1. HABERLER

  2. EYLEMLER VE STK

  3. VAN MAZLUMDER: Mezarın Kimliği Olmaz
VAN MAZLUMDER: Mezarın Kimliği Olmaz

VAN MAZLUMDER: Mezarın Kimliği Olmaz

Mazlumder: “Çocuğunu görmeyen Kürt anası, hiç olmazsa mezarını görsün” dedi.

A+A-

Barış Süreciyle birlikte toplumda oluşan olumlu havadan rahatsız olanların, yanlış kararlarla toplumu yeni gerginlikler içerisine taşımak istediğini ve buna tepki gösterdiklerini vurgulayan Mazlumder Van Şube başkanı Yakup Aslan, bugün yaptığı basın açıklamasıyla son günlerde bazı yerlerdeki mezarlıkların yıkımıyla ilgili görüşlerini kamuoyuyla paylaştı.

Mazlumder dernek binasında yapılan basın açıklamasında, “hiçbir ideolojinin, inancın ve insan ahlakının mezarların tahrip edilmesine onay vermediğini” vurgulayan Aslan, açıklamanın ardından basın mensuplarının bu konudaki sorularını da yanıtladı.

Basın açıklamasının tam metni aşağıdadır:



MEZARIN KİMLİĞİ OLMAZ!

BASINA VE KAMUOYUNA

25.08.2013 tarihinde Bitlis’te, 04.09.2013 tarihinde ise Mardin Nusaybin’de PKK’lilere ait mezarlar tahrip edilmiş, bazı mezarların içindeki kemikler götürülmüştür. Van’da ise "İl Genel Meclisi -seçilmiş üyeleri dışarıda bırakılarak- atanmış üyelerle yapılan toplantıyla 18 Eylül'de, Çatak'ta PKK'li Andrea Wolf'un (Ronahî) adının verildiği, “Ronahî Şehitliği” hakkında yıkım kararı alınmıştır.

Barışın ve demokrasinin konuşulduğu bir süreçte, Kürt halkın hassasiyetlerine el uzatmanın ‘yanlış bir tutum ve süreci sabote eden bir karar’ olduğunu düşünüyoruz. İçinde PKK’lilerin bulunduğu mezarlığın, ‘insan zihnini zehirleyici kuşkuların doğmasına yol açacak bir tarzda’ yıkım kararı verilmesi, süreci sıkıntıya sokma ihtimali olan, dayatmacı bir karar olması açısından da manidardır.

Barış sürecinde oluşan olumlu atmosferin bozulmaması için herkesin kendi alanında gayret gösterdiği bir zamanda, artarak devam eden bu mezar tahripçiliği ve dolayısıyla ölüye saygısızlık toplumun büyük kesimlerinde endişe uyandırmaktadır. Ölümle birlikte “kişi” olmaktan çıkan “ölüyü” cezai himayenin konusu yapan yasalar, “bir kimsenin öldükten sonra hatırasına hakareti, ölünün cesedini veya kemiklerini almayı” cezalandırmaktadır. Böyle olduğu içindir ki, ölülerine saygılı olan erdemli toplumlar, ölüyü, din hürriyetine karşı suçlar arasında cezai himayenin konusu yapmaktadırlar. Barışa giden bu hassas süreçte, acıya ve mezarlara saygının ön plana çıkması gerekirken, haberlere yansıyan bu öfke ve tahammülsüzlük hali, barışa dair ümit ve beklentileri sekteye uğratmaktadır. PKK’lilerin ölüsüne dahi katlanmayan bu tahammülsüzlük örneği, vicdanla, barışa dair algıyla, insan onuruyla, insani değerlerle ve barış süreciyle çelişmektedir. Dünyanın her yerinde ve tüm zamanlarda ölüler insanların kutsalı, değeri olmuştur. Tarihten bugüne ölüler özenle defnedilmiş, mezarları koruma altına alınmıştır. Mezarlara saygısızlık kişi ve ailesinin yanı sıra toplumsal değerlere, kültüre, geleneklere ve tüm dinlere saygısızlıktır. Ölüm, öfkenin, kinin, etnik düşmanlıkların son bulduğu andır. Ölmüş bir insan dünyevî yargılama mekanizmalarına karşı yükümlü değildir, olamaz da. Ölen her insanın mezarının olması bir haktır. Hiçbir gerekçe bu haktan mahrum edilme sebebi olamaz ve onların mezarlarının talan edilmesi, İslami ilkelere, bütün uluslararası sözleşme ve yasalara göre suçtur.

Zira İslam dini insanı ölüsüyle dirisiyle şerefli kılmış, cenazeye her türlü saygısızlığı haram kılmıştır. İnsan haklarından biri olan yaşama hakkına verilen önemin, insanın ölüsüne yani mezarına da verilmesi gerekmektedir. Mezarlığa karşı sergilenen bu tutum, 30 yıllık çatışmanın ortaya çıkardığı akıl tutulmasının ürünüdür. Tam da bu süreçte “oğlunu görmeyen Kürt anası, mezarını da görmesin!” zihniyetiyle sergilenen bu tutumun izah edilebilir bir tarafı yoktur. Barış, karşılıklı acılara saygı ve tahammül ile oluşur.

MAZLUMDER olarak, kim tarafından kime karşı yapılırsa yapılsın, özünde insan haklarına aykırı olan bu eylemi kınıyor, bu yanlış karardan acilen dönülmesini, uluslararası mevzuat ve iç hukuk yollarının işletilmesinin hukuk devleti olmanın gereği olduğunu belirtiyoruz.

MAZLUMDER olarak, “mezarların kimliğinin olmadığı”nı hatırlatır, süreci kesintiye uğratmanın büyük bir vebalinin olacağını dile getiriyoruz. Kimden gelirse ve kime karşı yapılırsa yapılsın mezarları tahrip etmenin dinlerde, uluslararası hukukta, ahlaki değerler perspektifinde, toplum nezdinde hiçbir açıklamasının olmayacağını, bu tür eylemlerin insanların vicdanlarında yara olarak kalmaktan öte bir işe yaramayacağını belirtiriz. Alınan karar, ahlaki, insani ve hukuki değildir. Uzun yıllardır devam eden Kürt meselesini inkâr etmenin devamında oluşan barış ümitleri karşısında bu uygulama, Şeyh Said, Seyyid Rıza, Said Nursi gibi şahsiyetlerin mezarlarına da tahammül etmeyen sistemin, gayri ahlaki ritüellerini yeniden diriltmek istediğini çağrıştırmaktadır. Karardan derhal vazgeçilerek yanlışın düzeltilmesini istiyoruz. Bu sebeple de, mezarları tahrip eden, cesetler üzerinden kinini, öfkesini kusanlar hakkında gereken soruşturma ve yargılama sürecinin başlatılmasını talep ediyoruz.

Basına ve kamuoyuna saygılarımızla…

Van MAZLUMDER şubesi adına

Yakup Aslan


ufkumuz

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.