1. YAZARLAR

  2. Cengiz ÇANDAR

  3. Yarı-başkanlık sistemine ne dersiniz?
Cengiz ÇANDAR

Cengiz ÇANDAR

Cengiz ÇANDAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Yarı-başkanlık sistemine ne dersiniz?

A+A-

Tayyip Erdoğan'ın kafasındaki, muhtemelen, en ziyadesiyle Fransa'dakine benzer bir 'yarı-başkanlık' sistemi. 

Başbakan Tayyip Erdoğan, Slovenya dönüşü ayağının tozuyla ‘başkanlık sistemi’ konusundaki sinyali verdi. Zaten son birkaç gün içinde Ak Parti yetkilileri bu konuda ‘işaret fişekleri’ni göndermişlerdi. Artık ‘başkanlık sistemi’ne geçilip geçilmeyeceği ‘yeni anayasa’ tartışmalarının başını çekecektir.

Daha doğrusu Tayyip Erdoğan ne derse o olacaktır.

Tayyip Erdoğan’ın 2014 yılında yapılacak olan ve ilk kez halkoyu ile seçilecek cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgilendiği bir sır değil. Ak Parti’nin 2011 genel seçimlerindeki seçim sloganı ‘Türkiye 2023’ idi. Cumhuriyet’in 100. kuruluş yıldönümünü nişan alan bir ‘projeler manifestosu’ ile girdi Ak Parti seçime.

12 Haziran 2011 seçimlerinde Ak Parti’nin hedefi yüzde 50, tercihan üzerinde oy idi. Bunun apaçık iki nedeni vardı:

1. Cumhurbaşkanı 2014’te halk oyu ile doğrudan seçileceği için cumhurbaşkanı adayı olmayı tasarlayan Tayyip Erdoğan için seçimlerde alınacak oy oranı 2014 için çok önemli bir ‘test’ niteliğinde olacaktı.

2. Cumhurbaşkanı olmayı tasarlayan Tayyip Erdoğan, başbakanlık yetkilerini terk edip, ‘sembolik’ bir cumhurbaşkanı olmak istemeyeceğine göre cumhurbaşkanlığı yetkilerinin de ona göre düzenlenmesi gerekirdi ki, bu ‘yeni anayasa’ ile mümkün olabilirdi. ‘Yeni anayasa’yı TBMM yapacak ise Ak Parti’nin de böyle bir ‘yeni anayasa’yı yapacak parlamento gücüne sahip olması gerekirdi.

Ak Parti’nin, bir başka deyişle Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesi hesapları büyük ölçüde tuttu. Sadece parlamento aritmetiği birkaç sandalye eksiğiyle, istenilen düzeyin altında kaldı ama bu kapatılamayacak kadar büyük bir gedik değil.

Türkiye’de parlamentoda temsil edilen muhalefet partilerinin, Türkiye’nin gündemini belirleme gücü bir yana, yeteneği de yok. Bu bakımdan, son birkaç gün içinde Ak Parti yetkililerinin ‘başkanlık sistemi’ konusunda fırlattıkları ‘işaret fişekleri’ bundan sonra siyaset gündemimize neyin düşeceğinin ipucunu yeterince veriyor.

Muhalefet tartışmaya daha yeni yeni ısınırken Başbakan Erdoğan, “Yeni anayasada başkanlık ya da yarı-başkanlık yer alır ya da almaz. Kararı halk verir. Demokrasi tartışma rejimidir” diyerek, ‘muhtemel rejim formülü’nün ne olacağına da işaret etti. Bu sözleriyle bir de muhalefete dönük olarak “Tartışın ama sonuç olarak anayasaya neyi koyarsak, halk oylayacağına göre, halkoylamasından geçecek anayasada ne varsa, o uygulanacak” demiş oluyor.

Şu kadarını söyleyebiliriz: Tayyip Erdoğan’ın kafasında Amerikan tipi bir başkanlık rejimi yok. Amerikan başkanlık rejimi, ABD’ye özgü. ABD, federal bir ülke. Ayrıca, başkan tarafından temsil edilen ‘yürütme’den tümüyle bağımsız ve gereğinde ‘yürütme’nin manevra alanını bir hayli kısıtlayan, Kongre’de toplanan çok güçlü bir ‘yasama’ gücü var.

Türkiye’nin siyasi kültürü, Amerikan federalizmine, Türkiye ile Amerika arasındaki mesafe kadar uzak. Ayrıca, ‘iktidar tekeli’ni eline almaya ve kullanmaya son derece eğilimli Tayyip Erdoğan’ın, onun başında olmayacağı haliyle kendi –olursa- cumhurbaşkanlığı süresi içinde iki hatta üç kez seçime girecek olan Ak Parti’nin mutlak parlamento çoğunluğuna sahip olabileceğinden yüzde yüz emin bulunduğu kuşkulu.

