1. YAZARLAR

  2. Mehmet Arı

  3. Ümmet ve Gücü Sevme
Mehmet Arı

Mehmet Arı

Yazarın Tüm Yazıları >

Ümmet ve Gücü Sevme

A+A-

 Özgür olmak tüm toplumların hayali. Her ırk kendini yönetmek ister. Modern dünyanın bize sunduğu, özgürlüğün devlet sahibi olmakla eş değer konuma getirdiği durum. Bir Müslüman için geçerli midir? Bir Müslüman Arap, Türk, Kürt, Farslı sadece kendi ırkından birisinin yönetiminde mi özgürdür?

 Son zamanlarda Müslümanların başına gelen, Şii-Sünni çatışması, IŞİD ve el- Kaide gibi örgütlerin açtığı iç çatışma derin tahribatların bir sebebi de tüm Müslümanlardan ortak ses çıkmaması değil midir? Ve en fazla sorulan soru, "Neden Müslümanlar bu kadar zulme sessiz kalmaktadır". Ortak tepki için Vatikan gibi bir üst kuruma ihtiyaç yok mudur? Siyasi olarak paramparça olmuş, Müslüman coğrafyadan bir tepki beklemek ne kadar gerçekçi?  Bireysel ve ülkesel tepkiler bile Müslümanlar arasında düşmanlığa yol açarken, verilecek tepkinin sıhhatini nasıl ölçeceğiz.

 Bu kadar güçlü bir ağ oluşturmuş, zalim güçlere vereceğiniz bireysel ve ülkesel tepkilerin etkisi ne kadar olacaktır. İsrail’in Filistin’e, Amerika’nın tüm dünya Müslümanlarına saldırısını ne kadar engelleyecektir. Birilerini zulme karşı sesiz kalıyor diye suçlamak, gerçekleri görmeden yorum yapmak değil midir?

  Bir ay önce çay bahçesinde otururken, uzun yıllar mücadele etmiş biriyle konuşurken duyduğum söz hayli beni üzmüştü, ümmetin bir ütopya olduğunu ifade etmişti. Oysa Kuran’da çoğu yerde Müslümanların ümmet olduğunu ifade ediyordu. Eğer ümmet ütopya ise doğal olarak İslam da ütopya haline gelmekteydi. Müslümanlar nasıl bir ümmet anlayışına sahip idi ki, hükmü onlar için iptal olsun. Müslümanların yönetimi İslami olmasalar bile zülme karşı en iyi cevap verebildiği  dönemler, halifeliğin kaldırılmadığı Osmanlı, Halifeler Dönemi ve Selçuklu dönemi olmuştur. Zayıf bir birliktelik bile bir iç savaştan daha etkili olmuştur zülüm karşısında. Eğer enerjinizi birbirinize karşı kullanırsanız, düşmanla yüzleşince tükenen enerjinizle neye karşı gelebilirsiniz?

Kanaatimce Allahu Tealanın yarattığı aile kardeşliği, bizler için, ümmet kardeşliği için de birer örneklik teşkil edebilmektedir. Yaratılan her şeyde bir ayet olduğuna göre, Müslümanların amacı bu ayetleri okumak değil midir? Kardeşlerin yaptığı zor günlerde birlik ve beraberlik içinde olmaktır.  Biri maddi ve manevi olarak darda kaldığında diğerleri yardıma koşar. Lakin diğer günlerde herkes kendi gündelik yaşamına dönebilmeli. İdeal olan budur. Herkes kendi ailesinde olduğunda bile düzenli aralıklarla herkes birbirini ziyaret eder. Bu durum o aileyi öncü ve güçlü aile konumuna getirir. Sosyal oluşumlar, bir ayarlıktan sonra neden düşman kesilir. Aile kardeşlerine gösterdiğin yardım ve nezaketi neden bir Müslüman kardeşine karşı sergileye mi yorsun? Herkes kendi yolunu çizdikten sonra, kardeşlik hukukunu çiğnemek ne kadar doğrudur.

