1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Varlığın sekülarizasyonu!
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Varlığın sekülarizasyonu!

A+A-

İslam inancına göre evren Allah'ın isimlerinin (Esma) varlık alanına çıkmasıdır. Bu, İslam kelamının kurucu-bilgi mahiyetinde işaret ettiği bir hakikat ise, isimlerin ve sıfatların tezahürü olmayan bir varlık yoktur.
Aksi nasıl düşünülebilir ki, her şey yaratılmışken ve her yaratılmışın bir yaratıcısı (düzeninin ve yasalarının takdir edicisi) var iken, Allah'tan bağımsız bir varlık alanı kendi kendine varolsun? Allah bütün varlığın Yaratıcısı'dır (Halık); O'nun yaratmadığı, kendi kendine var olan bir karışlık alan tasavvur edilemez.

Yaratılışla ilgili çeşitli teoriler geliştirilebilir. Kur'an-ı Kerim, açık bir biçimde varlığın "Kün (Ol)!" emriyle yaratılışa geçtiğini belirtir. Bugün adına Big Bang denen ilk patlamayla evrenin oluştuğu öne sürülmektedir. "Kün/Ol" emriyle "kâinat" yaratılışa geçti, "tekvin (yaratılış)" devam etmektedir. "Tekvin" hem kozmik düzendir hem aksamadan işleyen tabiat yasalarıdır.

"Kün/Ol!" bir emirdir. İrfan dilinde yaratılışın başlangıcı olan bu emre "Nefesürrahman (Rahman'ın nefesi)" deriz. Allah "Bir şeye 'Kün/Ol' dedi mi, hemen-peşi sıra oluverir". Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu ki, oluş fiilinin muzari (şimdiki veya geniş zaman) gelmesidir. Yani, Allah, "Kün/Ol!" dedi, emr-i ilahi peşi sıra oluvermeye başladı ve hâlâ/el'an olmaya devam etmektedir. Başka bir ifade ile yaratılış bir kereliğine olmuş bitmiş değildir, kalemin kâğıt üzerinde biteviye yazmaya devam etmesi gibi yaratılış devam etmektedir. Siz buna, Big Bang ile bundan 13,7 milyar sene önce vuku bulmuş olan patlamanın devamı gözüyle bakabilirsiniz. Allahu a'lem, bütün evrenin içinde dürülüp toplandığı bu ilk noktanın patlaması "Kün/Ol!" emrinin verilmesi, bir balon gibi evrenin genişlemesi "yekun fiili"yle yaratılışın devam etmesidir.

Pekiyi, hakikat bu iken, insan varlığı nasıl "dinî alan ve din-dışı alan", "kutsal ve profan" veya "Tanrı'nın müdahil olduğu alan ve tamamen insana ait özerk/otonom alan" şeklinde bölebilir ve zannınca Allah'ın mülkünden kopardığı bir alanı kendisi temellük eder, burası bana aittir, buraya din veya Tanrı karışamaz, ben istediğimi burada yapabilirim, diyebilir!

"Doğu da Allah'ındır, batı da. Her nereye dönerseniz Allah'ın yüzü orasıdır. Şüphesiz ki Allah, kuşatandır, bilendir." (2/Bakara, 115) Sadece dünya gezegenine göre "doğu ve batı" değil, diğer bütün gezegen ve yıldızlara göre de "doğular ve batılar Allah'ındır."

Varlık âlemi birden fazladır (alemiyn) ve hepsinin Rabbi Allah'tır (Fatiha, 1). Varlık "alametler"den ibarettir. Alem (ler) Allah'ın dışında olan her şeydir. "İlim", âlem üzerinde Allah'ı "bilme" faaliyetidir; yani âlem, ilim ve alametlerin tevhidi söz konusudur. Bütün varlık Allah'ı tesbih eder; isteyerek veya istemeyerek O'na boyun eğmiştir; yani özerk değildir, onu biz zihnimizde ve bir vehim sonucu özerkleştiriyoruz. Çünkü yasaları vaz'eden ve işler halde tutan Allah'tır. Her tabiat olayını kendisine bağlayabileceğimiz bir "sebep" vardır, ama hiçbir sebep kendi kendini var edemez, sebepleri de Yaratan vardır. Tabiat yasaları (âdetler) değişmezler, ama Allah isterse değiştirir; bazen ateş yakmaz (Hz. İbrahim'i yakmadı), su boğmaz (Hz. Musa ve kavmini boğmadı). Çünkü eğer istisnai hallerde değişebilirlikleri olmasaydı, tabiat yasalarına uluhiyet izafe etmek gerekirdi ki, determinizm tam da budur.

Varlık fanidir, sonlu, sınırlı ve izafidir; her şey değişir, değişme halindedir. Çünkü baki olan sadece Allah'tır. Yaratılış devam ediyor. Değişim, değişmeyen bir varlığa işaret etmektedir. Bu açıdan da baktığımız zaman, varlık-tabiat üzerindeki tasarrufumuz sınırsız ve mutlak değildir, keyfimize göre tabiatı özerkleştirip sorumsuzca kullanamayız. Fizyolojik/biyolojik varlığımız, kucağında yaşadığımız tabiatın bir parçasıdır; canımız gibi bedenimiz de bize "emanet" olarak verilmiştir. O halde varlık âleminde, hayat süreçlerinde ve elbette kişisel ve toplumsal eylemlerimizde "din-dışı alan" yoktur, yani hakikat-i halde sekülarizasyon mümkün değildir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.