1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. Yahudileşen Araplar ve Firavunlaşan Yahudiler
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Yahudileşen Araplar ve Firavunlaşan Yahudiler

A+A-

     Kahinler, Firavun'a İsrailoğulları arasında dünyaya gelecek erkek bir çocuğun kendisine karşı kıyam edeceğini ve sonunu getireceğini bildirince, Firavun İsrailoğullarının doğan tüm erkek çocuklarını öldürme kararı aldı ama bu tedbir, Hz. Musa'nın yaşamasını ve Firavun'un sonunu getirmesini engelleyemedi.

     Firavun'un Ben-i İsraile uyguladığı çocuk katliamını bugün Siyonist Yahudiler fazlasıyla Filistinli Müslümanlara uyguluyor. Firavun sadece erkek çocukları öldürüyordu ama bugünkü Siyonist Yahudiler çocukların yanında kadınları, yaşlıları ve yaralıları da öldürüyor. Siyonist parlamentoda vekil olan Ayelet Shaked, "sadece erkeklerin değil, Filistinli kadınların da öldürülmesi gerekir" dedi ve dediğini yaptılar da. Siyonist gençler, "yarın Gazze'de tüm okullar tatil. Çünkü okula gidecek çocuk kalmayacak" diyorlardı ve güçleri yettikçe çocuk öldürdüler.Bunlar azgınlıkta Firavun'dan bir hayli ileride bulunmaktadırlar. Firavun'un bir kez işlediği cinayeti bunlar daim hale getirmiş durumdadırlar. 1948'den beri Firavni cinayeti Müslümanlar üzerinde icra etmektedirler ama Firavn'un şeni fiilleri onu koruyamadığı gibi, Siyonistlerin de cinayetleri onları koruyamayacaktır.

     Bazıları Siyonist Yahudilerin, Hitleri'n kendilerine yaptığını iddia ettikleri holokastın benzerini  Gazze'de uyguladığını söylüyor. Doğru söylüyorlar ama eksik ifade ediyorlar. Siyonistler 1948'den beri Filistin ve Lübnan'da holokast uygulamaktadırlar. Hitler'in onlara bir kez yaptığını onlar mükerreren icra etmektedirler.

     Holokastı ilk uygulayanın Hitler mi yoksa Yahudiler mi olduğu da tartışılır bir konudur. Holocaust kavramı Yunan kökenli olup insanları topluca ateşe atıp katletmek anlamına gelmektedir. Bu anlamdaki ilk holokastı Kur'an haber veriyor Buruc suresinde. Bazı müfessir ve tarihçiler Buruc suresinde 'Ashab-ı Uhdud' diye geçen ve iman edenleri topluca ateşle doldurdukları hendeklerde diri diri yakanların Yemen'deki Yahudiler olduğunu söylüyor. Yani ilk ve gerçek holokastı yapan Hitler değil, Yahudilerdir.

     Daima yeryüzünde fesad çıkarıp müfsid vasfını koruyan bu kavim, tarihte kötü iz bırakmış bütün canileri geride bırakmaya adeta ahd etmiş gibi. 1948'den beri Filistin topraklarını işgal eden Siyonist Yahudiler de bu mantıkla hareket etmekte ve sürekli kan döken, acımasız ve korkunç bir görüntü vermeye çalışmaktadırlar. Amaç, düşman bildikleri kavimlerin kalbine korku salmak ve onların direnişini önlemek.

     Siyonist general Moşe Dayan, İsrail yöneticilerine kuduz köpek stratejisini izlemelerini önermişti. Yani önüne gelene, önüne çıkana saldıran bir strateji. Birinci Dünya Savaşında bir gözünü kaybeden Moşe, görüntüsünün ürkütücü ve korkutucu olması için kör gözünü gizleyecek gözlük takmayıp sadece kör gözünün üzerine siyah bir cam takarak cinayetlerini işlemişti.

     Siyonistler, cani oldukları kadar da korkaktırlar. Kendilerini emanda hissettiklerinde dünyanın en cani insanları, tehlikeyle yüzleştiklerinde de dünyanın en korkak insanlarına dönüşüvermektedirler. Bu nedenledir ki hep teknolojik imkanları kullanarak uzaktan ölüm yağdırmakta, hasımlarıyla yüz yüze gelmekten azami derecede sakınmaktadırlar.

     Yahudilerin üç temel özelliği vardır: Taş kalpli olmaları, paraya tapmaları ve korkak olmaları.

