1. YAZARLAR

  2. Ali Bilmez

  3. UMUDUMUZU DİRİ TUTMALIYIZ
Ali Bilmez

Ali Bilmez

Yazarın Tüm Yazıları >

UMUDUMUZU DİRİ TUTMALIYIZ

A+A-

 

Olayları değerlendirme şeklimizdir aslında bizi üzen veya sevindiren. Bizleri ümitlendirip yarınlara hazırlayan, çalıştırıp, koşturan veya ümitsizliğe sevk ederek miskin kılan…

Yaptığımız değerlendirmelerde eğer nihai karara vardığımızı düşünüyorsak veya çıkan sonucun hakkımızda iyi veya kötü olduğuna kesin kanaat getiriyorsak bilmeliyiz ki tüm hesapların üstünde olan o hesaba uymayabilir palanlarımız, kanaatlerimiz, attığımız adımlar, yaptığımız hesaplar.

Çin’li düşünür Lao Tzu’nun çok güzel bir hikâyesi vardır. Muhakkak birçoğumuz dinlemiş veya okumuşuzdur. Eğer okumayan ve hatırlamayanlar varsa internetten bulup okuyabilirler. Çok güzel bir atı olan çiftçi, bu ata talip olan hükümdar, atın bir gün evden kaçması ve çiftçinin çocuğunun başına gelen musibetler… Bu çerçevede dönen hikâyesini nihayetinde Lao Tzu şu sözlerle bitirir.

“Acele karar vermeyin. Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.”

Aslında Müslümanlar olarak aşina olduğumuz ve ehemmiyet vermemiz gereken önemli bir konudur bu. Zira Yüce Rabbimiz hayat rehberimiz olan Kur-an’ı kerimde bunu “Tevekkül” ve “Yeis” ifadeleriyle defalarca yinelemekte ve Müminleri Yeis’e karşı uyarmakta, “Tevekkül’e davet etmektedir.

Tevekkül, bir amaca ulaşmak için gerekli olan her türlü önlemi alarak; elinden gelen tüm gayreti gösterdikten sonra kalben Allah'a bağlanıp ona güvenmek, sonucu Allah'tan beklemektir.

Yeis ise, her hangi bir durum veya olay neticesinde yaşanan üzüntü, ümitsizlik, çaresizlik, karamsarlık halidir.

Peki, neden Yüce Rabbimiz bizleri ısrarla Yeis’e karşı uyarmakta ve Tevekküle davet etmektedir?

Zira her güzel hedefe, hayırlı amele ve hayale ulaşmanın önündeki en büyük engel, ümitsizliktir. İlimde ve bilimde, sanatta ve ticarette hâsılı her alanda zirveye ulaşmanın önündeki engelleri gözlerde büyüten, gönüllere onun korkusunu salan ve eli kolu bağlı halde bırakıp bir şey yaptırmayan ümitsizliktir. Hakeza çağımızın baş belası ve her gün yeni birilerinin girdiği depresyonun davetçisi de yine ümitsizlik halinin kişiyi kaplamasıdır. , Ümidini yitirmiş bir hastanın hastalığıyla mücadelesi zorlaşır ve hatta hastalığının artışına sebep olur. Buna karşın hastalıkla mücadelede ümidini yitirmeyen insanlar o hastalığa karşı daha dirençli olur ve hatta daha çabuk çabuk iyileşirler.

Ümitsizlik en çok da vazifesini zamanında yapmayanlarda görülür. Mesela: Odun - kömür ile kışa, ders çalışmak ile sınava hazırlananlar; kışa da, sınava da düşmanlık etmezler. Anın istediğini yapanlar, geleceğe korkuyla değil ümitle bakarlar. Karamsarlık hali tembelliğe, rehavete ve gaflete zemin hazırlar. Bedende mücadele ve hareket kabiliyetini keser. Böylece hem dinin hem dünyanın elden gitmesine yol açmış olur. Mümin böyle bir tehlike ile karşılaşması durumunda derhal tövbe ederek Allah’a sığınmalıdır.

Ümitsizlik ve çaresizlik girdabında olan miskinlerin yanında bir de yaptığı işte tabiri caiz ise eşeği sağlam kazığa bağlayan, garantiyi cepte tutan, bin dereden su getirip tarlayı sulayan, yine de hasattan memnun olmayanlar vardır. Bunların da durumu çok farklı değildir aslında. Zira eğer elden gelenin bilincinde olup, gereğini yaptıktan sonra neticeyi Allah’tan bilip, bekleyip ve buna razı olamıyorsa yine ziyandadır o insan.

Gücümüzün yettiğinden fazlası değildir muhatap olduğumuz zorluklar. Eğer kendimizi güçsüz ve yetersiz hissediyorsak kalbimize dönmenin, inancımızı yeniden inşa etmenin zamanıdır. Yani işlerimizi Allah’a tevdi etmenin, O’na tüm kalbimizle tevekkül etmenin zamanıdır.

Böyle yaptığımız vakit, emin olun Rabbimiz amellerimizi daha çok hayra çevirecek, bereketlendirecektir. Sanırım sınırlı sayıda, kısıtlı miktarda yaptığımız ameller ve ibadetlerle hem bu dünyada hem de ahirette karlı çıkmamızın başka da bir yol yok.

Vesselam.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.