Tayyip Erdoğan, o tür bir cumhurbaşkanı olmak ister mi?

Biraz daha açalım... Ak Parti, 2011 seçimlerine ‘Türkiye 2023’ şiarı ile girerken 2014’te cumhurbaşkanlığı seçimi olacağı ve Tayyip Erdoğan’ın da söz konusu tarihte cumhurbaşkanı adayı olmak istediği biliniyordu. Cumhurbaşkanı 2014’te sadece halk tarafından seçilmeyecek, yürürlükte bulunan 7 yıllık ve tek sürelik cumhurbaşkanlığı yerine, 5+5 süresinin geçerli olacağı bir cumhurbaşkanı seçilecek.

Yani?

Yanisi şu: Tayyip Erdoğan’ın 2014’te cumhurbaşkanı seçileceğini varsayarsak 2019’a kadar cumhurbaşkanı diyelim, 2019’da bir daha seçilirse 2024’e kadar.

Tayyip Erdoğan şu anda 58 yaşında. 11 yıllık bir siyaset adamı olarak parlak sayılabilecek bir başbakanlık kariyerinin ardından cumhurbaşkanlığına geçerse bir 10 yıl daha cumhurbaşkanlığı yaptığını varsaysak 70 yaşında ve Türkiye’nin yaklaşık 20 yılına damgasını vurmuş olarak huzurla emekliye ayrılabilir.

Şiar neydi?

Türkiye 2023. Cumhuriyetin 100. yıldönümü, Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığının ikinci dönemine isabet edecek.

Bütün bunlar, tabii, olursa. Ama Tayyip Erdoğan’ın gücünün Türkiye sınırları dışına taşmış, sadece Türkiye’nin bir siyaset adamı olmaktan çıkmış, uluslararası bir siyaset adamı olduğu gerçeği göz önüne alınırsa ve Tayyip Erdoğan’ın bugüne dek güttüğü hedefleri tutturduğu, siyasi hesaplarının tümü değilse bile belirleyici olanların tuttuğu hatırlanırsa olmayacak şey de değil.

Tayyip Erdoğan’ı beğenin beğenmeyin, eleştiri hak eden binbir yönü, söylemi bulunduğundan bağımsız, bir olgu vurguladığımız.

Peki, böyle bir Tayyip Erdoğan, ‘sembolik’ bir cumhurbaşkanlığı uğruna, ‘yetkili ve etkili’ bir başbakanlığı bırakmak istemeyeceğine ve Türkiye’de Amerikan tipi bir başkanlık sistemini de benimsemeyeceğine göre, niye ‘başkanlık sistemi’ istesin?

Öylesini istemiyor zaten, ‘kopya’yı ‘yeni anayasada başkanlık ya da yarı-başkanlık...’ diyerek veriyor. Tayyip Erdoğan’ın kafasındaki, muhtemelen, en ziyadesiyle Fransa’dakine benzer bir ‘yarı-başkanlık’ sistemi. ABD’kinden farklı. Türkiye’deki parlamenter sisteme daha benzeyen cinsten ama halkın seçtiği cumhurbaşkanının başbakandan çok daha önde ve önemli olduğu bir sistem.

Fransa’da herkes Sarkozy’nin adını biliyordu. Şimdi Hollande’ı öğrendiler. Chirac, Mitterrand, Pompidou, Giscard d’Estaing, De Gaulle unutulmadılar. Sarkozy’nin başbakanı kimdi hatırlayan var mı? Yukarıdaki beş cumhurbaşkanı adı gibi, bir çırpıda beş başbakan adı sayabilir misiniz?

Türkiye’nin mevcut anayasasına bakarsanız, cumhurbaşkanının yürütmeyle ilgili yetkileri de kullanmak istediği takdirde, hayli geniştir. Nitekim, Turgut Özal, 1990-91’de Körfez krizi ve Körfez Savaşı sırasında anayasal yetkilerini kullanarak, ipleri eline aldı. Yıldırım Akbulut’un başbakan olmasının pek esamesi okunmadı.

Yeni anayasada, cumhurbaşkanının mevcut yetkilerine bir-iki küçük ilave, örneğin, Fransa’da olduğu gibi cumhurbaşkanının ülkeyi yeni seçimlere götürme yetkisi söz konusu olursa, çok radikal bir anayasal değişiklik bile yapmadan, Türkiye, Tayyip Erdoğan’ın ‘damak tadına’ uyacak bir yarı-başkanlık rejimine geçebilir.

Şimdilik, Türkiye’de “Başkanlık sistemi olmaz” haykırışlarıyla muhalefet kendini tartışmakla tüketecek; sonra çok kez olduğu gibi, şapkanın altından ‘yarı-başkanlık’ tavşanı çıkacak.

Önceki ve Sonraki Yazılar