1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. 'Uluslararası destek olmadan Kürtlerin Anayasal hakları güvenceye alınamaz’
'Uluslararası destek olmadan Kürtlerin Anayasal hakları güvenceye alınamaz’

'Uluslararası destek olmadan Kürtlerin Anayasal hakları güvenceye alınamaz’

A+A-

Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi'nde 30 Ekim’de, 150 üyenin katılımıyla başlayan Suriye Anayasa Komitesi toplantılarının ilk bölümü sona erdi. Suriye Muhalefeti listesinden Suriye Kürt Ulusal Konseyi’nden (ENKS) 2 kişi ile Kürtleri temsilen katılım sağladı.

BM Cenevre Ofisi’nde 3 gün süren Suriye Anayasası’nı oluşturma toplantısının gündemini ve yaşanan atmosferi Kürtler açısıdan ne ifade ettiğini Kamuran Haco ile konuştuk.

 Kamuran Haco Cenevre toplantısının sonuç alabilmesi için uluslararası güçlerin desteğinin şart olduğuna dikkat çekti: “Şu bir gerçek ki Suriyeliler (rejim ve muhalefet) kendi kendilerine Suriye Anayasası’nı yapmaya çalışırlarsa, kesinlikle hiçbir neticeye ulaşamazlar. Zaten rejim ile muhalefetin talepleri 180 derece birbirine zıt. Bunun içinde hem Birleşmiş Milletlerin ve hem de uluslararası güçlerin desteğine kesinlikle ihtiyaç bulunmakta. Özellikle Suriye'de söz sahibi ve taraflara baskı uygulayabilecek devletlerin kesinlikle desteği ve müdahalesi gerekli olacak, aksi taktirde Suriyelilerin bir şey başarma şansları mümkün değil. Aynı zamanda uluslararası destek olmadan, Kürtlerin Anayasal hakları güvenceye alınamaz.”

Suriye anayasa komitesine hangi grup adına katıldınız? Toplantılarda sizin haricinizde, Kürt var mıydı?

 Abdulhekim Beşar ve ben Suriye Muhalefeti Komisyonu kontenjanından katıldık bu toplantılara. Muhalefet komisyonu 7 ayrı gruptan oluşuyordu ve bizde bu gruplarda bulunduğumuz yerlerin temsilcileri olarak katıldık. Ben siyasi komisyon kontenjanından, Abdulhekim Beşar'da direk muhalefet komisyonunun kontenjanından katıldı.

Birleşmiş Milletler topluluğu temsilcileri arasında 2 Kürt daha bulunuyordu. Çaviya Elî Dorsin Hisên Oskan. Her ikisiylede buradaki görüşmelerimizde iyi ilişkiler geliştirdik. Kendileride Kürt haklarını savunan bir konumdaydılar.

Bizim bu toplantılardaki temel amacımız, Sivil Toplum adına belirlenen 15 kişilik grubun arasına Kürt olarak birimizin girmesiydi. Ne yazık ki bu gerçekleşmedi. Tabi bu 15 kişilik komite oluşturulmadan önce birçok tarafla görüşmelerimiz oldu, bize sözlerde verildi, hatta ilk taslak liste hazırlandığında bizden birisinin de bu taslak listede olduğunu söylediler, fakat isimler resmi olarak açıklandığında ne yazık ki Kürtler olarak bizden kimsenin ismi açıklanmadı. Tabi bu biraz rahatsız edici bir durum oldu.

Şu an biz 15 kişilik muhalefet listesinde bulunuyoruz ama bizim amacımız 15 kişilik sivil toplum temsilcilerinin arasında da bir Kürt temsilcinin olmasıydı. Kabul edilmeyen bu oldu.

Toplantılar genel anlamıyla nasıl sürdü. 3 günlük görüşmeler hakkında kısaca görüşlerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?

