1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. Ümmet, Hezimet ve Hizmet
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

Ümmet, Hezimet ve Hizmet

A+A-

Hz. Muhammed (sav)’e inananların, O’na ümmet olduğunun bilinç ve şuurunda olanların; aynı zamanda O’nun ahlakı ile ahlaklanmaları, O’nun davasını dava edinmeleri, O’nun ölçülerini kesin ölçüler edinmeleri mutlak bir zorunluluktur! Zira O’na ümmet olmak; her halükarda O’nun izinde olmayı zorunlu kılar. Asla dubaralığa, yan çizmelere, çok yüzlülüğe müsamaha olmaz O’nun müntesiplerinde… Hele, hele şeytani güçlerle dirsek teması kurmaya asla ve asla yer olmaz O’nun müntesiplerinde…

Bu yazı ile anlatmaya çalışacağımız noktalar, her ne kadar yazının başlığı günümüz bazı olaylarıyla direkt bağlantılı görünüyor ise de; daha geniş bir perspektif oluşturma gayretindeyiz. Çünkü günümüz Türkiye’sinde yaşanan bir takım sevimsiz hatta iğreti gelişmeler, sadece günümüze ve yerelimize has darlıkta/lokallikte değildir!

 Allah (cc)’a, gerçek manada iman etmiş olan kişi veya kişiler; taşımış oldukları akideye de uygun bir feraset, dirayet, nezaket, haysiyet, izzet, feragat, belagat… sahibi olmalıdırlar. Bütün bu ve benzeri nevi inancına has özellik ve güzellikleri hasseten yaşamalı, yaşatmaya gayret etmeli ve bilhassa da ümmetin hizmetine müsahhar kılmalıdır. Aksi halde güya sahip olunan özelliklerin ve güzelliklerin Allah (cc) katında herhangi bir kıymeti harbiyesi olmaz, olamaz. Bunun da ötesinde büyük sorumluluklar yükler zatına… Yüklü merkepler vecizei ilahi gereği; netice itibariyle alçaltıcı ve hüsrana uğratıcı muamelelere tabi tutulacağı mutlak olacaktır. Biz bu noktayı pas geçelim…

 Onlar Allah(cc)’tan başka dost mu arıyorlar! İnzarı ilahi üzerinde gereğince ve yeterince kafa yormak, düşünmek, İslami tavır sergilemek ve nebevi hareketi aramızda geliştirmek gerekmektedir. Yeniden kendimizi şekillendirmek, tasarımlamak; sorumluluk ve özelliklerimizi Kur-an ölçülerine oturtmak ve sünnet mizanına vurmak zorundayız. Günümüz ümmetin perişan ve de paramparça hali bu sorumluluğumuzu kat be kat arttırmaktadır.

 İslam coğrafyasına şöyle bir göz attığında; gözlerinde hüzün yaşları akıtmayan; içi fokur, fokur kaynamayan kimsenin sinesinde kalp yerine kaskatı bir taş taşıyor demektir. Çünkü bütün bir ümmet coğrafyasında mü’minlerin kanları oluk, oluk akıtılmakta; Müslümanlar çeşitli mihraklar tarafından katliamlara maruz bırakılmakta ve küfür bütün coğrafyada zulmün daniskasını alenen işlemektedir. İslam ve Müslümanlara karşı işlenen bunca ölçü-tanımaz gaddarlıklara rağmen; Müslümanlar hala da gaflet uykusuna devam ediyorlarsa(!); diyecek söze ve yapılacak işe yer yoktur demektir. Bilerek veya bilmeyerek istikbar ile aynı yöne yönelmiş olanları is hiç mi hiç düşünmeye, qale almaya gerek duymuyorum…

Ümmet bu kadar kan kaybı yaşarken; günümüz Türkiye’sinde iktidar sahipleri, İslami anlamda her ne kadar yetersiz iseler de, birtakım hükümet politikalarının rotası olumlu bir yön gösterdiği kanaatindeyiz. Mustafa Kamal’in ( kendi ifadesine göre Kemal Arapçadır, Kamal Türkçedir !!!) kurmuş olduğu ve aynı zihniyetin bir asra yakın bir zaman süresince tahakküm ettiği Türkiye’ de bu gün belki de İslami anlamda (iktidar sahiplerince ) bu kadarı yapılabilmektedir! Kerhen de olsa İslami Ümmet hedefine biraz daha yaklaşabilme adına; bu iktidara uzanan ellere karşı tutum ve tavır almak gerekir düşüncesindeyiz.

