1. YAZARLAR

  2. Ali Bilmez

  3. YARATICISINA, YARATILANA VE KENDİSİNE YABANCILAŞAN İNSAN
Ali Bilmez

Ali Bilmez

Yazarın Tüm Yazıları >

YARATICISINA, YARATILANA VE KENDİSİNE YABANCILAŞAN İNSAN

A+A-

 

Her gün biraz daha yabancılaşıyor insan. Kendisine, tabiata ve her şeyi yoktan var eden Yaratıcısına…

İnsanın yabancılaşma serüveni aslında insanlık tarihiyle yaşıttır. İlk insandan bu yana tabiat ile insan arasındaki bağ, geçen zaman ile birlikte doğru orantılı olarak gittikçe kopma ve uzaklaşma şeklinde olmuştur, olmaya da devam ediyor. Günümüzde ise bu kopuşun sanırım en zirve halini yaşıyoruz.

İnsanın tabiatında, tabiat ile iç içe yaşamak vardır. Zira insanın tabiatını en iyi bilen Yüce Allah, yeryüzüne halife olarak yarattığı insan için tabiatta örnekler ve ibretler olduğunu buyurmaktadır.

Derken, Allah, ona, yeri eşeleyerek kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini gösteren bir karga gönderdi. (Maide Suresi – 31. Ayet)

De ki: 'Yeryüzünde gezip dolaşın da, böylelikle yaratmaya nasıl başladığına bir bakın, sonra Allah ahiret yaratmasını (veya son yaratmayı) da inşa edip yaratacaktır. Şüphesiz Allah her şeye güç yetirendir. (Ankebut Suresi – 20. Ayet)

Medeniyetlerin simgesi! Şehirler büyüdükçe içinde yaşayan insanların tabiat ile olan bağları gittikçe zayıfladı, zayıflıyor. Tabiatta her bir maddenin, varlığın bir yeri, bir sebebi, bir aidiyeti vardır. Örneğin bir elmanın ağaçla, ağacın toprakla bağı, güneşe ve suya ihtiyacı vardır. Envai çeşit bitki ve hayvanın ait oldukları özel ortamlar, iklimler… Ait olduğu bölgeden başka hiçbir ortamda açmayan çiçekler vardır mesela.

Tabiatla bağı kopan, koparılan insanın aslında hem kendisi ile hem de yaşadığı hayat ile bağı kopmuş, koparılmış oluyor. Varlığın sebebini, amacını görmeyen, gözlemleyemeyen insan, var oluşunun sebebini anlamlandıramaz ve aidiyet sorunu yaşar.

Sulanmayan bir çiçeğin kuruduğunu görmezse, ruhunu beslemeyi bilmez insan. Gündelik ve geçici zevk u sefa ile meşgul olur, maddesini tükendiği yerde manası da tükenir.

Son baharda toprağa ekilen bir buğday tanesinin ilkbaharda yeşerip, bir yerine 10 verdiğini tecrübe etmezse, yarına dair umudu, beklentisi olmaz insanın. Anlık menfaat ile yaşar. Karşılığını göremediği hiçbir iyiliği yapmaz, yardımda bulunmaz.

Yuvasında bıraktığı yavrularına gagasıyla yiyecek taşıyan kuşları izlemezse, kalbinde şefkat olmaz insanın. Anne-baba, eş-çocuk, yoksul ve yetimin derdi ile dertlenmez.

Ya da kendinden onlarca kat büyük bir yiyecek parçasını taşıyan karıncanın yolunu takip etmezse, önünde kış ve onun zorluklarının da olabileceğini hesaba katmaz insan. Karşılaştığı ilk zorluk ve yoklukta bunalıma girer.

Beton bloklar, bodur ağaçlar, yapay göletler, suni çimler, asfalt yollar… Hâsılı şehir hayatının hiçbir safhasında çift boyut veya çok renklilik yoktur. Belki de hayatın en büyük gerçeği olan ölüm hiç yoktur şehirde. Sönmeyen ışıklar, sararmayan otlar, kurumayan şelaleler, suyu azalmayan fıskiyeler…

Gösterişleri ile gözleri tahrik eden şehirlerin bu sözde ve yapay güzelliklerinin hiçbiri maalesef gerçek manada gönüllere hitap etmiyor ve insanlarda gerçek bir bağlılık hissiyatı oluşturmuyor. Gittikçe sayıları azalsa da köy ve küçük kasabalarda büyüyen insanların memleket sevgisi, vatana aidiyetleri, toprak özlemi gibi gerçekleri, sıla-i rahim diye bir dertleri vardır. Ancak büyük şehirlerin küçük park ve süslü kreşlerinde büyüyen yeni neslin korkarım vatan sevgisi gibi bir dertleri dahi olmayacaktır.

Hayata ve içinde bulunduğu çevreye karşı günden güne yabancılaşan şehir insanın, kendisine ve Yaratanına da yabancılaşması kaçınılmaz oluyor haliyle. Belki de bu yüzdendir her gün onlarca cinnet, cinayet ve şiddet haberleri duymamız, okumamız.

Naçizane bir tavsiye ile bitireyim yazdıklarımı. Kendi ruh sağlığımız ve özellikle de çocuklarımızın kişilik gelişimi, aidiyet oluşumu için imkânlarımız dâhilinde yıllık izinlerimizi açık büfeli, yapay havuzlu ve bol yıldızlı oteller yerine yıldızlarını gökyüzünde sayılabildiğimiz köy ve kasabalarımızda geçirmeli, çocuklarımızı tabiat ile tanıştırmalıyız. Tohum ekmeyi, fidan dikmeyi, hasat yapmayı bilmeli ve yaşamalıdır her çocuk diye düşünüyorum.

Selam ve muhabbetle.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.