Van Hak ve

Van Hak ve

A+A-

Sayın Basın Mensupları, Sayın 101 haftadır direnmenin yüz aklığı ile yılmadan bu meydanı şereflendiren katılımcı ve müdavimler…

 

İçinde bulunduğumuz süreç ve yakalanan tarihi fırsatla, ülke tarihinin önemli bir döneminde olduğumuzu öncelikle belirtmek gerekmektedir. Çünkü çeteler ve kirli hesapların ipliğinin pazara çıkarıldığı bir vasatta, ya gerçekten bu kirli ellerin tasallutundan kurtulmak için kararlı bir şekilde bunun üstüne gidilecek ve piramidin üst noktaları da aydınlatılacak, ya da kendi iktidarı için pazarlıklar yaparak gelinen bu önemli aşama bunca bedel ve birikime rağmen peşkeş çekilerek yeni bir kirli ticaretin belgesi olacak. Umuyor ve arzu ediyoruz ki, mazlum, mahrum, ezilmiş ve emeği çalınmış insanımızın, yaşadığı bunca zulüm ve haksızlıkların artık son bulacağı günler yakındır olsun. İnancı ve özgür ibadet etme hakkı gasp edilmiş, kimliği ve kişiliği ipotek edilmiş insanımızın yaşadığı sistematik siyasi travmalar bir son bulsun ve adalet tesis edilsin. Bilginin, bilimin ve eğitimin üzerindeki katı ve soğuk devlet despotizminin,  militarist kışlası olan YÖK ve muadili kurumlar tasfiye edilsin. İçinde bulunduğumuz bu süreç; adalet, özgürlük ve insan onurunun esas alındığı bir yaşamın ilk adımları olsun.

 

Evet, Ergenekon gibi derin ve köklü bir yapılanma ile ilk sıralardaki yerini koruyan bir gündeme eklemlenen rektör atamaları, her ne kadar Ergenekon gölgesinin dışında bir intiba oluştursa da, YÖK gibi katmerli bir ideolojik kurumun varlığı, bilginin ve aklın hürriyetini hala ciddi bir şekilde tehdit etmekte, insan hak ve onurunu rencide eden bir formasyona kaynaklık etmektedir. Bu kurum kökten tasfiye edilmedikçe bunca emek ve mücadelenin hedefine varmış olduğu düşünülemez. İktidarın yapması gereken “Ergenekon’la uzlaştı ve bu iş buraya kadar” şeklinde tevatür edilen söylemlere karşı rüşdünü ispatlaması kaçınılmazdı. Bu konuda kararlılıkla üzerine gitmekten vazgeçmesi demek, bu yargının “ateş olmayan yerden duman çıkmaz” darbı meselince onaylanması demektir.

 

Fişlemelerle birlikte, özellikle faili meçhul cinayetlerin Ergenekon işi olduğunun anlaşılması yıllardır Müslümanlara atılan çamurun iğrençliğini göstermesi açısından son derce isabetli olmuştur. Zira Müslümanlar neredeyse her faili meçhulün değişmez adresi olarak gösteriliyordu. Bu konuda müebbet yiyen ve hala suçlu olduğu kanıtlanamamış birçok Müslüman F Tipi tabutluklarda çürütülmektedir. Derhal bu Müslümanlar için iade-i itibar yapılması ve suçsuzluklarının kamuoyuna ilan edilmesi gerekmektedir. Bu yüzden yıllarca kendisi ve ailesi mağdur olan, işini, mesleğini, toplumsal statüsünü kaybeden onlarca Müslüman var ve hala bu zalim sistemin mağduru olmaya devam etmektedirler. Kendilerinin ve ailelerini bunca yıllık mağduriyetlerinin de tazmin edilmesi gerekmektedir.

 

Son günlerde ABD Emperyalizminin daha ileri boyutlardaki zulümlerinin belgeleri ile teşhir edilmesi de bu zihniyet ve uygulamanın akrabalığını, örgütlülüğünü ve ne kadar kadim olduğunu göstermesi açısından son derece anlamlıdır. Guantanamo işkencehanesi ile yeni yeni ortaya çıkarılan Bagram Üssü işkencehanesi ve Afganlı doktor bir kadının serencamı gündemi sarsmaya devam etmektedir. Özellikle bu konuda herkesin özel ve tüzel girişimlerle bir baskı unsuru oluşturması hayati bir önem taşımaktadır. Çünkü bu kişisel bir mesele değil, çok yönlü ve hukuki bir durumdur. Derhal bu durum için gerekli girişimler yapılmalıdır. Bu olayla birlikte giderek açığa çıkan “esir ticaretinin” de ciddi anlamda masaya yatırılması ve bunun takibi gerekmektedir. Tarihte kaldı diyerek yanıltılan uluslararası kamuoyunun, ABD Emperyalizminin ne kadar sefih ve aşağılık olduğunu bir kez daha görmesi açısından tam bir suçüstü durumudur.

 

Bu ve diğer bütün mağduriyetler konusunda gerek sivil toplum kuruluşlarının ve gerekse bu ülke iktidarının onurlu bir girişimle tavır alması gerekmektedir. Ergenekon ile eğer uzlaşılmadı ise; başörtüsü meselesi dahil, başta Kürt meselesi olmak üzere bütün sistematik zulümleri giderilmesi hükümetin hem samimiyet testi olacak, hem de halkın teveccühüne tekrar medar olacaktır. Kaldı ki önceki teveccühün diyetini ödemenin zamanı çoktan geçti bile…

 

Evet, artık meydanlarda sürekli aynı şeyi tekrarlamak istemiyoruz. Başörtüye özgürlük, herkes için adalet. Hemen şimdi. Değilse, 102. haftaya şimdiden selam olsun…

                 Mazlumder Van Şb. Yön. Kur. Üyesi

                                          Fuat DEĞER

 

(VAHÖP) VAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLER  PLATFORMU

 

Gökkuşağı Derneği / İnsan -Der / Mazlumder /  Memur-Sen /

 

Umut Işığı Derneği / Erdem-Der/ Anadolu Gençlik Derneği /İmam hatip Mez. Derneği

 

İlgili Fotoğraflar:

 

 

img411/9936/2222ru8.jpg

img529/6909/44444444iy3.jpg  

img395/2403/333333333nq5.jpg  

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.