1. HABERLER

  2. MAKALELER

  3. XANİ*/ İsmail Aydoğdu
XANİ*/ İsmail Aydoğdu

XANİ*/ İsmail Aydoğdu

A+A-

 

Giriş

İnsanlık tarihi bir düşünceler tarihidir.  İnsan/lık, kendisine mesele ve dert edindiği sayısız sorun üzerine sonsuz çözümler ve fikirler/düşünceler geliştirmiştir. Zaman içerisinde, insan türünün karşılaştığı problemler gibi geliştirdiği çözümler de bir hayli artmış, değişmiş ve gelişmiştir. Kültürden sanata, ekonomiden politikaya,  dinden felsefeye kadar,  birçok filozof ve düşünür fikirlerini beyan etmiş,  etkili olmuş, taraftar bulmuş ya da zaman içerisinde etkisini yitirmiştir.

            Düşünür, filozof ve düşünce ekollerinin ilgi alanlarına giren konular, kuşkusuz yaşadıkları dönemin felsefi, siyasi, kültürel ve toplumsal şartları ile yakından ilgilidir. İçinde yaşadıkları toplum, yaşadıkları zamanın soru/n/larını ve öne sürdükleri tezleri bu bağlamda okumak gerekir. Müslüman filozof ve düşünür İbni Haldun, coğrafyanın insan ve toplum üzerindeki etkilerinden bahsederken ya da tarih felsefesi bağlamında bir olayı, içerisinde yaşandığı çağın şartlarından azade okumamak gerektiğini söylerken ve Hegel’in, “her insan çağının çocuğudur” derken kastettikleri, içerisinde yaşanılan şartların kişinin dış dünyaya karşı duruşunu etkilediğidir.

            Kürt şair ve filozofu Ehmedê Xanî, yaşadığı dönemde karşılaştığı sorunlar ve bunlara getirdiği çözüm önerileri, yazdığı eserler ve serdettiği fikirler ile yaşamında ve vefatından günümüze kadar etkisi her geçen gün artan bir kişiliktir. Xanî, bundan üç asır önce, neredeyse bugün mevcut olan, soru ve sorunlar yumağı haline gelen “Kürt sorunu” hakkında, self determination/kendi kaderini tayin hakkı, ulus devlet, dil ve kültür alanında dile getirdikleri, sosyal bilimlerin farklı alanlarında çalışan uzmanlarca daha dikkatle incelenmeye başlanmış, üzerinde akademik ve kültürel birçok etkinlik yapılmış, yapılmaya devam edeceğe benzemektedir.

            Son yıllarda “Kürt Sorunu” etrafında yapılan çalışmaların sayısı hayli artmış, Kürt hareketlerinin tarihsel süreç içerisinde Osmanlı ve cumhuriyet döneminde yaptıkları itiraz ve isyanların temelinde bulunan, fikir ve görüşleri ile bu hareketleri etkilemiş olan Ehmedî Xanî belirgin bir şekilde göze çarpmaktadır. Biz de bu çalışmamızda Xanî’nin hayatı, kişiliği, eserlerini kısaca tanıtmaya, fikir ve düşünceleri üzerine yapılan çalışmaların bir listesini çıkarmaya çalışacağız.

 

Ehmedê Xanî’nin Hayatı

 

Ehmedê Xanî XVI. yüzyılda Hakkari bölgesinden göç edip bir süre Van çevresinde kaldıktan sonra bugün Ağrı’nın bir ilçesi olan Doğubeyazıt’a yerleşen Xan aşiretine mensup bir ailenin çocuğu olarak 1061/1650-51 yılında Doğubeyazıt’ta doğdu.[1]

Ahmedê Xanî, Bayezîd’de bulunan Muradiye Medresesi’nde eğitim görmüştür. Daha sonraları Ahlat, Urfa, Bitlis, Cizre, Bağdat, ve Mısır’da bulunan değişik medreselerde eğitimini tamamladıktan sonra Bayezîd’e dönerek bir mescit ve medrese kurarak imam ve öğretmenlik/müderrislik yapmaya başlamış ve vefat ettiği tarihe kadar ders vermeye devam etmiştir. Okuma-yazma bilen, aydın bir aşirete mensup olan Ahmedê Xanî 14 yaşında Mîr Muhammed’in divan katipliğini yapmış, daha sonraları Muradiye Medresesinde imamlık ve öğretmenlik (Müderrîs) görevlerini birlikte sürdürmüştür. Aynı zamanda İshak Paşa Sarayı’nda kâtiplik yapmıştır. Dört dil (Arapça, Farsça, Kürtçe ve Türkçe) bilen Xanî, eserlerini, dönemin tercih edilen edebiyat dili olan Farsça yerine Kürtçe yazmıştır.[2] 