 Ne yazık ki, dünya istikbarı ile elbirliği ve gönül birliği içinde olan malum çevre; Müslümanların ümmet anlayışına büyük darbeler indirebilecek özellikteki; gerek düşünce ve gerekse hareket tarzları geliştirmesi ve uygulamaya koyması, Müslümanlar adına esef vericidir, onarılmaz bir züldür!!! Hal böyle olunca ümmet bilinç ve şuuruna yönelik her nerede ve kimden gelirse gelsin; Muhammedi mukavemeti göstermek zorundayız. Haliyle sorguya tabi tutma konusunda en başa nefsimizi yerleştirmeliyiz.’Ben’imizi, Kur-an ışığında tam anlamıyla süzgeçten geçirmeliyiz. Asla cahili tortulara;  hayatımızda, düşüncemizde, inancımızda, anlayışımızda, ilişkilerimizde, hareketimizde ve planlarımızda bilerek veya bilmeyerek katiyyen yer vermemeliyiz. Eğer yer verecek olursak; ümmet olarak dünya müstekbirlerinin oyuncağı, kuklası olmaktan öteye gidemeyiz. Ümmet ve vahdet anlayışına halel getirebilecek her türlü cahiliyyeden hassasiyetle korunmalıyız.

Bu gün Hizmet adına dünya çapında kurumlaşan hareketin, ne denli sefil hale geldiği tam bir ibret vesikasıdır! Kaldı ki İslam tarihi bu gibi seviyesiz hareketlerin çöplüğüne dönmüştür. Ama ne acıdır ki birtakım ( ahmak) Müslüman (ım diyen)lar, bunca yaşanmış utanç verici ve de zelil kılıcı hareketlerden gereken sonucu çıkaramamaktadırlar. Hala nemrutların, Firavunların, Bel’amların, Karunların, Kabillerin, iblis ve iblisilerin safında veya arkalarında yer bulmaya çalışmaktadırlar. Heyhat…

Küfrü ve zulmü aleni olanların yanında yer almak (maazallah) yaptıklarına ortak olmak anlamına gelmektedir. Aynı zamanda bir Müslüman’ın, bir Müslüman kardeşiyle İslam hukuku çerçevesinde ilişki kurması ve geliştirmesi; her bir Müslüman’ın omzunda ki bir ilahi yükümlülüğüdür. Bu yükümlülükten her ne şartlar altında olunursa olunsun hiçbir Müslüman azade olamaz…

Bu gün Türkiye’ de cılız da olsa; gerçek manada Tevhidi bir anlayış nevşu nema göstermektedir. Küresel istikbarın esas rahatsız olduğu ve uykularının kaçtığı mesele burasıdır. Türkiye’nin ekonomik olarak büyümesi, teknolojik olarak gelişmesi neocan’larınneocanlarla beraber  pek de fazla rahatını kaçırmamaktadır. Ama Türkiye’deki Müslümanların ümmet bilinci geliştirerek, maddi kalkınmayla beraber serfiraz olma gayretleri var ya; istikbar tarafından asıl halledilmesi gereken müşkülleridir. Hazindir ki, işte tam da bu noktada hizmet neoconlarla beraber olup; hezimete uğramaktadır. İslami cenaha göre ise gerçekten böyle bir hizmetin hezimeti elzemdir. Çünkü Dünya çapında o denli Müslüman evladını safına çeken ve İslami anlamda hizmetten ziyade hezimetle iştigal eden camianın; ümmet bilincinin gelişmesinden tedirgin olması ve Pensilvanya’da karargâh kurması ve aynı zamanda ümmet bilincinin gelişmesinin önünde setler çekilmesin yönelik MOSSAD,   FBI, ABD’nin derinleri… gibi mihraklarının planlarının icra makamı rolüne bürünmeleri de, ayrı bir hezimet ve zül olsa gerek…         

 Müslümanların bu gün, zannederim her zamankinden daha çok çalışmaya, bilinçlenmeye, şuurlanmaya ve hakka teslim olmaya ihtiyaçları vardır. Gerçek manada Allah(cc)’a kul olup; başka bütün kulluklara kocaman bir ‘LA demeye ihtiyaçları vardır. Öylesine bir LA ki; İbrahim’ce bir la olsun ve bütün Nemrutları taht-ı tacından etsin…

 Rabbim’den; ‘ben Müslüman’ım’ diyen bütün Müslümanlara gerçek manada Muhammedi inanç, iman, feraset, irade ve sadakat bahşetmesini, bütün sadakatimle ve bütün gücümle niyaz ediyorum. Ey Rabbim! Sana, Senin güzel isimlerinle duada bulunuyoruz. Ki Sen, kendi adınla Sana duada bulunmamızı emir buyuruyorsun. Ey dua eden duacının elini asla boş çevirmeye rahmeti ve mağfireti sonsuz olan yüce Rabbim! Kendi yüce zatın ve yüce şanın hürmetine, Müslümanlar arasında uhuvvet bağlarını kuvvetlendir! Ey yüceler yücesi!!! Müslümanların arasındaki/aramızdaki her türlü cahiliyyeyi bertaraf etmemize bizleri müyesser kıl ve hassaten sana kulluk etmemizi kolaylaştır… Her ne şekilde olursa olsun; bilip- bilmediğimiz, görüp- görmediğimiz, duyup-duymadığımız, anlayıp-anlayamadığımız, kavrayıp-kavrayamadığımız, hissedip-hissedemediğimiz bela, fitne, fesat şer ve şerlilerden Zatına iltica ediyoruz. Çünkü koruyanların en güzeli sensin. Sevgi selam ve dua ile

                                                    

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.