1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. Yasakları yasaklamalı
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Yasakları yasaklamalı

A+A-

Başbakan Erdoğan'ın, 'Twitter, mivitter demeyeceğiz. Kökünü kazıyacağız' sözü üzerine, CnnTürk'te Twitter'i tartışıyorduk.

Ünlü sunucu Defne Samyeli'nin, Twitter'da maruz kaldığı çirkin iftiralar üzerine, 'Bir kadın ve bir anne olarak incindim' dediği gündü.

Paralel yapı tarafından, 'Kudüs-Selam Örgütü' kapsamında yasa dışı dinlenen isimlerden biriydi Defne Samyeli.

İran merkezli radikal bir terör örgütü olan Kudüs-Selam ekseninde dinlenilmesi, 'Mut'a' kod adlı bir operasyona hazırlanılması nedeniyle Defne Samyeli üzerinden bir senaryo yazıldığı belliydi.

O programda 'Defne Samyeli'nin namusuna atılan iftiranın hesabını kim verecek' diye sorduktan sonra özgürlüklerle, özel hayatın gizliği arasında bir denge kurulması gerektiğini savundum.

Ancak Türkiye'nin Twitter'ı yasaklayan bir İran, bir Çin ve bir Kuzey Kore olamayacağını savundum.

Savunduğum bir başka nokta daha vardı.

'Eğer Twitter yasaklanırsa buna karşı mücadele verecek ilk insan ben olurum' dedim. Biz yayındayken Twitter'in kapatıldığı haberi geldi. İlk anda girdiğimiz Twitter'e az sonra giremez olduk. CnnTürk yönetimi yerinde bir yayıncılık refleksiyle programı uzattı.

Çok sıcak bir gelişmeydi. Henüz neden kapatıldığı belli değildi. Ama Başbakan'ın Twitter'in kökünü kazıyacağız sözlerinden sonra, vazifesi Erdoğan'ı linç etmek olanlara gün doğmuştu.

Bir tarafta da günde 5 milyon insanın giriş yaptığı Gezi sürecinde olduğu gibi bazı günlerde bu sayının 17 milyona kadar yükseldiği sosyal paylaşım sitesiyle ilgili bir yasaklama söz konusuydu.

O sırada birileri, benim Twitter kapatılırsa ilk olarak ben mücadele ederim sözümden geri döneceğimi düşünmüş olmalı. Hatta öylesine şartlanmışlar ki, bir gün sonraki internet medyasında yaygın bir şekilde yer alan capslerde, artık Twitter'a giremeyeceğim yazılıyordu.

Evet o günden bu yana Twitter'e girmiyorum. Ancak sözlerimin arkasında durmadığım için değil, kapatılmaya tepkimden dolayı.

Ayrıca sıcağı sıcağına sözlerimin arkasında olduğumu, Twitter'in kapatılmasına karşı çıktığımı, özel hayatın gizliliğine yönelik bir saldırı varsa sadece o sayfaya erişimin engellenebileceğini savundum.

Elbette ki o sırada Samsun'da ismine hesap açılıp porno görüntüler yüklenen kadınla ilgili mahkeme kararından da diğerlerinden de haberimiz yoktu. Olay bazlı değil, ilkeli bakınca bizim duracağımız yer belliydi.

Çünkü ben gazeteciliğe başladığımda 12 Eylül'ün yasakları devam ediyordu. Çalıştığım Yeni Asya gazetesi 12 Eylül darbesine karşı boyun eğmediği için 470 gün kapatılmıştı. Atahan'daki gazete bürosuna her gün, 'haberci' dediğimiz onbaşı gelir, yasakları tebliğ eder giderdi. Bir gün onbaşı yasakları tebliğ etmiş ve bizden tek tek imza almıştı. 12 Eylül idaresi seçim kararı almıştı. Siyasi partiler kuruluyordu. Demirel'in kurdurduğu Büyük Türkiye Partisi kapatılmış, DYP'nin kurucuları veto edilmişti. Onlardan birisi de Yeni Asya'nın Ankara Temsilcisi Bedrettin Ergül'dü. 6 Kasım 1983 seçimlerine yasaklar altında gidildi. Sonra sıra geldi siyasi yasaklara. Demirel başta olmak üzere eski liderlerin üzerinde siyaset yasağı vardı. Yasakların kaldırılmasına karşı mücadele ettik.

Demem o ki, ben yasaklara her zaman karşı oldum. Dönemsel ya da konjonktürel özgürlükçülerden olmadım.

'Radyolara özgürlük' adına 'siyah kurdele' eylemi başlayınca da oradaydım.

Kasetler, fişlemeler, ses kayıtları üzerinden siyasetin dizayn edilmek istendiği bir dönemde gelen Twitter yasağı ise insanların kafasını karıştırdı.

Şimdi burada Atatürk'e hakaretten dolayı Youtube'un 1 yıldan fazla kapalı kalmasını, İngiltere, Fransa ve Almanya'nın yaptığı yüzlerce başvuruyu anında işleme koyan Twitter'in Türkiye'ye müstemleke memleketi gibi muamele yapmaya kalkışmasını hatırlatmayacağım.

ABD'linin ya da Fransız'ın özel hayatı hayat da bizim halkımız müstemleke ahalisi mi diye de sormayacağım.

Kestirmeden söyleyeyim, yasakladım demekle Twitter yasaklanmaz. Tam tersine bunların saklayacağı bir ayıpları, gizleyecekleri bir kusurları var izlenimi verir.

17 Aralık tam bir algı operasyonu. Yasaklama kararı onun üzerine tuz biber eker, algı operasyonunu ete kemiğe büründürür. Daha cazip kılar. Zaten öyle oldu.

Amerika, Irak'ı işgale karar verdiğinde petrole bulanmış karabatak kuşu peydah olmuştu. Dünyayı savaşa vermek isteyen zalim Saddam'ın denizlere yaydığı petrole bulanmış karabatak kuşu.

O kuşun görüntüsünün Batı sahillerinde çekildiği ortaya çıktı. Ancak ABD, o görüntü üzerinde Batılıların algısını yönetti, Irak'ı işgal etti ve bir ülkeyi baştan sona kana buladı. İşte o gün karabatak kuşu kirlendi.

Twitter ise Başbakan'ı devirmek isteyenlerin silahına dönüştü. Erdoğan'ı şeytanlaştırmak için her türlü kirli yöntem kullanılıyor Twitter üzerinden. Öyle ki iş artık nefret suçuna dönüştü.

Ancak bununla mücadelenin yolu Twitter'in kapatılması değil.

Sosyal medya için 13 uydu var. O kanalı kapat öbürünü açarlar. 140 kelimelik olanını kapat, interaktif radyo ve tv devreye girer.

Çare kapatmak değil.

Tam tersine özgürlük alanını sonuna kadar açmaktan geçiyor.

Bizim kuşağımız hep özgürlük mü, ekmek mi sorusundan birini tercih etmeye zorlandı.

Gün geldi özgürlük mü güvenlik mi dediler.

Soru karmaşık olsa da cevabı basitti.

Özgürlüğün olmadığı yerde ne ekmek oluyordu, ne de güvenlik.

Özgürlük ille de özgürlük.

Ve asıl yasakları yasaklamalı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.