Xanî’nin yaşadığı XVII. yüzyıl, Kürt toprakları üzerinde kavga eden İran ve Osmanlı devletleri arasındaki mücadelelerin kızışmaya devam ettiği bir yüzyıl olmuştur. Bu devletler birbirlerine karşıki saldırılarında Kürt topraklarını ve beyliklerini bir köprü olarak kullanmışlardır. Doğal olarak bu savaşlarda en büyük zararı Kürtler görmüşlerdir.[3] Xanî’nin yaşadığı yüzyıl, Kürtlerin yüzyıllardır kazandığı yarı bağımsız statünün yavaş yavaş aşındığı ve Kürtlerin iki ülke arasında kalarak büyük trajedilere maruz kaldığı bir yüzyıldır.[4]  Xanî yaşadığı dönemde 5 Osmanlı sultanını (IV. Mehmed, II. Süleyman, II. Ahmed, II. Mustafa, III. Ahmed); 3 Safevî şahını (II. Abbas, I. Süleyman, I. Hüseyin) ve 3 Bitlis beyini (Mîr Alî Han, Murtaza Qûlî Han, Xiyas Beg) görmüştür.[5] Evlenmemiş olan Xanî, 1707 yılında Doğubayazıt’ta vefat etmiştir.

 

 

Ehmedê Xanî’nin Eserleri

 

Ehmedê Xanî’ye ait oldukları kesin olan ve günümüze ulaşan dört eseri bulunmaktadır. Bunlar:Nûbihara Biçûkan, Eqîdeya Îmanê, Mem û Zîn ve Şiir Dîwanı’dır. Bu eserler dışında da kendisine ait olduğu iddia edilen kimi eserler ya günümüze ulaşmamış ya da kendisine ait oluşu ile ilgili bilgiyi netleştirecek veriler mevcut değildir.  Biz burada yukarda zikrettiğimiz dört eserini dikkate alacağız. Xanî’nin tüm eserlerinde fikirlerine dair veriler bulunmakla birlikteMem û Zîn adlı eseri, sosyo-politik, kültürel ve felsefik açıdan bir bütünlük taşıması dolayısıyla diğer eserlerine oranla daha bir ilgiyle karşılaşmaktadır. Ehmedî Xanî üzerine yapılan tüm çalışmalarda başyapıtı sayılan Mem û Zîn’e mutlaka değinilmiş, kendisinden istifade edilmiştir.

Yazar Ferhad Şakelî,  Xanî’nin yazıları/eserleri okunup incelendiğinde üç önemli sonucun ortaya çıktığını ileri sürmektedir:

  1. Xanî, Kürtçenin yanı sıra Arapça, Farsça ve Türkçeye de hakim olmasına karşın, edebiyat metinlerini yalnızca Kürtçe yazmıştır.
  2. Bir düşünür ve lider olarak Xanî, yazılarını halkı adına düşüncelerini yaymanın bir yolu olarak kullanmıştır.
  3. Xanî, bütün yazılarında öncü, yetenekli ve yaratıcı bir şair ve yazar kimliğini birleştirmektedir.[6]

 

Şimdi de günümüze kadar ulaşmış olan eserlerinden kısaca bahsedelim.

 

  1. Nûbihara Biçûkan

 

Nûbihara Biçukan, Xanî’nin 1683’te bitirdiği ve şiir biçiminde yazılmış “çocukların ilkbaharı” anlamına gelen Arapça-Kürtçe bir sözlüktür. Nûbihar, çeşitli şiirsel uyaklar ve ritimlerle yazılmış 14 bölümden oluşmaktadır. Her bölüm öğrenmenin ve dürüstlüğün yararları, öğretmenlerin görevleri, sabırlı olma, mücadele, bilgiyi pratikle birleştirme ve daha birçok başka öğütle başlar.[7] Eserin yazılış amacını Ehmedê Xanî eserdeki şu beyitle dile getirmektedir.[8]

Ne jibo sahibrewacan                                               Bu eser seçkin kişiler için değildir

Belkî jibo biçûkêd Kurmancan                      Belki küçük Kürt çocukları içindir

Bu sözlük birçok açıdan bir “ilk” sayılmaktadır. Örneğin:

-Kürtçe'nin bilinen ilk sözlüğüdür,

-Kürtçe'nin bilinen ilk iki dilli sözlüğüdür,

-Kürtçe'nin bilinen ilk manzûm sözlüğüdür,

-Kürt aruz bilgisinin yer aldığı ilk eserdir,

-Kürt dili tarihinde anadille eğitim amacıyla hazırlanmış ilk eserdir.