GÜÇ ZEHİRLENMESİ

Zamanında bir klişe vardı. Sabaha kadar devlet kurup sabah namazı kılmayan Müslüman profili. Kendim böyle bir sohbette yer almamakla beraber bu kişileri önemli bireyler olarak görüyordum. Sonra yıllar geçti, devlet hedefine ulaşamayan bu kişilerin bu defa Kürt devleti hayali için sabaha konuşmaya başladıklarını gördük. Peki devlet hayali diye bir şey var mı diye düşünürken, peygamberlerden Nuh’un 950 yıllık mücadelesinde devlet mefhumunun olmadığını, hidayetin ve başarının Allah’tan olduğu Müslüman’a düşen ilkeler dahilinde çalışmak olduğunu fark ettik. Bir amaç uğruna mücadele eden kişilerde yozlaşmanın meydana geldiğini fark ettik. Olması gereken ilkelerle beraber çalışmak idi. Başarılarımızı ilkemize göre değerlendirmek yerine, ilkelerimizi başarılara göre değerlendirdik.

 Devlet mücadelesi veren kişilerde aslında, İslam’dan daha çok gücü sevdiklerini, İslam devleti hayali olmayınca tekrar güçlü olmak için Kürt devleti hayali kurduklarını fark ettik. Aslında hiç bir şeyin değişmediğini sadece kişinin bulunduğu yerin değiştiğini fark ettik. İnanıyorum ki aynı birey Kürt devleti hayali bitince yine hayal dünyasında başka bir devletini kurmaya çalışacaktır. Güç ve iktidar bir tılsım gibi bizi hep içine çekmektedir. Amacımız neyse gittiğimiz dünyaya onu da götürürüz. Çünkü karakterimiz değişmeden, dünya görüşümüzün değişmesi sadece kabuk değiştirmedir. Gerçek değişim uzun soluklu ve kişinin kendi hatalarını fark etmesiyle oluşur.

  Hz. Muhammed bir İslam devleti kurmuşsa da bunu toplumu ıslah ederek yapmıştır. Toplumu Müslümanlaştırdıktan sonra bunu gerçekleştirmiştir. Medine İslam Devletinin kuruluşunda silahlı mücadele yoktur. Yaşaması için böyle bir mücadele ihtiyacı doğmuştur. Tarihte devrimle gerçekleşen çoğu yapının kısa sürede yozlaştığı görülmüştür. Lakin her gün üzerine bir tuğla konularak gerçekleştirilen bir ıslah projesinin yıkılmasının zorluğu açıktır. Çünkü kendi düşüncenize göre kurumlarınız yoksa, eski kurumlar sizi mutlaka ele geçirmeye çalışacaktır.

   Bu sözler Kürtlerin devleti olmasın diye algılanabilir. Her ırkın devletinin olduğu Ortadoğu coğrafyasında devlete sahip olmayan ve bunu en fazla hak eden Kürt halkıdır. Lakin bizlerin asıl sorunu bir Müslüman’ın Kürt devleti hayalini kurmasıdır. Özellikle de zamanında İslam devleti hayali kuran bireylerin bu amaç için heyecan duymasıdır. Bir Müslüman sadece Kürt devleti hayali değil, İslam devleti hayali de kurmamalıdır. Sonuç her şey Allah’ın takdiridir.

  Başka bir husus Kürt Müslümanlarını Kürtlere sahip çıkmadı diye, Türk Müslümanlarını da Kürtleri suiistimal etti ve milliyetçilik ihraç etti diye suçlamak. Aslında bir acziyet ifadesidir. Biz hiç bir şey yapamadık, onlar bizi kullandı vs gibi örnekler. Müslümanlıkta veya evrensel değerlerde birilerini suçlamak ne kadar doğru. Çalışmayan bir şey üretemeyen kişilerin kendini kurtarmak için sürekli birilerini itham etmesi. Türk Müslümanları bu kadar suçluyorsunuz, Kürt Müslümanlarını da Kürt sorunu için, eğer gerçekten bir Müslümanlık varsa ve zulme karşı sessiz kalınmışsa; bu Kürtlerin de Müslümanlığının da sıhhatinin  zayıflığını göstermez mi. Bu durumda suçlamalarınızın vasfı da düşmez mi. Demek ki Kürdistan da yaşanan Müslümanlıkta gerçek bir İslam değilmiş. Bu durum Türk Müslümanlarını suçlamanızı da direkt boşa çıkarmaz mı? Velhasıl Kürtleri ve Türkleri geçmiş hatalardan dolayı suçlamanın hiç bir gerçekçi sebebi olamaz. Seküler devletin, modernizmin şekillendirdiği bir İslam’dan dolayı Müslümanları suçlamak abestir. Bugün Kürt sorununun bu noktaya taşınmasında çözüme yaklaşılmasında Kürt ve Türk Müslümanlarının ortak rolü göz ardı edilemez.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum