1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Yangını Kim, Nasıl Söndürecek?
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Yangını Kim, Nasıl Söndürecek?

A+A-

     İki 'mesele' var önümüzde:

     Yangının söndürülmesi ve buna paralel olarak tepkilerin meşruiyet sınırlarına çekilmesi…

     Yangını söndürmek işi siyasi iktidara, danışmanıyla, basınıyla iktidar çevresine düşüyor. Yangını söndürmek ya da dindirmek için yaşanan gelişmeleri doğru tespit etmek gerekiyor. Doğru tespit aynı zamanda iktidarın kendisiyle bir tür yüzleşmesini gerektiriyor.

     Gezi olayları şiddet ve üslup kriziyle başladı dalga dalga yayılarak ve meşruiyet kazanarak siyasi iktidara yönelik bir muhalefet çığına döndü. Bu çığın katmanları var. Siyasi iktidara yönelik dozu, niteliği ve niyeti farklı (demokrat gruplarına ulusalcı gruplara, meşruiyetçilerden darbeseverlere, gençlerden modern kentlilere) pek çok muhalif aktör ve hareket bu çığın içinde yerini buldu.

     Bir yanıyla işin özü budur…

     Siyasi iktidarın önce bunu görmesi, işin bu sosyolojik-politik esasını değerlendirmesi gerekir.

     Tersten söyleyelim: Siyasi iktidarın muhalif aktör ve hareketlerden sadece birine, örneğin ulusalcılara, şiddet eylemine soyunan gruplara vurgu yapması, diğer katman ve aktörleri, işin özünü görmezden gelmesi son derece yanlıştır.

     Yaşananlara ilişkin hissiyatta ve tespitlerde ortak nokta belli:

     'Çoğunlukçuluğun, toplumsal mühendisliğin, iktidar tarzı ve üslubun krizi, bir tür meşruiyet krizi…'

     İhsan Dağı'nın dünkü yazısındaki şu satırlar dikkat çekiciydi:

     'On yıl öncesinin kısır tartışmaları büyük ölçüde tükenmiş, laiklik-dindarlık gibi yıkıcı bir tartışma bile geride kalmıştı. Başörtüsü sorunu pratik düzeyde bitmiş, toplumsal gerginliğin ve çatışmanın sembol konusu olmaktan çıkmıştı. Sonuçta, dindar ile laik yaşam biçimlerinin bir arada çatışmadan yaşayabildiği bir döneme ulaşmıştık. Başörtüsü de dindarlık da, hatta Alevilik ve laiklik de normalleşmeye, öteki tarafça doğal görülmeye başlanmıştı. Dahası, 'Kürt sorunu'ndan Kürt barışına doğru yol almaya başlamıştık. Böyle bir zeminde yeni anayasa yerine otoriter tınılar taşıyan başkanlık önerisi, çoğulculuk yerine çoğunluğun kimliğini, yaşam biçimini ve ahlak anlayışını devlet gücüyle azınlığa dayatan bir yeni 'toplum mühendisliği' çıktı karşımıza…'

     İktidar 'ben dayatmıyorum' diyebilir, ama üslubun ürettiği hakim algı öyle…

     Başbakan 'ben sizin için aldığım oya da dayanarak doğrusunu düşünüyorum' diyebilir, ama demokrasi, doğru kararlar almak değildir, bir toplumun uzlaşma halinde kendi kararını almasıdır.

     Yangının sönmesi için bunların görülmesi gerekir…

     Ne yazık ki, Başbakan Fas'a giderken meseleye böyle bakmadığını ima eden, gelişmeleri komploya indirgeyen açıklamalar yaptı.

     Buna karşın önceki gün Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Vekili Arınç'ın takındığı tavır daha umutlu olmamızı sağlıyor.

     Arınç'ın özellikle şu sözlerini not olarak düşelim:

     'Hükümet ülkeyi yönetiyor. Biz ülkeyi yönetirken yanlış da yapabiliriz… Olaylar başladığında meseleye net bakabilseydik bunun bir çevre duyarlılığı olduğunu görürdük…. Olaylar aşırı güç kullanımıyla çizgisini aşmıştır. Bugünkü duruma gelmiştir… O ilk olayda çevre duyarlılığıyla hareket edenlere karşı yapılan aşırı şiddet gösterisi yanlıştır o insanlarımızdan özür diliyorum. Ama sokaklarda tahribat yapanlara özür borcumuz olduğunu düşünmüyorum…'

     Umalım Tayyip Erdoğan Fas dönüşü bu tutumu açığa düşürecek bir tavır takınmaz…

     Gelelim madalyonun öte yüzüne…

     Eylemlerin 'meşruiyet' sınırları, şiddet ilişkisi ve rejim kaşıması katmanlarına…

     Siyasi iktidarın gelişmelerin 'toplumsal yönü'nü görmesi ne kadar elzemse, kimi sivil ve demokrat grup ve aktörlerin işin 'siyasi katmanlar', meydanlardan mahallelere ulusalcı sızmalar yönünü görmesi, azımsamaması da o denli önemlidir.

     Ve yapılması gereken bu katmandan 'ayrışma'dır.

     Nasıl?

     Model BDP'den…

     BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken şöyle diyor:

     'Statükoyu güçlendirecek sloganlar ve imgeler bu protestoların başat özneleri konumuna gelmiştir. BDP olarak hiçbir sebep ve durumda biz bu ırkçı, ulusalcı, cinsiyetçi, tekçi, militarist kesimlerle yanyana durmayacağımızı ifade etmek istiyoruz…'

     Bu açıklamalar ve gereği önemlidir…

     YENİ ŞAFAK

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.