1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Ümit Fırat: AK Parti’nin Kürt oyları 2015’te aldığı oy oranının altına düşer
Ümit Fırat: AK Parti’nin Kürt oyları 2015’te aldığı oy oranının altına düşer

Ümit Fırat: AK Parti’nin Kürt oyları 2015’te aldığı oy oranının altına düşer

A+A-

 

Devrimci Doğu Kültür Ocakları’nın (DDKO) kurucularından, Kürt aydını ve yazar Ümit Fırat ile 24 Haziran seçimlerini, Kürt seçmeni, AK Parti’nin Kürt oyları ve HDP üzerine konuştuk.

 

AK Parti’nin Kürtlerden en fazla desteği 2007 seçimlerinde aldığını hatırlatan Fırat, 2011’den sonra düşüşe geçen oyların bu seçimde de düşeceğini ifade ediyor. “Kürtler yine AK Partiye oy verir” ifadesini kullanan Fırat, “Ama oy oranı 2015’in seçimlerinin de altına düşer” diyor.

Niye böyle pat diye seçim kararı verildi sizce?

Burada bir dönem kolladılar. Türkiye’de ve dünyada görülmüş bir şey değil. Reis-i cumhur çeşitli bahanelerle her gün iki üç kere sahneye çıkıyor ve bütün haber kanalları da bunu naklen veriyor. Aslında bu bir kampanyaydı. Durup dururken niye bu kadar çok konuşuyor, vaatlerde bulunuyordu mesela. Bu tip kampanyalar herhangi bir zamanda olacak bir şey değildi. Yapıldığına göre, demek ki bunun bir hedefi vardı. Aslında 16 Nisan 2017 akşamı da işin buraya geleceği bu belliydi. Yeni döneme ait zorunluluk arz eden uyum yasalarından sonra erken seçime gideceği çok açıktı.

Devlet Bahçeli’nin Tayyip Erdoğan’la yaptığı ittifakla verdiği destek onun istediği başkanlık sistemi üzerineydi. Tayyip Erdoğan fiili olarak zaten başkandı, ama yasal olarak başkan değildi. Bunu legalize etmek için bazı kanunlar gerekiyordu. Öte yandan Devlet Bahçeli de kendi siyasi yapısının erimekte olduğunu, partisinin yok olduğunu görüyordu. O nedenle yapılan ittifakın gereğini yapıp kendi partisini kurtarmaya çalıştı. Yani Salı günkü grup toplantısında söylediği sıradan bir çağrı değildi ve önceden net olarak verilmiş bir kararın gereğiydi. Erdoğan’ın açıkladığı 24 Haziran tarihi ise, 26 Ağustos için öneride bulunan Bahçeli’nin talebini bile çok daha gerilerde bırakan bir karar. Yani öylesine yapılan bir öneri değildi ve buna hazırlanılmıştı.

Ama daha uyum yasaları geçmedi…

TBMM’den saçma sapan ve hiç de gereği olmayan bazı kanunlar çıkaracaklarına, şu ana gerekli olan kadar uyum yasalarını geçirebilirlerdi. Gündemde olmayan ama insanları rahatsız eden bir sürü kanunlar çıkardılar. Bunu çıkaracaklarına uyum yasaları çıkarabilirlerdi. Çok daha legal ve açık tartışmalarla gecikeceklerini bildikleri için muhtemelen bir KHK ile çıkaracaklar uyum yasalarını. O kararnameler de Saray’da hazırlanacak yani.

Her seçimde söyledikleri gibi bu seçimde de Kürt oyları belirleyici olacak mıdır?

Bir ortak cumhurbaşkanı adayı söz konusu olursa, İYİ Parti’nin, CHP’nin ve Saadet Partisi’nin anlaşıp ortak bir aday gösterebilmelerinin mümkün olabileceğini düşünüyorum. Ama geçen seneki yüzde 49 red oyu içerisindeki HDP bu ittifakta yer alabilir mi? Burada HDP tabi ki belirleyici olacak. Öte yandan HDP’nin ittifaka dahil edilmesi diğer partilerin milliyetçi tabanlarında nasıl bir etki yaratacak?Yani saydığım partilerin HDP ile ittifak kurmaları da tabanları açısından problemli olacak gibi. HDP ile ittifak da kolay olmayacaktır.

Seçime girecek Kürt partilerinden Hüda-Par da var…

Hüda-Par’ın genel olarak çok fazla oyu yok. Lokal oyları var. Mesela Haziran 2015 seçimlerinde Bitlis’te, Diyarbekir’de, Siirt’te, Van’da seçime girmeleri, AK Parti oylarında bir düşüş yarattı. Ama Kasım seçimlerinde seçimlere girmemesi, oylarının AK Parti’ye kanalize olmasını sağladı. Ne var ki, bu oylar yerel bazda bir şeyler ifade edebilir, ama reis-i cumhur seçiminde çok fazla bir kıymeti harbiyesi olmaz. KezaHüda – Par’ yüzde 49 içerisinde de saymak zaten mümkün değil. AK Parti’ye ve Erdoğan’a yakın durmaktadırlar. Irak Kürdistanı’ndaki referandum meselesinde AK Parti’ye bir kırgınlığı vardı ama yine de AK Parti’ye destek vermeleri mümkündür,bu olmasa bilebelki Saadet Partisi’ne destek verebilirler ama seküler-Kemalist kesimlere yakınlık duymazlar. 

