1. YAZARLAR

  2. Ufuk Coşkun

  3. Yavaşlamadan Anlayamazsın Dostum
Ufuk Coşkun

Ufuk Coşkun

SivilDüşünce
Yazarın Tüm Yazıları >

Yavaşlamadan Anlayamazsın Dostum

A+A-

     1995 yapımı "Smoke" (Duman) adlı filmde kahramanımız aynı kareye ait 4 binden fazla resim çeker. Bunları büyük bir albüm yaparak dostuna gösterir. Dostu bu inanılmaz bir şey der. Hep aynı resimler. Ve albümü hızla çevirmeye başlar. Kahramanımız tam o sırada; “yavaşlamalısın” der. Yavaşlamazsan anlayamazsın. Resimlere bakmıyorsun bile çok hızlı geçiyorsun. Ama hep aynı resimler.. Hayır der resimleri çeken; aynı ama her biri farklı bir güne ait. Güneşli sabahların olur, karanlık sabahların olur. Yaz güneşi ve güz güneşi vardır. Hafta içi günlerin vardır hafta sonları günlerin vardır. Bazen paltolu bazen galoşlu bazen gömlekli ve şortlu insanlar görürsün. Bazen aynı insanlar bazen farklı olanları.. Bazen o başkaları sana tanıdık gelmeye başlar. Ve tanıdıkların kaybolur. Dünya güneşin etrafında döner ve her gün güneş ışığı dünyaya farklı bir açıdan vurur. Yavaşla ha.. Evet yavaşla.. Zaman bazen aheste akar.. Filmi izlerken hayatımızda bazı şeyleri ne kadar da çabuk geçtiğimizi düşündüm. Bilirsiniz örneğin gündelik hayatımızda kelimelerle savaşıyoruz. Kelimeler.. Onların üzerinden çok çabuk geçiyoruz ve her birini birer mermi gibi salıyoruz diğerlerinin üstüne.. Hızlıca,korkmadan, düşünmeden.. İnsan üzerinde fazlaca durmadan..

 

     Twitter ve Facebook gibi sosyal paylaşım ağlarında da hızlıca geçiyoruz herşeyin üzerinden.. Fırından çıkmış taze ekmek gibi tüketiyoruz zihinsel ürünleri. İlim sanki bir diğerini ezmek ve üstünlük sağlamak üzerine kurgulanmış hayatımızda. Benim bilgim seninkini döver hesabı.. Öylece ezip geçiyoruz, atlayarak,zıplayarak kelimeler arasında kaybediyoruz kendimizi, insanlığımızı.. Tebrizli Şems demişti sanırım; tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir diye. Başkalarıyla değil sadece kendiyle uğraşan (biraz yavaşlayan yani) mükafat olarak Yaradan’ı tanır. Güneşin oğlu ekler; mademki eşref-i mahlukattanız yani varlıkların en şereflisiyiz. O vakit attığın her adımda yeryüzünde Allah’ın bir halifesi olduğunu hatırla. Buna yakışır bir soylulukla hareket et. Birbirinin aynısı gibi görmeye alışmışız insanları.. Sayfaları hızlı çevirmekten insanı hep aynı karede tek başına silik ve bir diğerinin aynısı gibi görme kuruntusundan başlı başına bir değeri olan insanın üzerinden atlayarak geçiveriyoruz. Oysa yavaşlamalı biraz. Anlamak için yavaşlamalı. Dücane Cundioğlu tanıtmıştı kitaplarında Amiş Efendiyi. .Amiş Efendi; ben namazdan çok namaz kılanı, oruçtan çok oruç tutanı severim demiş. Yani insan ve derinliğini öncelemiş.. Çok anlamlı.. İnsanı hızlı geçmek, onu kelimelerle dövmek, silikleştirmek ve anlamsızlaştırmak kadar cahilane bir tutum var mıdır? İlmi, sanatı, zenginliği bir kibir vasıtası haline getirenler tek başına bir değeri ve anlamı olan insanı çok çabuk harcıyorlar..

 

     Ramazan bir yavaşlama ayı olmalı bari demiştim.. Oruçtan ziyade oruç tutanı öne çekmek anlamı olan bir tavır. Anlamlı / anlamalı bir tavır. Yavaşlamak zorundayız bu bakımdan... Allah’ı sevmek kolaydır. Zor olan hatalarıyla insanı sevmek demiş  gönül dostları.. Vicdanlı olmak içinde az biraz yavaşlamalı. Hayatın hızına inat yavaşlamalı insan. Kendi içine seyahat edebilmeli. Bir ağaç dalının salınışını, yapraklarının sesini dinleyebilmeli. Yeri geldiğinde korkudan yuvarlanan, yeri geldiğinde bağrından yeşillikler fışkırtan ve yeri geldiğinde koynundan sular akıtan taşların sesini duyabilmeli, hissedebilmeli. Anlamadan ölmemeli insan. Ziyan etmemeli kendini. Toplu yapılar arasında sıkışıp kalmamalı. Devlet dairelerinde geçirir gibi bir hayat yaşamamalı. Dünyanın da bir ana rahmi olduğunu unutmadan kendi istikbali, onuru, güzelliği ve yüceliği için sürekli geleceği tahayyül etmeli. Bilgi-sayar bir hayat, matematiksel bir yaşam kalitesi, makine dişlileri içerisine sıkıştırılmış ideolojilerden arınıp saf özgürlüğe doğru kanat çırpmalı.. Iskalamadan, duvarları atlamadan, sayfaları hızlıca çevirmeden yavaşlayarak içe dönük sahici bir arayış ve kavrayışla özgürlüğe doğru…

 

     İlk adımı yavaşlayarak atmalı insan. Önce kendini sevmekle başlamalı hayata.. Düşmeli ara sıra ama kalkmasını da bilmeli. Düşen insanı sever Yaradan.. Kusursuz değiliz.. Özgürlük yolu düşe kalka elde edilir. İnsan ve değerlerine doğru adım atmak kolay değil. Evvela  başkaları tarafından bizler için çizilen yoldan sapmakla başlamalı işe. Doğru olarak çizilen yoldan. Allah bizi yoldan çıkanlardan eylesin.. Başkaların yolundan değil kendi adımıza kendimiz için çizdiğimiz yoldan yürümek nasip etsin. Bu yolun yolcusu hızlıca, çarçabuk yol almaz. Sahici bir birey olmak kolay değil aceleye getirilmemeli. Anlamak için yavaşlayın dostlar…

 

     SİVİL DÜŞÜNCE

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.