1. YAZARLAR

  2. Davut Hoca

  3. YAŞAYAN BİR ÖLÜ OLMAKTANSA ÖLEN DİRİLERDEN OLMAK
Davut Hoca

Davut Hoca

Yazarın Tüm Yazıları >

YAŞAYAN BİR ÖLÜ OLMAKTANSA ÖLEN DİRİLERDEN OLMAK

A+A-

 

 

Yeryüzü yaratıldı yaratılalı, Sünnetullah gereği bu dünyaya müsbet ve menfi, ihya ve imha maksatlarıyla birçok şahsiyet geldi ve geçti. Halen de devam eden şu dünya hayatında bu gelenek kıyamete kadar da hiç bozulmaksızın devam edip gidecektir.

 

Yeryüzü iyi ve kötünün kavgasına, kapışmasına sahne olmaktadır. Tek perdelik bu tiyatroda; kişiler, zamanlar, mekânlar değişse de roller de asla bir değişme göremezsiniz. Herkes bu rolleri üstlenmede gönüllüdür ve gönlünce seçtiği bu rolünü sahneleyip perde arkasına geçerek tarihe not olarak düşmektedir. Yeryüzünde ihya ve inşa gayretinin içinde olanların en başında Peygamberler, evliyalar, âlimler ve bu silsileyi takip eden daha birçok nadide ve seçkin şahsiyetler yer almaktadır. Bunun karşısında imha ve ifsad komitesinde yer alan firavunlar, Karunlar, hamanlar, zalimler de yerlerini alarak bu amaç doğrultusunda şeytanın açmış olduğu çığırda rollerini oynamaktadır.

Dünya dediğimizbu fani âlemden kimler geldi kimler geçti. Köprünün altından çok sular aktı ve akmaya da devam ediyor, ta ki Rabbimiz bu süreci sonlandırıp hesap ve kitap faslını başlatıncaya kadar. Şu Yeryüzünün imarında birçok mümtaz şahsiyetler geldi geçti. Birçok nadide insan, tarihin tozlu sayfalarında ya unutuldu, ya da kendi haline terkedildi. Hâlbuki tarih tekerrürden ibarettir, oynanan her oyunun her safhası aynı seyirde seyredip gitmektedir. Eğer bizler toplum olarak, tarihe not düşmüş bu nadide şahsiyetlerin bizlere miras bıraktığı tecrübi birikimi değerlendirirsek, Hz. Peygamberin(sav) dediği gibi “Mü’min bir delikten iki kez ısırılmaz” kaidesince aynı hatalara, aynı kumpaslara, aynı yıkımlara maruz kalmayız. Ama ne yazık ki toplumsal hafızayı diri ve taze tutarak Öz Benliğimizi, kültürümüzü, değerlerimizi Muhafaza etme hususunda çok büyük zaaflarımız var. HalbukiHafıza muhafazayı gerektirir.

Memleketimizin toplumsal hafızasında yer etmiş şahsiyetlerdendir Ali Fuad BAŞGİL. Memleketin çalkantılı ve buhranlı yıllarında Hür Fikirleri Yayma Cemiyetini kurarak, her türlü baskıcı düşünceye karşı koymayı, yine kurucusu olduğu Hür Fikirler Mecmuası ile yapmaya çalışır. Arkadaşlarıyla toplam on bir sayı çıkardığı bu mecmuada, Hürriyet fikrinin hep ön planda tutar ve mecmuasında şu serlevhalar ile hürriyetperver insanlara ulaşmaya çalışır; ‘Hürriyetsizlik içinde adalet aramak, adaletsizlik içinde saadet ummaktır’, ‘Hürriyeti sevipte müdafaadan çekinen istibdat altında onun hasretini duyar’, ‘Hürriyeti diktatör bile sever, fakat yalnız kendisi için’, ‘Hürriyet bir kişinin değil, herkesin hakkıdır’(H.Spencer), ‘İnsan hür olmadan mesut olmaz’(Dante), ‘Bütün nimetler, hatta fazilet bile hürriyetsiz hiçtir’

Memlekette yaşanan onca sorun ve sıkıntılar sürecinde sorumluluk almaktan geri durmaz. Terakkici bir anlayışın yanında Mukaddesatçı kimliği ile de ön plana çıkar. Geçmiş ve gelecek arasında bir köprü kurulması, hafızanın muhafaza edilmesi, gelenek ve yeniliklerin birlikte yaşatılması gerektiği yönünde fikirlerini beyan eder ve bu doğrultuda yaşar.Halkın, kendisini cumhurbaşkanı adayı olarak görmesine karşılık, darbeci zihniyetin tehdit ve baskıları sonucu bu olası durumun önü kesilir. Özellikle memleketimizdeki hassas konulardan biri olan laiklik hususundaki düşünceleri adeta ezber bozar nitelikte olur. Yaşadığı yılların zorlu ve baskıcı şartları düşünüldüğünde söylemleri ve eylemlerinin millet ve memleket için kayda değer olduğu aşikârdır. Yönünü ne doğuya ne batıya, yönünü doğruya çevirerek inandığı doğrular uğruna bedel ödemekten asla çekinmeyerek tarihe bu yönde not düşer ve yaşayan bir ölü olmaktansa ölen dirilerden olmayı tercih edecek bir yaşam sürer.

Gençliğin yetişmesinde büyük gayretler gösterir ve bu konuda azımsanmayacak bir mesai harcar, hatta Kendisinin kaleme aldığı Gençlerle Başbaşa eserinde şu ifadeleri kullanır; “Geleceğin

ümidi olan gençleri, bunalımdan, iradesiz ve cesaretsiz yaşamaktan kurtaracak olan bu kitap; başarılı olmanın sırlarını göstermektedir.” Şimdi gelin kendisinin adı geçen bu eserde gençlere yönelik olarak verdiği bu çok hayati ve kıymetli öneri ve tavsiyelerine kulak verelim;

- Gece yatağına uzandığın zaman o gün ne yaptığını ve yarın ne yapacağını kendine sormadan uyuma,

- Her gün iyi bir eserden yüksek sesle beş on sahife oku, bu sayede konuşma ve söz söyleme istidadın gelişir,

- Kişinin kıymeti dilinin altında ve kaleminin ucunda gizlidir, onu söz ve yazı açığa vurur,

- Bir işe öfkeli ve sinirli iken karar verme, bekle öfken geçsin, zira öfkeyle kalkan zararla oturur,

- Çok konuşma, yerinde ve özlü konuş, kıymet ve tesir çok sözde değil, yerinde ve özlü sözdedir,

- Dilini tut ve bil ki dil yarası bıçak yarasından daha vahimdir,

- Kimsenin yüzüne karşı söyleyemediğini arkasından söyleme ve bil ki arkadan konuşma korkaklığın en iğrenç şeklidir,

- Herkesçe beğenilen asıl güzellik ahlak güzelliğidir, çünkü ahlakı güzel insan her yaşta güzeldir,

- Ahlakını güzelleştirmeye daima çalış. Ahlak güzelliği insan için en kıymetli bir servettir.

- Muvaffakiyetin ilk şartı iradeli olmaktır,

- İrade terbiyesinin ahlaki ifadesi say ve gayrettir.

- Muvaffakiyetin ilk düşmanı tembellik, ikincisi kötü arkadaştır,

- Çalışmak için müsait gün ve saat bekleme. Bil ki, her gün ve her saat çalışmanın en müsait zamanıdır,

- Çalışmaya oturduğun zaman tıpkı ateş hattında düşmanı gözetleyen bir asker gibi uyanık ol ve dikkat kesil. Ve bütün ruhi ve bedeni kuvvetinle kendini işe ver.

- Bir iş üzerinde yorulursan dinlenmek için işini değiştir ve çalışma hızını yavaşlat. Fakat dinlenme bahanesi ile asla boş oturma. Boş oturanın içi, işlemeyen demir gibi pas tutar.

- Rastladığın edebi, felsefi bazı güzel parçaları ezberle. Bu sayede hem kelime ve ifade hazinen zenginler, hem de hafızan kuvvetlenir.

- Fikri çalışmanın herkesin mizacına göre değişen verimli ve aziz saatleri vardır. Bunlar bazı kimseler için sabahın erken saatleri, bazıları için de öğleye doğru, öğleden sonra, gece saatleridir. Kendini yokla ve senin aziz saatlerin hangileri ise, bunları hiçbir eğlenceye feda edip kaçırma,

- Gençlik güzelliğine, “şans” denilen kör kuvvet bile âşıktır. Gençliğini boş yere harcama, onu kıymetlendirmeyi bil.

- Dostlarına vefalı, düşmanlarına müsamahalı ol ve yere yıktığın düşmanını tekmeleme, alicenaplık göster. Vefa ve alicenaplık yüksek ahlakın iki parlak şiarıdır.

- Daima olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol. Olduğundan farklı görünmek isteyen, karşısındakilere kendisinin ahmaklığını göstermiş olur.

- Kimseye karşı kin tutma ve kimsenin muvaffakiyet ve saadetini kıskanma, fakat imren. Sen de öyle bir muvaffakiyet ve saadete ermeye çalış. İmrenmek, yükselmenin şartıdır. Kin ve kıskançlık ise iç ferahlığın, sağlık ve saadetin iki azgın düşmanıdır.

- Dost kazanmak için cömert ol. Bil ki cimrinin dostu yoktur.

- İyiliğe karşı iyilik adalettir. İyiliğe karşı kötülük cinayettir. Kötülüğe karşı iyilik ihsan ve atıfettır ve insanlığın en yüksek derecesidir.

- Sözlerin tatlı, tavırların zarif olsun. İnsanın kabası, ısırgan köpek gibidir. Herkes tarafından taşlanır.

- Başkalarından gördüğün kötülük, seni iyilik yapmaktan alıkoymasın. İyilik ibadettir, kötülükle hesaplaşmaz.

- İşinde ve sözünde doğruluktan ayrılma. Hak doğruların yardımcısıdır.

 

 

             

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.