyasal anlayışı bu ülkenin kardeşliğine indirilmiş darbe olarak görüyoruz. Herkesi olduğu gibi kabul etmenin kardeşliği pekiştireceğine inanıyoruz.

     Ülkede yaşayan dini ve etnik bakımdan farklı olan bütün alt grupların eşit derecede vatandaş olduğunu savunuyor, etnik gruplar arasındaki derecelenmeyi insan haklarına aykırı görüyoruz.

     Özellikle İslam üzerine konuşurken bizim gibi düşünmeyen ve toplumsal değişim için farklı metotları tercih eden kardeşlerimizle kardeşlik hukukunu zedeleyecek yorumlarda bulunmayacağız. İslamı sadece ve sadece bizim doğru anladığımız anlayışına prim vermeyeceğiz. İlmi tartışmalarda rehberimiz Ebu Hanife olacak. Muhatabımızı incitmekten özenle çekineceğiz. Tartışmalarımız nefsimizi değil, ilkeleri korumak uğrunda olacaktır. Tartışmalarda kazanma hırsı ve kaybetme korkusunun bizi esir almasına teslim olmayacağız."

     Değerlendirme yaparken,toplumsal ve siyasal olayları olayları tek bir nedene indirgeyerek açıklamaya çalışan indirgemeci bakış açısına asla teslim olmamak, olayların çok boyutluluğunu gözden uzak tutmamak gerektiğine inanıyoruz. İndirgemeci bakışın en tehlikeli olanı etnik değerleri her tür insani değerin önüne koyan etnik milliyetçiliktir. Özellikle dinin insanı özgürleştiren dilini Türk ve Kürt milliyetçiliğine teslim etmemeye gayret edeceğiz. Herhangi bir etnik grubun kendini diğerlerinden üstün görmesine prim vermeyeceğiz.

     Sözün değerini düşürmemeye çalışacağız. İncil'in "önce söz vardı" ayeti zihnimizin bir köşesinde yer alacak, bütün yorumlarımızda şiddet yerine sözün gücünden yararlanacağız.

     Türkiye'deki devasa siyasal ve toplumsal değişimi açıklamak için Ulusalcı –Kemalistler tarafından kullanılan “ABD”,”Okyanus ötesi”, “BOP” gibi açıklayıcı olmaktan çok,tanımlayıcı ve sloganik açıklamalardan çok siyasal ve toplumsal değişimlerin çok boyutlu kökenleri üzerine yoğunlaşmak gerektiğini savunuyoruz.

     Cemaatin özellikle geliştirdiği kavramsal sistem ile islamın temel kavramlarına karşı semantik bir müdahale yaptığını gözden uzak tutmayacağız.

     Siyasal ve toplumsal olayları parti, gurup, cemaat ve etnik eksenli değil, hakikat eksenli bakış açısıyla değerlendirmek gerektiğini bıkmadan dillendireceğiz.

     Hangi konuda yorum yaparsak yapalım, bu toprakların tarihine ve kültürel değerlerine, inancına angaje olacağız. Tarihten ve kültürden gelen bütün olumlu değerler referansımız olacaktır.

     İslamın bu topraklara anlam kazandıran en temel değerleri barındırdığına ve toplumun çimentosunu oluşturduğunu savunuyoruz. Bu anlamda dini değerleri toplumsal hayatın dışına atmak veya vicdanlara hapsetmeyi amaçlayan bütün yaklaşımlara muhalefet edeceğiz.

     Bir aydın savunduğu düşünce veya siyasal anlayış iktidar olduğunda nasıl davranmalıdır sorusuna, “iktidarın her söylemine teslim olmamalı, körü körüne karşı çıkmamalı ancak eleştirel konumunu korumalıdır” şeklinde cevaplandıracağız.

     Analiz yaparken batılılaşma çabalarında iki temel çizginin farkında olacağız. Bunlardan ilki Mustafa reşit Paşa’dan İttihat Terakkiye, oradan Mustafa Kemal ve CHP’ne uzanan radikal modernleşme modeli, ikincisi II. Abdülhamid’den TCF ve SCF’na, oradan Menderes, Özal ve Erdoğan’a uzanan muhafazakar modernleşmedir. Türk siyasetini yönlendiren bu iki çizgidir ve bunu göz önüne almayan her yorum eksik kalacaktır.

     Sokak İslamcılığının, milliyetçiliğinin, solculuğunun dışlayıcı ve sloganik diline asla teslim olmayacağız. Bu anlamda daha entelektüel bir tartışma platformunun oluşmasına katkı yapmaya çalışacağız.

     Allah’ın insanları eşit yarattığı bilincinden hareketle hiçbir etnik guruba, dinsel inanca ve kültürel guruba karşı ayırımcı ve dışlayıcı bir dil kullanmayacağız.

     Özgürlüğün ve kardeşliğin egemen olduğu Türkiye’de yaşamak için elimizden geleni yapacak, Kürt sorununun içinde yaşadığımız toplumun en temel sorunu olduğunun bilincinde olarak barış içinde yaşamak hedefinden asla sapmayacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum