1. YAZARLAR

  2. Hasan Cemal

  3. Yaşamak için acı çekenler!
Hasan Cemal

Hasan Cemal

T24
Yazarın Tüm Yazıları >

Yaşamak için acı çekenler!

A+A-

 

Selim bana yılın son günü Beyrut’un güneybatısındaki Şatila mülteci kampını gezdirirken, sakin sessiz anlatıyor, ben dinliyorum. “Bizler çabuk yaşlandık” diye tekrarlıyor, “Zira çok yaşadık, çok gördük daha çocukluktan itibaren...”

Filistin mülteci kampında sabah vakti Selim anlatıyor, ben dinliyorum.
1965’te bu kampta doğdum.
İlk defa 14 yaşında elime silah aldım, gerilla oldum Filistin için.
17 yaşında katliamı yaşadım.
1982’nin 14-17 Eylül’ünde.
Üç gün sürdü katliam.
O kanlı üç günü hiç unutmadım.
Unutmayacağım da.



Kampta düzenlenen kermesle, okulda başarılı olan
öğrencilere hediyeler verilerek, motivasyonları yükseltilmeye çalışılıyor.

İsrail, Lübnan’ı Beyrut’a kadar işgal etmişti. Yaser Arafat Tunus’a çekilmek zorunda kaldı.
Bir gün Şaron’un askerleri kampı kuşattılar. Dışarıya kuş uçurtmadılar. Hiç durmaksızın bombaladılar kampı. Havadan attıkları fişeklerle geceyi de gündüze çevirdiler, katliam geceleri de aralıksız devam etsin diye.
Hıristiyan milislerin kıyımı üç gün üç gece devam etti.
Sistemli bir katliamdı.
Şatila mülteci kampında 20 bin Filistinli berbat koşullarda barınıyor, yaşamaya çalışıyorduk 1950’lerden beri.
Bir gece mesaj ulaştı.
Katliam başladı kaçın, kaçın dediler.
Üç gün gece gündüz demeden 3500-4000 Filistinliyi boğazladı Hıristiyan milisler.
Öldürdüklerini de yok etmeye çalıştılar. Büyük çukurlar açıp içine gömdüler. Bir daha bulamadığımız 300 şehidimiz vardır, kayıp adı altında...
Şatila Leningrad’ımız
Şaron’un askerleri kamptan dışarı kuş uçurtmadı. Hıristiyan milislerin ellerinden kurtulup dışarı kaçabilenleri de onlar öldürdü.
17 yaşındaydım.
48 saat çarpıştık.
Ailemizi kamptan Beyrut’un içine göndermeyi başardık ama...
Şatila bizim Leningrad’ımızdır.



Selim, Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde burslu olarak okumuş, bugün bankacı olarak çalışıyor. Selim, kamplarda daha çok Filistinli gencin burslu okuyabilmesi için de çaba gösteriyor.

