1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Van Hak ve Özgürlükler Platformu 100. Basın Açıklaması
Van Hak ve Özgürlükler Platformu 100. Basın Açıklaması

Van Hak ve Özgürlükler Platformu 100. Basın Açıklaması

A+A-

BAŞÖRTÜSÜ İNSAN HAKKIDIR DAYATMALARLA YASAKLANAMAZ

Sayın Basın Mensupları ve Saygıdeğer Hemşehrilerim

İnsan haklarına, evrensel hukuka ve insanlık onuruna aykırı olarak sürdürülen başörtüsü yasağını protesto etmek amacıyla 100. kez bu meydanda ilgililere sesimizi duyurmak üzere toplanmış bulunuyoruz.

Demokrasi; eşitlik yanında farklılığı, çoğunluğun iradesi yanında azınlığın iradesini de gözeten ve bunların kendilerini ifade etmelerine imkân sağlayan bir yönetim biçimidir. Dolayısıyla demokrasilerde bireyin ve toplumun katılımının sağlanması, insan hak ve özgürlüklerinin daha geniş bir alanda gerçekleştirilmesi başta gelen hedeflerdendir.

Demokrasilerde dini vecibeleri yerine getirip getirmemek bireyin kendi tercihidir. Bu konuya başkalarının karışması, zorlaması, ya da engellemeye kalkışması, çağdaş, demokrat ve özgürlükçü anlayışla bağdaşmaz

Demokrasilerde, seçme-seçilme, düşünce-ifade özgürlükleri ne kadar vazgeçilmez değerler ise, inanma, inandığını yaşama ve ifade etme hakkı da o ölçüde vazgeçilmez değerlerdir. Demokrasi bu anlamda devlet erkinin, bu değerler karşısında alması gereken tavrı, yükümlülüğü ve sorumluluğu tanıyarak uygulamaya koymasına imkân verir ve uygun ortamları hazırlar. Halbuki ülkemizde devlet erki, insan haklarının yaşanmasına uygun ortam hazırlama yerine insan haklarını çiğnemektedir. Zira Uluslararası insan hakları örgütleri de başörtüsü nedeniyle kadınların temel haklarını kullanmalarının engellenmesini insan hakkı ihlali olarak değerlendirmektedir

Türkiye'nin en önemli sorunu, insan haklarına ve insan onuruna aykırı yasalar ve uygulamalar sorunudur. Nitekim cinsiyet ayrımcılığı da yaparak, 'kadınlar başlarını açacaktır ya da kapatacaktır' şeklindeki bir dayatma, insan onuruna aykırı bir karar veya düzenlemedir.         

Bütün yasakları kaldıracağız diyerek, “konuşan ve şeffaf Türkiye” vaatleriyle meclise giden milletvekillerine vaatlerini bir kez daha hatırlatıyoruz.

Başörtüsü yasağı Türkiye'nin AB.ne girmesinin zorunlu şartları arasında değildir. BM kararlarında da böyle bir dayatma mevcut değildir. Çağdaş ve gayrı Müslim ülkelerin tamamında da başörtüsü yasağı diye anlamsız bir uygulama söz konusu değildir. Başörtüsü yasağı tamamen bir iç meseledir, dayatmadır, eğitim, öğretim, istihdam, eşitlik gibi temel insan haklarına aykırıdır. Bu yasağın sona erdirilmesi de aslında çok kolaydır; ne kanun ister, ne anayasa değişikliği. Çünkü üniversitelerde başörtüsünün yasak olduğuna dair hiçbir yazılı metin bulunmamaktadır. Keyfi uygulama ve dayatmalardan vazgeçilsin yeter.  

Sayın Basın Mensupları

Sizin gibi düşünmeyenleri, eğitim hakkından mahrum ederseniz; sizin gibi giyinmeyenleri dışlar ve hatta yabancı ülkelere sürmeye kalkışırsanız, demokrasinin temelini oluşturan toplumsal katılımı nasıl sağlayacaksınız. Yaşadığımız dünyada devletler nelerin dinen gerekli olduğunu belirleme hakkına sahip değildir. Kişiler ve ilgili kurumlar bir davranışın gerçekten dini bir gereklilik olduğuna inanıyorsa, devlet bunu bir 'dini gereklilik' olarak kabul etmek zorundadır. Anayasa’nın 24. maddesi herkesin dini inanç ve kanaat hürriyetine sahip bulunduğunu, ibadetlerin serbest olduğunu, kimsenin dini inanç ve kanaatleri sebebi ile kınanamayacağını ifade etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ise 9. maddesinde din hürriyetini; inanma, inancını açıklama, öğretme, ibadet yapma ve dini pratize etme (yaşama), dini pratikleri ifa etme şeklinde açıklanmıştır. Baş örtmenin dini bir vecibe olduğu, hem kişiler tarafından benimsenmekte, hem de devletin bir anayasal kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ifade edilmektedir. O halde darbeler hukukuna sığınanları bir kez daha insafa ve dayatmalardan vazgeçmeye davet ediyoruz. 

Sayın Basın Mensupları

Türkiye toplumunun bir tüketim toplumuna dönüşmesinden çıkarı olan birtakım çıkar çevrelerinin bulunduğu bilinen bir gerçektir. Bu egemen güçler ve emperyalistler için KADIN ancak ve ancak bir tüketim aracıdır. Bu zalimler için Kadın, dün fabrikalarda on altı saat karın tokluğuna çalıştırılan ucuz bir meta idi. Bugün ise, reklam spotlarında bir cinsellik aracı olarak kullanılan ve cinselliği ön plana çıkarılarak tüketim ekonomisine malzeme yapılan bir nesne haline getirilmek istenmektedir. Bu çevreler için kadının iffetli, saygın ve el üstünde tutulan bir birey olması elbette kabul edilemez. O halde bilinmelidir ki, başörtüsü yasağına karşı yürüttüğümüz mücadele, aynı zamanda kadının iffet ve onuru için sürdürülen bir mücadeledir.

Basına ve kamuoyuna saygıyla arz olunur. 02.08.2008                                                      

            Suat CİHANGİROĞLU 

            Memur-Sen İl Temsilciliği

 

  VAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLER PLATFORMU BİLEŞENLERİ

Anadolu Gençlik Derneği  /  Gökkuşağı Derneği   /   İnsan-Der  /

Mazlum-Der  /  Memur-Sen    /  Umut-Der/ Erdem-Der

 

İlgili fotoğraflar:

img253/567/1001hafta01ly2.jpg

img504/4131/1001hafta02mw0.jpg  

img504/2246/1001hafta04dn9.jpg  

img253/7237/1001hafta05le7.jpg  

img253/2496/1002hafta03ih0.jpg  

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.