-Kürt dilinde çocukların eğitimi için hazırlanan ilk eserdir.[9]

Eseri dikkatle incelediğimizde içerdiği konuların gelişigüzel değil; yakından uzağa, kolaydan zora ve bilinenden bilinmeyene gibi pedagojik bir formasyonla hazırlandığını rahatlıkla görebiliriz.[10] Yazar Selim Temo Nûbihara Biçûkan ile ilgili yukarda dile getirilen “ilk”lerle ilgili yeni ve farklı bir şey daha ekler: Nûbihara Biçukan’nın ilk pedagoji kitabı olduğu iddiasını şu şekilde dillendirir[11]Jean-Jacques Rousseau tarafından yazılan, eğitimin doğası ve insanın doğası üzerine bir risale olan  'EmileFransız İhtilali sırasında yeni ulusal eğitim sistemine ilham görevinde bulunmuştur. Xanî’nin Nûbihar’ı ise Emile’den 79 yıl önce yazılmıştı. Bu açıdan bakınca Nûbihar’ı Kürtlerin Emilesi olarak değil ama; Emile’yi dünyanın Nûbihar’ı olarak adlandırmak daha mümkün görünmektedir.[12]

Nûbihar’da Xanî, halkına yöneldi ve yazılarını politik düşüncelerini yaymanın bir aracı olarak kullanmak istediği izlenimi verdi. Daha sonra Mem û Zîn’i yazarak amacına ulaştı ve bu düşüncelerinin temellerini attı.[13]

 

 

 

  1. Eqîdeya Îmanê

 

Xanî,  “Nûbihara Biçûkan” gibi bu eserini de medreselerde okutulan ders kitapları arasına katmak amacıyla yazmıştır. Böylece Nûbihar ile kendi anadillerinin kelime ve terimleri ile tanışan Kürt çocuklarının “Eqîdeya Îmanê” ile de temel akaid bilgilerini yine kendi anadilleri ile öğrenmeleri amaçlanmıştır. Eqîdeya Îmanê’de tevhid, Allahın sıfatları, kader ve hür irade vb. bölümler mevcuttur.[14] Xanî, İslam’ın öğretilerini açıklamasının yanı sıra, Kürt dilini de geliştirdi ve onu din eğitiminde kullanılabilecek bir dile dönüştürdü. Ayrıca din konularının Kürtçe de yazılabileceği konusunda insanları ikna ederek onlara bunun günah ya da kusur olmadığını gösterdi.[15]

Eqîdeya Îmanê’yi önemli kılan üç büyük özellik göze çarpmaktadır:

- Dinî bir ilim sahasında yazılmış ilk Kürtçe eserdir. Böylece Xanî “Nûbihara Biçûkan ile dilin dili yaptığı Kürtçeyi Eqîdeya Îmanê” ile dinin dili yapmıştır.

-  Nûbehara Biçûkan gibi bu eser de Kürt medreselerinde ders kitabı olarak okutulmuş ve baştan sona talebelere ezberletilmiştir.

- Kendisinden sonra yazılan manzûm dinî eserlere bir örnek teşkil etmiş, şekil ve içerik açısından numûne olarak kabul edilmiştir.[16]

 

  1. Mem û Zîn

 

Xanî, Kürt realitesi de dahil olmak üzere sosyal, siyasal, dinsel, kültürel, felsefî ve tasavvufî düşüncelerinin bir bileşkesi olan 2656 beyitlik bu eserini 1694 yılında tamamlamıştır. Bu eser adını 1393 yılında Cizre’de yaşanmış bir aşk hikâyesinin erkek kahramanı olan “Mem” ile onun sevgilisi olan “Zîn” in isimlerinden almaktadır.[17] Xanî’nin Mem û Zîn’i yalnızca bir erkekle kadının arasında yaşanan tutkulu bir aşk öyküsü değildir; çok güzel yazılmış bütün dizelere ve estetik ayrıntılara ek olarak Xanî, destanı ayrıca kusursuz bir şekilde, düşünce, hayal, umut ve öğretilerini içerecek bir çerçeveye dönüştürmüştür.[18]

Mem û Zîn’in giriş kısmında “besmele”, “tevhîd”, “munacât”, “na’t”, “şefaat”, “mirac”, “eserin ithafı” ve “eserin yazılış nedeni” gibi toplam 60 bölümden oluşmaktadır. Üzerinde duracağımız gibi şair Kürtlük olgusuyla ilgili temel görüşlerini “eserin ithafı”, Kürt dili-iktidar ilişkisiyle ilgili görüşlerini de “eserin yazılış nedeni” alt kısımlarında yoğunlaştırmıştır.[19]

Mesnevîlerin “eserin ithafı” kısmında mesnevî yazarı mesenevîsini kime hediye ettiğini söyler ve onu sanat dolu ifadelerle över. Ama Mem û Zîn’de bu bölüm için seçilen başlığın öbür mesnevîlerin başlıklarından farklıdır ve bu da oldukça dikkat çekicidir. Zira bu bölümde eserin ithaf edildiği bir kişinin adı geçmiyor. Belirli bir kişiyi övmek yerine Kürtlerin övüldüğü bu  5. Bölüm 46 beyitten oluşmaktadır.[20]

Buradan anlaşılacağı gibi Xanî bu eserini ithaf etmeye ve bu bağlamda övülmeye layık birini göremiyor; dolayısıyla eserini bütün Kürtlere ithaf ettiği anlaşılıyor ki bize göre bu da klasik mesnevîlerde rastlanmayan Xanî’ye özgü bir tarzdır ve onun kavim sevgisinden kaynaklanmaktadır. Mem û Zîn’de Kürtlerle ilgili önemli sosyolojik ve antropolojik tespitlerin de yer aldığı bu bölüm[21] Xanî’nin mesnevisini diğer mesnevilerden ve Xanî’yi de diğer mesnevi yazarlarından ayıran en önemli noktalardan biridir. Sebeb-i telif ya da “patronaj” da denilen bu bölüm, şair ve yazarların eserlerinin hem pazarda revaç bulması hem saray/padişah/mir tarafından maddi olarak ödüllendirilmesi bakımından hem de yazarın himaye edilmesi bakımından oldukça önemlidir. Araştırmacı yazar Ayhan Tek (Geveri)’nin Mem û Zîn’de Patronaj konusunu incelediği değerli çalışmasında bu konu ile ilgili şunları söylemektedir: Xanî’nin Mem û Zîn için yazdığı sebeb-i telif diğer mesneviler için yazılan sebebi teliflerden farklıdır, zira Mem û Zîn’i milliyetperver Kürt halkına hediye etmiştir.[22]

 

Xanî, Mem û Zîn’i yazarken Kürt dilini diğer doğu dilleriyle, özellikle klasik edebiyat başyapıtlarında kullanılan Arapça ve Farsçayla aynı düzeye çıkardı. Mem û Zîn’de klasik doğu şiirinin bütün standart ölçütleri ile estetik değerlerini kullandı ve başarılı bir biçimde onları Kürtçeye uyarladı. Mem û Zîn’in dili, cümle yapısı ve grameri dönemin aynı türden eserleriyle karşılaştırıldığında başka dillerden çok az etkilendiği görülmektedir. Xanî Kürtçenin, edebiyat başyapıtlarını yazarken ve duyguları ifade ederken kullanılabilecek bir dil olduğunu gösterdi.[23] Mem û Zîn’de mecaz/istiare/metafor sistem veya alegori, simge/rumuz/sembol sistem olabildiğince yetkin biçimde kullanılmıştır. Mesnevi nazım biçimiyle eser; tasavvuf, aşk, din, ahlak, didaktik, epik ve lirik gibi edebiyatta işlenen konuların tümüne değinmiştir.[24]

Xanî, Mem û Zîn’de, halkının çektiği sıkıntıları, ülkesinin bölünmesi ve iki imparatorluk tarafından (Osmanlılar ve Safeviler) paylaşılması ve sömürülmesini ve bu nedenle Kürtlerin kendilerinin yönettiği bağımsız bir devletlerinin olmamasını, Kürt kültürüyle dilinin geri kalmışlığını ve bu nedenle giderek Kürt halkı arasındaki güçlü bağların yok olmasını destanlaştırmayı amaçlıyordu.[25]

 

  1. Dîwan

 

Xanî’nin değişik süreçlerde çeşitli münasebetlerle söylediği/yazdığı şiirlerinin bir araya getirildiği “Dîwan”ı burada işleyeceğimiz son kitabıdır. Xanî’nin sağlığında Dîwan haline getirilemeyen şiirleri daha çok ilim ve edebiyat çevrelerince birer ikişer elyazması olarak muhafaza edilmiştir. Araştırmacılar Dîwan’da 74 şiir olduğunu dile getirmişlerdir.[26]

Dîwan’da yer alan bazı konular şöyledir:

Tasavvuf

Mistik ve metaforik aşk

Mistik ve metaforik şarap

Metaforik flora

Metaforik fauna

Sosyal, siyasal ve kültürel olgular.[27]