Hasan Bey;
Bu topraklar trajediye doymak bilmiyor.
Sonra 1985’le 1988 arasında kamplar savaşı başladı. Bu defa Şiiler, Emel örgütü üstümüze geldi.
Şatila’yı yine aslanlar gibi savunduk.
Milimini alamadılar.
Ali, en yakın arkadaşım, bak şu resimdeki. Bir tek Ali’nin bu resmini indiremediler, vermedik Ali’yi...
Selim, yanaklarından inen gözyaşlarını siliyor, başını çevirip acısını içine gömmeye çalışıyor.
O anlatıyor, ben dinliyorum.
Şu resimdeki kardeşim Karroum 22 yaşındaydı öldüğü vakit...
Bak şu Haitham, kampın masa tenisi şampiyonuydu, bacağından vuruldu, kangren oldu, kurtaramadık.
Daha 16 yaşındaydı öldüğünde.
Bak duvardaki şu resme, baba ve iki oğlu...  Şu da üç günde üç kardeşi ölen arkadaşımız... Şu da Cemal Qais, kardeşlerimden birinin en yakın arkadaşıydı.
Burada bizim şehitlerimiz yatıyor, Filistinli kahramanlarımız için yaptık bu kapalı, mütevazı şehitliği...
Hasan Bey;
Biz çabuk yaşlandık.
Çünkü çok şey gördük, çok acı tecrübeler edindik küçük yaştan itibaren...
Ama umudumu yitirdim mi?
Hayır, 48 yaşındayım, gelecek umudumu hep canlı tuttum.
Bakın her tarafta ‘özgür Filistin’ yazıyor. Özgür Filistin ateşi hiç sönmedi.
Sönmeyecek de.
Üç nesildir öyle.
Topraklarımızı İsrail işgalinden kurtaracağız. İsrail devleti 1948’de kuruldu Filistin topraklarında. Bizim topraklarımızın yüzde 77’sini ele geçirdiler. Kalan yüzde 23’ünde bile bağımsız bir Filistin devletine hayır diyebiliyorlar.
Allah aşkına söyle bana Hasan Bey;
Bunun neresi adalettir?
Bunun neresi insanlıktır?
65 yıldır sürüyor bizim direnişimiz.
Filistin devrimi bitmeyecek. Topraklarımıza döneceğiz.
Su deposunun tepesindeki şu kocaman anahtarı görüyor musun?
O anahtar bir semboldür, Filistin topraklarının sembolü.
Bu kampta, her evin en yaşlı erkeğinin belinden bir anahtar sarkar. O anahtar, İsrail işgaliyle bırakıp geldiğimiz evlerimizin anahtarıdır.
Günün birinde Filistin’deki evlerimize geri dönüleceğine dair inancımızı hiç kaybetmediğimizi gösterir, bellerinden asılı o anahtar...
Bugün kampta bir kermes var, yıl sonu kermesi. Okulda başarılı olan çocuklara hediyeleri veriliyor.
Çocuklar nasıl da cıvıl cıvıl.
Filistin’in geleceği onlar...
Özgür Filistin’in meşalesini gelecekte onlar taşıyacak.
Evet, yoksulluk diz boyu.
Gözle görülüyor.
Üç nesildir yoksulluğu yaşıyoruz.
Kampta hayat
Bütün Filistinliler içinde en yoksulu Lübnan’da yaşayan 300 bin Filistinli.
Lübnan vatandaşı olamıyoruz.
Çalışma izinlerimiz son derece sınırlı.
İşsizlik felaket bu yüzden.
Oy hakkımız yok.
Ama başımız dik.
Filistinliyiz, bundan gurur duyuyoruz.
Ve bu yoksulluğun içinde gelecek umudunu yaşatıyor, canlı tutuyoruz. (*)
Şatila kampında 20 bin Filistinli yaşıyor 65 yıldır.
Ama hâlâ doğru dürüst suyumuz akmıyor. Çöp yığınlarına baksana... Dapdaracık yollar... Su birikintileri... İnsanın içini acıtıyor değil mi?..
Mercimek kokusunu alıyor musun? Bizde mercimeği pilavla birlikte pişirirler, sizin kuru fasulye pilav gibi, çala kaşık gireriz çoluk çocuk.
Bak şu fotoğrafı görüyor musun? İsrail tankının ezdiği Amerikalı insan haklarıaktivisti Rachel Korie...
Yan yana şu üç fotoğrafa bakar mısın?
Şu kız çocuğu küçücükken, 1976’da Şatila Kampında bir Fransız aile tarafından evlat edinilmiş. Filistinli kız büyümüş, geri dönmüş, şimdi bu fotoğraflarla gerçekailesini bulmaya çalışıyor.
Yaşamak için acı çekmek!
Evet öyle Hasan Bey;
Bazıları için bu dünya acı çekmeden yaşanmıyor.
Benim aklımdan çatışmada kaybettiğim Ali hiç gitmiyor. En yakın arkadaşımdı. Bak yine onun, Ali’nin, can arkadaşımın resmi...
Selim bana yılın son günü Beyrut’un güneybatısındaki Şatila mülteci kampını gezdirirken, sakin sessiz anlatıyor, ben dinliyorum.
Gözyaşlarını yine benden saklamaya çalışıyor, elinden gelse içine akıtacak...
“Bizler çabuk yaşlandık” diye tekrarlıyor, “Zira çok yaşadık, çok gördük daha çocukluktan itibaren...”
İçim acıyor.
İyi seneler diliyorum.
Yarın da Beyrut’tan, “Ortadoğu’nun aynası”ndan devam.
————————————
* Şatila dahil Lübnan’daki 11 mülteci kampında yaşayan Filistinli gençlere yardım elini uzatmak isteyenlere duyuru. Unite Lebanon Youth (ULYP) isimli sivil toplum kuruluşu, sağladığı burslarla 41 Filistinli genci Türkiye ve KKTC’deki üniversitelerde okutuyor. Türkiye’de Yeditepe Üniversitesi’nde 3 Filistinli öğrenci, Bilgi Üniversitesi’nde 1 öğrenci, Koç Üniversitesi’nde 2 öğrenci burslu okuyor. 
Türkiye devlet bursu ile de Gaziantep ve İnönü üniversitelerinde 2 Filistinli genç yüksek tahsil yapıyor. Bu sayıları arttırmak isteyenler şu iki adresle temasa geçebilirler:
www.unitelebanonyouth.org
Melek el Nimer - mnimer@unitelebanonyouth.org

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.