1. YAZARLAR

  2. Songül Pala

  3. Yaşasın Başörtüsü Sorunu!
Songül Pala

Songül Pala

Songül Pala
Yazarın Tüm Yazıları >

Yaşasın Başörtüsü Sorunu!

A+A-

Başörtüsü sorunu açısından geçen hafta yeni bir gelişme oldu. Hükümet 27.11.2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan, “Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık Ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik” içerisinde öğrencilerinin kılık ve kıyafetlerine dair usûl ve esasları belirleyen yönetmeliğinde  “Okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde kılık ve kıyafet serbesttir.”  maddesiyle değişiklik yaparak, üniforma-tek tip kıyafet mecburiyetini kaldırdı. Ama …

Evet, yine ‘ama’ ile devam etmek zorunda kaldığımız bir düzenleme yapıldı. Serbestlik boyundan aşağıya geldi ama boyundan yukarısına gel(e)medi. İmam hatip okulları için bütün dersler, diğer okullarda ise Kuranı kerim ve siyer derslerinde başörtüsü takılabilecek. Bunun dışında kalan derslerde, “Öğrenciler okul içinde baş açık olarak bulunur.” İfadesi ile kız öğrenciler açısından başını açmak zorunlu hale getirildi.

İktidar yanlısı kesimler bir düzelme anlamında değerlendirdiler, bu durumu. İktidar karşıtı partiler ise muhalefetin gereği, doldurdukları koltukların rengi neyi gerektiriyor ise o minvalde karşı çıktılar. Bütün partilerin geçmişlerinde yapıp-ettikleri bu konudaki hassasiyet ve dürüstlüklerini anlamamıza yeteceği için diyaloglar üzerinde durmayacağım.

İktidarın bu gün o koltuklarda oturabiliyor olmasını sağlayan, ‘başörtüsü sorununu’ çözme vaadini neden yerine getirmediği üzerinde duralım. AK parti taraftarlarının iddia ettiği gibi, aşamalı bir şekilde çözeceğine dair hüsnü-zan, zorlama bir savunmadır. Konumuz olan o kararnamede ‘başı açık’ ibaresinin olması muhalefetin tepkilerini azaltmamıştır. Başı açık ifadesi olmayan bir metin de muhalefet tarafından ancak bu kadar eleştirilirdi.

‘Ustalık’ döneminin sonlarına gelmiş bir iktidarın bu sorunu çözme gücü olamamışsa hala, emekliliğinde çözme ihtimali yok denecek kadar azdır. Ülke yönetiminde, iktidarın diğer konulardaki pervasızlığı dikkate alındığında bu sorunu bu şekilde sürekli olarak sürüncemede bırakmasının asıl sebebi, iktidarın dışındaki güçlerde değil, iktidarın iç hesaplarında aramak gerekir.

Başörtüsü sorununun kaybedenleri ve kazananlarını anlamak için, sorunun başlangıç noktasına gidelim.

Sol parti iktidarı ile başlamıştı, bu sorun. Dine alerjisi olan kesimleri temsil eden bir iktidar oluşunca destekleyenlerine kendi ‘imanını’ kanıtlamak için eğitim kurumlarında ve kamu kurumlarında başörtüsü yasaklandı. Bu yasağın ihtiyaç olduğu fikri toplumda yaratılabilmesi için, şimdilerde açıklanan senaryolar yazıldı ve oynandı. İlginçtir, suçlular suçüstü hem de kameralar eşliğinde nerdeyse canlı yayınlarla deşifre ediliyordu.

Başörtüsü yasağı değil ama ekonomik sorunlar bu zalimleri koltuğundan etti. Yamalı bohça misali oluşturulmuş hükümetler işi sürdüremedi ve yeni bir dönem başladı. Türkiye tarihine baktığımızda ‘yeni’ olmayan, ama o gün için yeni kabul edilen gelişme; denenmiş partilere alternatif olarak sunulan; mevcut partilerin elemanlarından kombin edilmiş ‘yeni’ partinin çözüm olarak kabulü idi.

AK parti ilk seçimlerde özellikle inançlar çerçevesinde, ikinci seçimlerinde de özgürlükler penceresinden konuyu ele aldı ve çözeceğini vaat etti. On yılını doldurduğu iktidarında başörtüsü sorununu çözmek yerine, ‘hem nalına, hem mıhına’ yöntemiyle bir yerlerde(üniversitelerde) yasağı kaldırırken, başka bir yerde resmen yasaklama yolunu seçerek sorunu yeniliyor. Kamuda çalışan bayanların hala (amirlerin inisiyatiflerine bırakılarak) başörtüsü yasağıyla baş başa kaldığını da unutmayalım.

Dün sol kesimin seçim yatırımının kurbanı olan başörtüsü, bu gün kendisini İslam olarak kabul eden iktidarın seçim yatırımı olması nedeniyle çözülmüyor. Çünkü eğer bu gün başörtüsü sorunu halledilir ise, kendisini diğer seçmenden ayrı nitelendiren muhafazakar, İslamcı oydaşlara neyi vaat edecek? İktidar.

Bu gerçeğin farkında olan iktidar, kendisini bu iktidarla birlikte(bindiği lüks arabasından başörtülü inmenin gururu, başörtülü olarak İstanbul’un bilmem hangi semtinde kahvaltı yapabilmenin keyfi, kendi modasını oluşturmanın gelişmişliği) elit, zengin ve eşit hisseden vatandaşının bütün taleplerini karşılamış olacak.

İslam olmanın sadece başörtüsü ile ayrışılabileceğini düşünen Türkiye’deki büyük çoğunluğa sunabileceği tek ayrık nokta ne yazık ki, başörtüsü sorunudur. Bu sorun Müslümanların aidiyet duygusunu besliyor-doyuruyor. Kendisi ile birlikte taraf olabileceği Müslüman bir iktidar(!) karşısına alacağı küfür odakları bağışlıyor.

Başkanlık sistemi referandum konusu olduğunda ya da cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ‘başörtüsü’ yine kurtarıcı sorun olacak. Biz seçmenlerde oyumuzu başörtüsünden yana yapıp, bu sorunu çözmeyen bu günün iktidarını yeniden iktidar yapacağız!?

Yaşasın başörtüsü sorunu!!!!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.