1. YAZARLAR

  2. Fehmi KORU

  3. Yarı finale çıktık ya...
Fehmi KORU

Fehmi KORU

http://fehmikoru.com/
Yazarın Tüm Yazıları >

Yarı finale çıktık ya...

A+A-

Diyelim ki, yürüyüşümüz bu noktada durdu, yarı finale kadar çıkan milli futbol takımımız birkaç gün sonra Basel'de yapılacak maçta Almanlara yenildi; ne değişir? Çeyrek finali oynayan ve alan Türkiye şimdiden devleşti.

Dünyanın en iyi oyuncularının bizde olduğunu herhalde söyleyemeyiz. Teknik direktör derseniz, Fatih Terim'in sevmeyeni seveninden fazla ve kurduğu her takım bilenlerce kıyasıya eleştiriliyor. Saha içi ve dışı disiplin konusunda da sorunlar yaşadığımız muhakkak. Taraftarlarımız heyecanlı, ama işte son Hırvat maçında gördük, rakip takım taraftarları istediklerinde bizimkilere baskın gelebiliyorlar.

Milli takımın yarı finale kadar taşınan başarısını 'rasyonel' gerekçelerle açıklamak gerçekten kolay değil.

Zengin ailelerin çocukları da meraklı olsa bile, futbolcular, genellikle kenar mahallelerden çıkıyor bizde. Ayağındaki topu iyi kullanan müthiş paralar kazansa da, futbolcular içinde sınıf atlayanı yok; geldikleri kesimlerin özelliklerini sonuna kadar üzerlerinde taşıyorlar. Avrupa Futbol Şampiyonası vesilesiyle ekranlarda yüzlerini gördüğümüz annelerine bakarak söylenebilecek olan, milli takımımızın, gerçek bir 'Türkiye tablosu' çizecek renklilikte olduğudur.

Bu ülkenin bütününü kişiliklerinde temsil ediyor futbolcularımız...

Bu durum da, 'rasyonel' bir açıklamasını bulmanın âdeta imkânsız olduğu başarıya 'ışık' tutan tek unsur: Türkiye'yi ve insanlarını temsil etmenin gururuyla sahaya çıkıyor, canlarını dişlerine takarak ölesiye bir mücadele veriyor ve sahadan mutlaka galip ayrılmanın bir yolunu buluyorlar. Adeta bir 'manevi güç' dinamizmi ile öne geçiyor milliler; atılmayacak zamanda, imkânsız açılardan golleri kalelere yolluyorlar...

Futbol, böylesi turnuvalarda, futbol olmaktan çıkıyor bizim çocuklar için; Türkiye'yi bütün özellikleriyle sahaya taşıyan bir temsil alanı haline dönüşüyor. Şanslı olmadığına inanan bir ulusuz, ama işte görüyorsunuz, boş kalemize doğru yol alan toplar direkten dönüyor, her zaman fileleri havalandıran kafa şutları gökyüzünü hedefliyor, penaltılara sıra geldiğinde, kalecimiz devleşiyor, kale küçülüyor.

Tanığı olduğumuz, gerçekten başka bir şey...

Kuralsızlık ve disiplinsizliğe güzelleme yapma niyetinde değilim; keşke ölçülü-biçili bir oyun tarzımız olsa. Ancak bu tür sportif karşılaşmaların kural tanımazlığına uygun bir yapımız olduğu da ortada. İngilizler bu oyunun mucitleri ve futbola bilimi taşıdıkları da meydanda; turnuvaya katılma hakkını kazanamadan elenmelerine ne diyeceğiz? Turnuvanın favorilerinden çoğu evlerine döndü, biz ise yarı finali hak ettik, şampiyonluk rüyaları görüyoruz.

Milli sporlarımızda bile gerileme yaşanırken futbolda öne geçişimizin bilimsel bir açıklaması mutlaka vardır. Bizim serazat ruhumuza, disipline gelmeyişimize ve gözümüzü hep daha yukarılara diken umutlarımıza en uygun spor galiba futbol. Yıllardır 'toplum mühendisliği' ile insanlarımıza beş öğün uygun adım attırma hevesine kapılanların bu heveslerini kursaklarında bırakan da bu yapımız işte. Hesapları-kitapları boşa çıkartan bir yanı var bizim toplumumuzun...

Maçı izlemek için Viyana'ya giden Başbakan Tayyip Erdoğan uzatmalar başlamadan önce “Maç doksan dakikadan ibaret değil” demişti; bu cümleyi sarf ederken yüzünün aldığı hal, bir futbol otoritesinden çok bir siyaset uygulayıcısına ait gibiydi. Siyaset de nereden bakarsanız bakın uzun erimli bir maraton, ya da sonucun penaltılarla da olsa saha içinde alındığı futbol gibi bir şey. Her zaman iyiler kazanmıyor belki futbolda da siyasette olduğu gibi, ancak özelliği bulunanların rakiplerine karşı bir üstünlüğü olduğu da muhakkak.

Yarı-finale çıktık ya, şampiyon olmasak da gam yemem.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.