     Bakara suresinde 49. ayetten 74. ayete kadar Yahudilerin tarihinden ve neler yaptıklarından bahs edilmektedir. 74. Ayete gelindiğinde Allah u Teala şöyle diyor: "Sonra kalpleriniz yine katılaştı, taş gibi, hatta daha da katı oldu, Nitekim öyle taşlar var ki, onlardan nehirler fışkırır. Yine öyle taşlar var ki, çatlarlar da bağırlarından su fışkırır. Yine öyle taşlar var ki, Allah korkusu ile dağlardan yuvarlanıp aşağı inerler. Allah, yaptıklarınızdan asla gafil değildir."

     Bir aydır Yahudilerin Filistin'de işlediği cinayetler bunların kalplerinin ne kadar kasvetli hale geldiğini, nasıl katılaştığını, nasıl taştan daha katı hale geldiğini bütün beşeriyete göstermektedir. Bunların kalplerinin taştan daha katı hale geldiğini bildiren Allah, bazı taşların Allah korkusundan ötürü yerinden hareket ettiğini, yuvarlandığını bizlere bildiriyor ve yine bazı taşların yarılarak arasından suların çıktığını hatırlatıyor.

     Kalplerin katılaşması hususunda maalesef Arapların da Yahudileştiğini görmekteyiz. Yahudiler kadar kalpleri kasvetli hale gelmiştir. Bunların başında Mısır rejimi ve Arapları gelmektedir. İki insandan biri bir adamı tutar ve ötekisi de onu vurursa, o iki kişi cinayete ortaktır ve cürümleri müşterektir. Mısır Arapları Gazze'nin dünyaya açılan tek kapısı olan Refah kapısını kapatıyor, Siyonistler de Filistinlileri katlediyor. Refah kapısını insani yardıma ve yaralılara kapatan Mısır Arapları ile Filistinlileri katleden Siyonistlerin cürümü eşittir, suçta müşterektir. Mısır'daki İhvan çizgisinin dışında kalan Araplar, kalplerin katılaşması konusunda Yahudileşmiş olmalılar ki, Yahudilerle aynı cinayetlere ortak olabiliyorlar.

     Defalarca düşündüm: Acaba Refah kapısı Müslüman Kürdlerin, Türklerin, Farsların, Afganlıların, Peştuların hakim olduğu bir yere açılsaydı aynı tavrı gösterirler miydi? Sanmıyorum. Adı geçen bu Müslüman kavimler Araplar kadar kalpleri katılaşmamış, Araplar kadar Yahudileşmemiş, Araplar kadar gayretsiz hale gelmemiştir. Elbette ki bu adı geçen kavimler arasında da Yahudileşenler vardır ama ekseriyeti Araplara göre hala insanlığını ve onurunu korumaktadır. Çünkü adı geçen bu Müslüman kavimler arasında 24 Temmuzda cehenneme yuvarlanan el-Ahram Gazetesi genel yayın yönetmeni İzze Sami'nin, "Teşekkürler Netanyahu! Allah senin gibilerinin sayısını çoğaltsın da İhvan'ın casusluk, hainlik ve yolsuzluk uzantısı Hamas'ı bitirsin" diyecek kadar Yahudileşmiş ve iğrençleşmiş insanlar çıkmadı.

     Norveçli cerrah Dr. Frederick Gilbet, Obama'ya seslenerek "Mr. Obama! Sizin bir kalbiniz var mı" diye haykırmıştı. Aynı soruyu Araplara sormak gerekir Obama'dan önce:

     Ey Araplar! Sizin bir kalbiniz var mı?

     Araplarda kalp olsaydı, altı yaşındaki Gazeli Ebu Huveysil'in sesini duyarlardı. Sesini duymadılarsa o küçük feryadın altı saat sonra susturulduğunu duyarlardı.

     Araplarda kalp olsaydı, Araplarda dini, insani ve milli hissiyattan eser kalmış olsaydı, Gazze'de bu cinayetler işlenirken IŞİD Filistin bayrağını yakmaz, Filistinlileri vurmak için birlik hazırlamazdı. Siyonistler Gazze'de camileri bombalarken IŞİD de Irak'ta camileri yerle bir etmezdi.

     Kudüs gününde bütün dünya ayakta iken, hatta Siyonist olmayan Yahudiler bile ayaklanırken Arapların kahir ekseriyetinden, İhvan çizgisinin ve Hizbullah'ın dışındaki Araplardan ses çıkmadı.

     Mısır, Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn rejimleri ve halklarının çok önemli bir kısmı Yahudileşmiş ve Yahudilerle işbirliği  yapmışlardır.

     Defalarca iliklerimize kadar hissettiğimiz Filistin dramı da bu Yahudileşmenin sonucudur.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.