90’larda HEP’in kuruluşunda tüm Kürt siyasi partileri bir çatı altında birleşmişti. Şu anda da aynı durum yaşanabilir mi Kürt partileri arasında?

Hayır olmaz. O dönemde legal düzeyde PKK’nin dominant olduğu bir tablo yoktu ve böyle bir şeyde beklenmiyordu. 1960’larda, 70’lerde, 80’lerdeçok fazla örgütlü olmasa da, Türkiye’de legal Kürt siyasi faaliyetleri zaten hep vardı. Kendileri HEP’te yer alana kadar PKK taraftarları HEP kuruluşuna soğuk ve suçlayıcı bir tavır almışlardı.HEP’e katıldıkları dönemde det ek başlarına belirleyici değillerdi. Ancak zamanla etkileri belirleyici pozisyonlarını arttırdılar, hatta mutlak bir hâkimiyet sağladılar. Özellikle DEHAP’tan sonra DTP’nin kurulmasıyla bu belirleyicilik, artık hiçbir farklı görüşle paylaşılmayacak bir nitelik kazandı. Yani Kürtlerin artık 1990’lardaki konumlarında olmadığı açık. Yani Kürt partileri HDP eğer HDP ile bir ittifaka girerlerse, PKK’nin parti içerisindeki belirleyici ve karar alıcılığının varlığını da kabul etmiş sayılırlar. Ki bütün Kürt partileri bunu kabul etmez. Tabii bu ittifakı kabul edenler de olur. Nitekim 2011’de de 2015’te de böylesi bir eğilimi benimseyenler oldu. 2011’de Şerafettin Elçi kendi partisi olduğu halde BDP’den aday gösterilmişti. Şu anda da İmam Taşçıer ve Adnan Geweri farklı siyasi partiden gelen isimlerdi. Tabii HDP’nin diğer Kürtleri de toplayacağı bir ittifak kolay değil. Yandan HDP’nin de kendi politikalarına kendi organlarının karar vermesi kolay değil. Selahattin Demirtaş’ın yeniden başkanlığa aday gösterilmemesini sağlayan irade gibi…

Hem Kürdistan referandumunda Erdoğan’ın “Yiyecek ekmek bulamayacaklar” demesi ve karşı çıkması hem de Efrin meselesi AKP’nin Kürt oylarını nasıl etkiler?

Yine oy verirler. Kürtler bütün yaşanmış trajedilerine rağmen hâlâ kendi gündelik hayatlarına dair çözümler arayan bir geleneği sürdürüyorlar. Daha önce CHP’ye de oy verdiler. CHP 1920’lerin, 30’ları CHP’si olmasına rağmen oy verdiler. 1960’larda, 70’lerde, 80’lerde CHP’nin içerisinde Kürtler vardı. Kesin bir kopuş olmuyor yani. Mesela Tayyip Erdoğan, Efrin’le ilgili her gün birkaç defa bilanço açıklar ve ‘etkisiz hale getirilenlere dair’ rakamlar verir. Diyarbekir ve Mardin’deki mitinglerinde de böylesi bir açıklama yapmıştı ve oldukça coşkulu bir alkış da almıştı. Üstelik o ‘etkisiz hale getirdik’ dedikleri insanların aileleri de oralardakilerin yakınları falan olmalıydı.

Tamam, yine oy veren Kürtler olur belki ama geçtiğimiz yıllardaki gibi Kürtlerden yüksek oradan oy alabilir mi?

Efrin’e yaptığı türden benzer operasyonları Türkiye her zaman yapıyor. Ama Kürdistan referandumu farklıydı. Yani bütün Kürtlerin milli olarak heyecan duyduğu bir duruma doğrudan doğruya geleneksel Türk milliyetçiliğiyle yaklaştı. Bu bütün Kürtlerin olmasa da çok büyük bir Kürt kitlesinin AK Parti’den umudunu kesmesinin yolunu açtı. Yani Kürdistan referandumu ve sonrası yaşananlar, AK Parti’li Kürt seçmenlerin tutumlarını etkiledi. AK Parti Kürtlerden en yüksek desteği 2007 seçimlerinde almıştı. 2007’den sonra çeşitli gelişmeler, operasyonlar AK Parti’nin Kürdistan’da gerilemesine neden oldu. Yeniden yükselişe geçtiği bir dönem vardı 2011-2012’de ancak. Uludere’den sonra yeniden düşüşe geçti. Uludere sonrası ‘devlete sahip çıkma’ adına o cinayeti işleyenleri koruması, kollaması Kürtler arasında kırılmalar yarattı. 2011’den itibaren de AK Parti’nin oyları düşüşte. Özellikle 2015’te çok açık olarak görülebilmekte. AK Parti bir daha da Kürdistan’da 2007’de yakaladığı çizgiye asla ulaşamadı.  Iğdır, Van, Hakkâri, Şırnak, Mardin, Diyarbekir, Muş gibi şehirlerde AK Parti çok büyük bir destek kaybetti. AK Parti yine de Kürtlerden destek alır ama oy oranı 2015’in seçimlerinin de altına düşer.

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.