Dîwan’da Xanî’nin dört dille; Arapça, Farsça, Türkçe ve Kürtçe yazılmış “mulemma”/çok dilli denilen bir şiiri de yer almaktadır.[28]

 

Ehmedê Xanî’nin Fikir Dünyası

 

Ehmedê Xanî, yazdığı eserlerden ve ilgilendiği konulardan da anlaşılacağı üzere birbirinden farklı konulara değinmiştir. Xanî, Kürtlerin özellikle siyasal meselelerine çözüm bulmaya çalışmış, Kürtlerin içinde bulunduğu bu durumların nedenlerini bulmaya çalışmıştır.[29]

Xanî, düşüncelerini yaşama geçirmek için çok uğraştı ve onları kuram düzeyinde tutmak yerine, insanları harekete geçirip bilinçlendirmeye yönelik bir güç haline getirmeye çalıştı. Genel amaçlarına ulaşmanın bir yolu olarak, dönemin yöneticilerini bu düşüncelerini benimsemelerini ve dolayısıyla bu düşünceleri değişim sağlayabilecek bir güce dönüştürmeleri için ikna etmeye çalışıyordu.[30] Benzer bir durumla daha önce Platon’da karşılaşmıştık. Fikir ve görüşlerini uygulamaya koymak adına iki sefer yaptığı ve her defasında eli boş döndüğü Sicilya seyahatleri buna örnek verilebilir. Bu yönüyle kendisinden haberdar olduğu ve adını andığı Platon ile olan bu benzerliği tesadüfi olmasa gerek. Platon’u felsefe yapmaya iten ana etmen siyasete ilişkin kaygılarıdır. Akademya’yı kurmaktaki amacı filozof krallar yetiştirmektir.[31] Xanî ve kurduğu medrese ile yaptığı tedrisat Platon’un akademyası ile örtüşmese de başyapıtı sayılan Mem û Zîn ve işlediği konular bakımından oldukça paralellik arzetmektedir.

 

Xanî, her ne kadar Mem û Zîn’i klasik bir aşk hikâyesi şeklinde tasarlamış olsa da sebeb-i telif bölümünde eseri yazmaktaki temel amacını açıkça dile getirmiştir. Xanî, niyetinin bir aşk hikâyesi anlatmak olmadığını, sadece gönlünden geçen muratları anlatmak için bahane olduğunu söyler.[32] Xanî de Mem û Zîn’i yazma gerekçesini şöyle açıklar:

Şerha xemê dil bikim fesane                         İçimdeki dertleri açıklayıp efsaneleştireyim

Zînê û Memê bikim behane                            Zin ve Mem hikayesini buna bahane edeyim[33]

 

Da xelqi nebêjitin ku Ekrad                          Bunu yaptı ki eloğlu demesin zaten Kürtler

 

Bê me’rîfet in, bi esl û bunyad                      Köken ve yapıları itibariyle kültürsüzdürler

 

 

Enwa’ê milel xwudankitêb in                        Türlü türlü milletler kitap sahibi olmuşlar

 

Kurmanci tenê di bêhesêb in                         Yalnız Kürtler bu konuda paysız kalmışlar

 

 

Hem ehlê nezer nebên ku Kurmanc               Hem kendileri ilim irfan sahibi olan kişiler

Işqê nekirin ji bo xwe amanc                        Demesin Kürtler aşkı amaç edinmemişler[34]

 

Ehmedê Xanî'nin en önemli yönü, yurtsever ve halkçı oluşudur. Sovyet bilim adamı Y. A. Orbeli’nin şu sözü oldukça önemlidir: “Şairlerle yazarların halkıyla yakın olması, onunla sıcak bağlar kurmasından söz açıldığında, hemen şu üç şairin adından söz etmemiz gerekir: İranlı Firdevsi, Gürcü Rustaveli ve Kürt Ehmedê Xanî.”[35]  O aslında aydınlanmanın öncüsü sayılır. Birçok aşirete bölünmüşlük kendisi için en temel sorundur. Denilebilinir ki, tüm düşüncelerinde ana tema budur. Bu nedenle Kürtlerin birliği, Kürtlerin diğer halklar gibi özgür yaşaması, Kürt kültürü ve dilinin özgürce gelişmesi için feryat eder. Tüm bunları sağlamanın yolunun çağdaş bir millet olmaktan geçtiğine inanır. Kürtlerin aslında hiçbir yönü ile komşu halklardan geri olmadığını yalnızca birlik ve iyi yöneticilerden yoksun olduğunu savunur.[36]

