Ömer Faruk GERGERLİOĞLU

Ömer Faruk GERGERLİOĞLU

T24
Yazarın Tüm Yazıları >

YAŞASIN DEMOKRASİ

A+A-

 "Kahrolsun demokrasi"  diyor öfkeli kitleler. Çok haksız değiller. Darbe yapılmış demokrasinin gereği iptal edilmiş, sivil irade ortadan kalkmış,  asker idareye el koymuş, zorbalık hakim olmuş, katliamlar yapılıyor. Ancak bunun cevabı, çözümü  "kahrolsun demokrasi" demek mi?

Demokrasi en kaba ele alınışıyla yönetilenlerin en adil, en eşitlikçi bir şekilde yönetime katılımının sağlanması. Batıda bunun bedeli kolay ödenmemiş. Büyük iç savaşlar, devrimler, din, mezhep kavgaları sonrası gelinen bir nokta var. İslam dünyası bu tecrübeleri çok fazla yaşamamış. yöneticiler kendilerine ses çıkarılmasını çok istememiş yönetilenler de ilk zamanlar biraz direnseler de zalimce bastırma girişimleri sonrası yöneticinin iradesini kabul etmiş. Bunu sağlamak için din de kullanılmış. Çok acı tecrübeler büyük karışıklıklar, katliamlar yaşanmış. Sonunda maslahatın esas olduğu yani karışıklık çıkarmaktansa uygulamalara boyun eğmenin daha uygun bir yol olduğu din adamları tarafından verilen fetvalarla hatırlatılmış. Ortalık sakinleşmiş ancak mücadelelerle kazanılabilecek  bir gelenek yaşanmamış olmuş böylece.

İslam dünyasının son zamanlarına baktığımız zaman batıya göre yine baskıcı yönetimler tarafından yönetilen bir manzara görünüyordu. Türkiye diğerlerine göre bir nebze demokrasi tecrübesi olan ama yine de çok aksaklığı olan bir ülke pozisyonundaydı. Arap baharıyla birden barajın önündeki kapaklar açılıp sular boşalınca çok tecrübe edilmemiş bir kavramın tadına bakılmaya başlandı. Yönetimi eline geçirenler de muhalefet de acemisi oldukları bir kavramla karşı karşıya kaldılar. Batılı ülkeler tarafından yıllarca demokratik hakları kısıtlanan bu topluluklar kavuştuğunu, kucakladığını sandığı hayalin bir anda somut bir gerçek değil soyut bir serap olduğunu gördüler ve çok öfkelenerek "kahrolsun demokrasi" demeye başladılar.

"Kahrolsun demokrasi"  derken aslında islami siyaset teorisini at gözlüğüyle algılayıp kendisi dışındaki tüm ötekilerin boyun eğmesi gereken canlılar olduğu zannından hareket ediyorlardı. İslam devleti ardından islam birliği oluşuverecek, halife adil yönetimiyle hilafeti tesis edecek   ve tüm idealler gerçekleşecek, sorunlar da buharlaşıverecekti. Bu buharlaşmayı öteki olanın kendisine benzetilmesi olarak algılama da azımsanacak ölçüde değildi.

Hilafet siyasi bir  teoriydi. İtikaddan ayrılacak bir proje değildi, değildir. Zaten şu anda "hilafeti tesis ettim, tüm olumsuzlukları ekarte ettim"  dediğinizde siyasi ve mezhebi duruşuyla bu organizasyona katılmayacak çok ülke vardır. Bırakın diğer ülkeleri aynı ülkedeki farklı grupların da itiraz sesi yükselecektir. Siz farklı olanları hizaya getirmenin ideal olduğunu  düşünüyorsanız hilafete cebren boyun eğdirmenin gereğini islami bir nas, emir gibi algılayabilirsiniz. Ancak  farklılıklarla beraber yaşama gereğini görüp bu  ortamı oluşturduğunuzda fanatizmin yok olup demokrasinin kökleştiğini göreceksiniz.

"Kahrolsun darbeciler" dedikten sonra "kahrolsun demokrasi" demenin anlamını bana izah edecek birisi var mıdır? "Kahrolsun darbe" diyen islami anlamda askeri bir hakimiyet özlemi içinde olup olmadığını iyi sorgulamalıdır.  Başkası darbe yapınca "kötü"  kendi taraftarları yapınca iyi diyecekse Sisi gibilerine hiç kızmasın. Gücü esas alıyorsa güçlü olmayı özlesin, çalışsın ve islami bir darbe yapsın.  Evet hakikaten bu dünya güçlü olanın borusunu öttürdüğü bir yer. Sokak tabiriyle bu böyle ve maalesef entellektüel söylemler bunu pratikte değiştiremiyor. Bunların çare olmadığını gördüğünüzde  soracağınız soru şu olmalı. Önemli olan yönetiminizde tüm farklılıklar adalet içinde  ve eşit olabilecek mi? İşte temel mesele burası.

İslam dünyası "Yaşasın demokrasi" deme durumundayken, buna çok ihtiyacı varken bir kötü tecrübeyle on yıllarca geriye gidiyor. Mevzisine çekilen ve karşısındakini itlaf etmeye çalışan bir savaşçıya dönüşüyor. Tabii batının iki yüzlülüğünden, sahtekar krallıkların hesaplarından istifade edecek olan El Kaide gibi örgütlenmeler olacaktır. "Biz söylemiştik,  batının herşeyi sahtedir onlarla savaşmaktan başka çare yoktur" diyen fanatizmden çıkacak olan ise medeniyetleri çatıştırmak ve hatta islam dünyasının birbirini kırmasını sağlayacak bir şiddetten başkası değildir. Bunu da sadece İslamcıların problemi olarak  görmek hatadır. Müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülkede ateist olan aydının bile bu sorunu içselleştirerek dert edinmesi, engellemesi  ve çözüm önerileri sunması gerekir.

Müslümanlar kızgınlıkla söyledikleri sözlerine dikkat etmeli. Demokrasi en çok da İslam dünyasına lazım. Bu topraklar daha uzun yıllar bu çalkantıları yaşayacak gibi. Demokrasi en çok İslam dünyasının kalbi olan Kabe'nin olduğu yerin sahibi olan Suudi Arabistan için lazım. Yoğun bir dini yüzeyselliğin, (Selefiliğin) halkını değersiz gören ve tüm zenginliklerini saltanatını devam ettirmek için batıya peşkeş çeken bir zalimliğin yaşandığı  bu ülke demokrasi ihtiyacının en yoğun hissedildiği yer aslında. Yıllarca acımasız müstebitlerce yönetilen ve bahar havası nedeniyle birazcık  demokrasi soluyan diğer Arap ülkeleri ise ikinci sırada. Neyse ki tüm olumsuzluklarda birinci olan Türkiye bu ülkelerin ardından geliyor.  Bırakın devlet  yönetimlerini mensubu olduğu cemaatinin yönetimindeki otoriterlikten dolayı bile demokrasi haykırışının en kuvvetli olması gereken müslümanlar öfkeyle "kahrolsun demokrasi" diyorlar. Kahrolursa ne olacak? Daha despotik yöneticilerin eline düşmekten başka bir kader görünüyor mu ? Mısır Türkiye'nin 1950'li yıllarını yaşadığını anlamalı anlaşılan kökleşmiş Ordunun vesayetinin kırılması için daha çok fırın ekmek yenecek.

Bir kavramın aslıyla sahtesini ayırt etmek gerektiğini söylemek fazla gayret aslında. Gerçek doktor ile sağlık adına şarlatanlık yapanı, gerçek dindar ile istismarcı dinciyi birbirinden ayırt etmenin gereğini anlatmak fazla gayret bilindiği gibi.

İslam dünyasının her zamankinden fazla yöneticisini sorgulama, seçimle iş başına gelse bile otokontrole tutma ihtiyacı var aslında. Bu da kahrolsun demokrasi demekle değil içten bir istekle  "Yaşasın demokrasi" demekle olacaktır.

www.omerfarukgergerlioglu.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.