Ger dê hebuwa me îttîfaqek                          Eğer birlik ve beraberlik içinde olsaydık

 

Vêkra bikra me înqiyadek                             Birbirimize uyup ittifakımızı kursaydık

 

Kürtlerin kültürel mirasını canlandırmak, milli bilinci uyandırmak için Kürtlere ait olan bir hikâyeyi kaleme almıştır. Böylece şair, Kürt ruhunu halk arasında dinç tutmak istemenin yanı sıra milli olan duygularını gayr-ı milli bir hikâyeyle anlatmaktan kaçınarak tamamen milli olan bir aşk hikâyesini konu almıştır.[37] Xanî, Kürt diline büyük önem vermesine karşın, ona hizmette bir dilbilimci olarak değil, bir düşünür olarak katkıda bulundu. O, dilin bir ulusun varlığını oluşturan en temel unsurlardan biri olduğu görüşünü savundu.[38]

Ehmedê Xanî’nin Mem û Zîn’de etraflıca vuzuha kavuşturduğu bir devlet ve toplum tasarımı bulunmaktadır. Bu devlet teorisinin görüşleri başta Farabi olmak üzere önemli İslam düşünürlerine ve İslam düşünce tarihine derin etkide bulunmuş olan Platon’dan etkilendiğini adını anarak bize haber verir.[39] Kürdi kaygıları ilk kez bir fikriyat çerçevesinde işleyen eserdir.[40] Xanî, Kürtlerin esaretten kurtulup diğer milletlerin seviyesine ulaşması, insan gibi yaşayıp kendi topraklarına hükmetmesi, kendilerine ait güçlü bir edebiyatlarının olması için kendilerine ait bir devlete sahip olmaları gereğine inanır. Ona göre Kürtler eğer bir ulus devlet kuramazsa başka devletlerin boyunduruğu altında yaşama utancını taşımaya mahkûm olacaktır.[41] Mem û Zîn’in ilgili yerlerinde şöyle der:

Rabit ji me jî cîhanpenahek                          Mümkün mü bizden bir hükümdar kalksa?

 

Peyda bibitin me padîşahek                          Bizim içimizden bir padişah ortaya çıksa?

 

Ger dê hebûwa me padîşahek                       Eğer biz Kürtlerin de bir padişahı olsaydı

 

Laîq bidiya Xwedê kulahek                           Ve Allah o padişaha bir taç layık bulsaydı

 

Ehmedê Xanî’nin o dönemin Osmanlı ve İran devletlerine bağımlı olmanın Kürtler için utanç verici olduğunu söylemesi ve Kürtlerin bu iki devletten kurtulup başında taç, altında taht olan bir Kürt hükümdarının liderliğinde kendi iktidarlarını kurmaları gerektiğini savunması Kürtlük aidiyeti tarihi açısından ilk ciddî fikirdir.[42] Osmanlı ve Safevi devletleri arasında yaşanan savaşlar ve iki devlet arasında kalan Kürtlerin durumunu şöyle tasvir eder:

 

Goya ku li ser heddan kilîd in                       Kürtler sınırların üzerinde sanki kilittir

 

Her taîfe seddek in sedîd in                          Kürt Aşiretleri orada sağlam birer settir

 

Kurmanc dibin bi xwûnê mulettex                Kürtler her seferinde kana bulanıyorlar

 

Wan jêk ve dikin mîsalê berzex                     Berzah misali birbirlerinden ayırıyorlar

 

Lescot’a göre Xanî, “İslam topraklarında yabancı olan milliyetçiliği önceden haber vererek Kürtlerin bağımsızlığını ve bölünmezliğini savunarak yaşadığı yüzyılın sınırlarını aşmış birisidir.[43] Xanî, batılı anlamda, batılıların diliyle bir milliyetçi değildir. Ancak milliyetçilik ve ulus-devlet öngörmüş bir yurtseverdir diyebiliriz. Buna rağmen Kürt milliyetçi hareketlerinin en önemli kaynağıdır aynı zamanda.[44]

E. Cassirer’in, diller arasındaki ayrımı, Humboldt’a dayanarak dünya görüşleri arsındaki ayrım olarak gördüğünden hareketle Xanî’nin dili onun dünya görüşüdür diyebiliriz.[45] Dante zengin Latin dilini değil halkının dilinden güçlü bir edebiyat yarattı. Puşkin’de Rus aristokrarsisinin saray dilini değil stepnelerin dilinden bir edebiyat yaratarak ulusal dillerin geleceğini belirlediler ki özellikle baskı altında olan, asimilasyon ve yok oluş tehdidi altında olan diller için bu iki isim çok önemlidir. Buna Xanî’yi de ekleyerek ikiliyi üçlememiz yerinde olur.[46]

Bütün dünyada klasik eserlerin ortaya çıkışının ulusal edebiyatla ele alınması… T. S. Eliot, Vergilius için: “bir yapıt kültürünün bütün birikimini kendi içinde toplamışsa ancak klasik olabilir ve bir tek klasik vardır Vergilius’tur” der.  Shakespeare nasıl ki İngiliz ulusal edebiyatının kanonik yazarıysa Kürt ulusal edebiyatının kanonik yazarı da hiç şüphesiz Ehmedê Xanî’dir.[47]

 

Sonuç

Bugünü okumak ve anlamak dünden bağımsız olarak yapılabilecek bir şey değildir. Sosyolojik bakış açısı, özel olanın içinde ve ardında olan geneli ve genel olanın içindeki özeli anlamlandırma, görme çabasıdır. Toplumsal değişim ve dönüşümlerin ardında yatan nedenler sağlıklı bir şekilde tespit edilmeksizin, sosyal ve siyasal hayatta meydana gelen değişimleri anlamaya çalışmak eksiklikleri de beraberinde getirecektir. Kürt toplumunda “Kürt sorunu” çerçevesinde meydana gelen değişimlerin, itiraz ve taleplerin ve bunların kendini dışavurumu, bu sorunları doğuran etmenlerden vareste değildir. Filozof, şair ve düşünür Ehmedê Xanî, siyasal ve politik Kürt hareketlerini araştıran, üzerine çalışmalar yapan hemen herkesin uğraklarından biridir. Ulus devlet, bağımsızlık, anadilin eğitim ve bilim sahasında kullanımı gibi birçok konuda ileri sürdüğü görüşleri bugün bu alanlarda faaliyet gösteren herkes için ilk hareket noktalarından birini oluşturmaktadır.

 

KAYNAKÇA

 

ARSLAN, Ahmet, İlkçağ Felsefe Tarihi 2, İstanbul, 2010, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

BOZKURT, Kenan, IŞIK, Emrah, “Ehmedê Xanî’nin Memû Zîn’inden Hareketle Kürtlerin Devletleşememe Nedenleri”,Kimlik, Kültür ve Değişim Sürecinde Osmanlı’dan Günümüze Kürtler Uluslararası Sempozyumu, Bingöl, 2013, Bingöl Üniversitesi Yayınları

DELAL, Yavuz, Bir İslam Alimi Olarak Ehmedê Xanî ve Kürdi Muradının Kur’anî Dayanakları, İstanbul, 2011, Diwan Yayınları

EREN, Erhan, Salnama Ehmedê Xanî 2012, İstanbul, 2013, Belge Yayınları

 

MEM, H., Üçüncü Öğretmen Xanî, İstanbul, 2005,İstanbul Kürt Enstitüsü Yayınları

ŞAKELÎ, Ferhad, Mem û Zîn’de Kürt Milliyetçiliği, (çev: Ş Süer), İstanbul, 1996, Doz Yayınları

TEK, Ayhan,  “Ehmedê Xanî’nin Mem û Zîn Eserinin Patronajı ÇerçevesindeMukaddimeDergisi, Sayı 3, Mardin, 2010

 

TEMO, Selim, “Ehmedê Xanî û Ehmedê Xanî,  Nupelda Dergisi, sayı 2, Van, 2010

 

XANÎ, Ehmedê, Dîwan, (Çeviri ve Analiz: Kadri Yıldırım), İstanbul, 2014,  Avesta Yayınları

 

XANÎ, Ehmedê, Mem û Zîn, (çeviri ve kavramsal tahlil: Kadri Yıldırım), Diyarbakır, 2010, Avesta Yayınları

 

YAŞIN, Abdullah, Kürt Filozofu Şeyh Ehmedê Xanî Hazretleri, Diyarbakır, 2012, Lis

Yayınları

 

YILDIRIM, Kadri, Ehmedê Xanî’nin Fikir Dünyası, Ağrı, 2011, Ağrı Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yayınları

YILDIZ, Nusret, Ben Ehmedê Xanî’yim, Diyarbakır, 2014, Aram Yayınları

 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmed-i_Hani   10/10/2016  tarihinde.

http://www.sadadergisi.com/ahmede-xanihani-hayati-ve-eserleri/    10/10/2016 tarihinde.

 


[1]Ehmedê Xanî, Mem û Zîn, (çeviri ve kavramsal tahlil: Kadri Yıldırım), Avesta Yay. Diyarbakır, s. 19

[2] http://www.sadadergisi.com/ahmede-xanihani-hayati-ve-eserleri/

[3] Kadri Yıldırım, Ehmedê Xanî’nin Fikir Dünyası, Ağrı Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yay, Ağrı, s. 25                 

[4] Kenan Bozkurt, Emrah Işık, Ehmedê Xanî’nin Mem û Zîn’inden Hareketle Kürtlerin Devletleşememe Nedenleri, Kimlik, Kültür ve Değişim Sürecinde Osmanlı’dan Günümüze Kürtler Uluslararası Sempozyumu, Bingöl Üniversitesi Yayınları, Bingöl, s. 524

[5] Kadri Yıldırım, a.g.e, s.24

[6] Ferhad Şakelî, Mem û Zîn’de Kürt Milliyetçiliği, (çev: Ş Süer), Doz Yayınları, İstanbul, s. 31

[7] Şakelî, a.g.e, s. 32

[8] Ehmedê Xanî,  a.g.e, s. 22

[9] Ehmedê Xanî, a.g.e, s. 22

[10] Kadri Yıldırım, a.g.e, s.31

[11] Selim Temo, Ehmedê Xanî û Ehmedê Xanî,  Nupelda Dergisi, yıl 2010, sayı 2, s. 13

[12] Nusret Yıldız, Ben Ehmedê Xanî’yim, Aram Yayınları, Diyarbakır, s. 125

[13] Şakelî, a.g.e, s. 32

[14] Abdullah Yaşın, Kürt Filozofu Şeyh Ehmedê Xanî Hazretleri, Lis Yayınları, Diyarbakır, s. 213

[15] Şakelî, a.g.e, s. 36

[16] Kadri Yıldırım, a.g.e. s. 33

[17] Kadri Yıldırım, a.g.e. s. 42

[18] Şakelî, a.g.e, s. 38

[19] Kadri Yıldırım, a.g.e. s. 42

[20] Kadri Yıldırım, a.g.e. s. 49

[21] Kadri Yıldırım, a.g.e. s. 50

[22] Ayhan Tek, Ehmedê Xanî’nin Mem û Zîn Eserinin Patronajı Çerçevesinde, Mukaddime Der. 2010, Sayı 3, s. 50

[23] Şakelî, a.g.e, s. 38

[24] Yavuz Delal, Bir İslam Alimi Olarak Ehmedê Xanî ve Kürdi Muradının Kur’anî Dayanakları, Diwan Yayınları, İstanbul, s. 78

[25] Şakelî, a.g.e, s. 58

[26] H. Mem, Üçüncü Öğretmen Xanî, İstanbul Kürt Enstitüsü Yayınları, İstanbul, s.24

[27] Kadri Yıldırım, a.g.e. s. 37

[28] Ehmedê Xanî, Dîwan, (Çeviri ve Analiz: Kadri Yıldırım), Avesta Yayınları, İstanbul, s.236

[29] Erhan Eren, Salnama Ehmedê XanÎ 2012, (Hazırlayanlar: Mehmet Gültekin, Bahar Gültekin ve Nihat Gültekin), Belge yayınları, İstanbul, s. 183

[30] Şakelî, a.g.e, s. 25

[31] Ahmet Arslan, İlkçağ Felsefe Tarihi Cilt 2, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yay. İstanbul, s. 203

[32] Kenan Bozkurt, Emrah Işık, Kimlik, Kültür ve Değişim Sürecinde Osmanlı’dan Günümüze Kürtler Uluslararası Sempozyumu, Bingöl Üniversitesi Yayınları, s. 520

[33] Ehmedê Xanî, a.g.e, s. 167

[34] Kadri Yıldırım, a.g.e. s. 51

[35] Ferhad Şakelî, a.g.e, s. 89

[36] https://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmed-i_Hani

[37] Kenan Bozkurt, Emrah Işık, a.g.t, s. 520

[38] Şakelî, a.g.e, s. 33

[39] Yavuz Delal, a.g.e. s. 110

[40] Yavuz Delal, a.g.e. s. 186

[41] Kenan Bozkurt, Emrah Işık, a.g.t s. 526

[42] Kadri Yıldırım, a.g.e. s. 245

[43] Nusret Yıldız, a.g.e. s. 64

[44] Nusret Yıldız, a.g.e. s. 58

[45] Nusret Yıldız, a.g.e. s. 124

[46] Nusret Yıldız, a.g.e. s. 115

[47] Nusret Yıldız, a.g.e. s. 80

ÖZE DÖNÜŞ DERGİSİ SAYI 8 (kış 2016) Alıntıdır

Etiketler : ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.