 3 günlük toplantıların ilk günü, zaten başlangıç olarak açılış konuşması, komitenin çalışma programlarının belirlenmesi ile başladı. Tabi açılış konuşmasından sonra bütün katılımcı üyelere söz hakkı tanınarak, söz hakkı alan üye nasıl bir anayasa çalışması istiyor konusunda görüşlerini sundu. Tabi doğal olarak rejim temsilcilerinin konuşmaları ağız birliği yapılmış şekilde aynı çerçevede oldu. Ağırlıklı olarak bazı konular üzerine görüşlerini belirtti rejim temsilcileri. Suriye'ye uygulanan ekonomik ambargonun kaldırılması, Suriye ordusunun çalışmaları üzerine olan engellerin kaldırılması, teröre karşı tavır vb. konuları gündem olarak ele aldılar. Yani rejim temsilcilerinden söz hakkı alan her üye noktası, virgülüne aynı içerikte değerlendirmeler yaptılar. Sivil toplum temsilcilerinin görüşlerinde farklılıklar vardı. Zaten sivil toplum temsilcilerinden yaklaşık 29 kişisi rejim tarafından önerilen üyelerdi. Bunlardan 21'i çeşitli muhalefet kesimlerindendi. Bu nedenle de görüş ve değerlendirmelerde farklılıklar oluştu. Rejime yakın olan ve zaten rejimin önerdikleri, rejim diliyle, muhalefete yakın olanlarda muhalefetle benzer değerlendirmeler yaptılar. Örneğin muhalefete yakın olanlar bile görüşlerinde farklı farklı konuları ele alabildiler. Zaten muhalefet tarafı 7 ayrı gruptan oluşuyordu. İçlerinde Koalisyon, Qaye platformu, Moskova platformu, Nizam heyeti, Çekdarun ve Kürt komitesi yer alıyordu. Muhalefet tarafında olanlar, rejim gibi ezberlenmiş tek üsluptan konuşmadı, herkes kendi özgür iradesiyle, düşüncesini dile getirdi. Rejim temsilcilerinin üslubunda ağırlıklı olarak halen eski diktatör rejim yönetiminin devam ettirilmesi, muhalefet tarafında ise ağırlıklı olarak Suriye'nin geleceği kaygısı ve bu kaygıların giderilmesi için gerekli adımların atılması yönünde görüşler ağırlıktaydı. Tabi hal böyle olunca toplantı salonunda, bazen yüksek sesle bağrışmalar, birbirine öfkelenmeler vb. istenmedik durumlarda yaşandı. Ama genel anlamda ele alındığında, rejime yönelikte, toplantıların bitimine kadar kalma zorunluluğunu yaratan bir baskının olduğu da görülüyordu. Bizde muhalefet tarafı olarak, stratejik bir yaklaşımı esas alarak, toplantıyı sonuna kadar ne olursa olsun terk etmeme ve rejim yanlılarının eline koz vermemeyi kendi açımızdan doğru gördük.

Toplantı bir bütünü ele alındığında Kürtler açısından hangi konular ele alındı ve neler tartışıldı? Kürtlere yönelik herhangi belirgin bir yaklaşım söz konusu oldu mu?

 Bu toplantılara muhalefetle birlikte katıldığımız için ve ilk toplantılar olduğu için, daha en baştan yanlış bir pozisyona girmek istemedik. Zaten muhalefetin bir beyanı vardı ve bu beyanı Abdulhekim Beşar okudu. Bu beyanın içeriği şu şekildeydi; Muhalefet Konseyi ne düşünüyor, yeni oluşturulmak istenen anayasada neler istiyor, bu konulara ilişkin bütün ayrıntılar belirtildi. Zaten bu beyan yazılı olarak ta dağıtıldı ve herkes rahatlıkla ulaşabilir, okuyabilir.

Kürtler açısından bu beyan'da belirgin olan, Kürtlerin yaşadığı bölgelerde Kürt dilinin resmi dil olarak kabul görmesi, bunun dışında zaten bizim talebimiz genel anlamıyla federal bir Suriye'nin kurulması ve Kürt bölgelerinin de federal bir yapıya kavuşması. Kürtler Suriye bünyesinde federal bir yapıya kavuşabilirlerse, zaten maksimum haklarına kavuşma şansını yakalayacaklar.

Resmi toplantı platformu dışında Suriye'den sorumlu Birleşmiş Milletler temsilcileri ile birebir görüşme imkanlarınız oldu mu?

 Birebir karşılaşmalar esnasında ayaküstü sohbet imkanlarını bazen yakaladık. Ama özel bir görüşme sağlamak ve birebir toplantı yapma şansı olmadı. Bu sadece bizim için değil orada bulunan hiç kimse için de olmadı. Çünkü bunun için zaman da zemin de müsait değildi. Ayaküstü sohbetlerimizde onlara temsilcilerimizin az olduğunu, sayı kontenjanımızın daha fazlalaştırılması gerektiğini kendilerine ilettik. Genel olarak bu önerilerimize pozitif baktılar. Fakat burada görülmesi gereken, bu tür konuları belirleme insiyatifi Birleşmiş Milletlerden çok pazarlık içerisinde bulunan devletlerin insiyatifinde bulunmakta. Örneğin; toplantılarda yer alacak 50 kişilik sivil toplum temsilcisinden 29'u rejime yakın, 21'i muhalefete yakın olan örgütlerden. Şimdi bu 29 kişilik sivil toplum temsilcisini Suriye rejimi mi belirledi? Tabi ki hayır. Suriye rejimini destekleyen, onun arkasında duran devletler bu şekilde ayarladılar.

45 kişilik bir hazırlık komitesinin anayasayı hazırlayacağı ve daha sonra onaya sunacağı belirtiliyor. Onay esnasında %75'lik bir oranın esas alınacağı belirtiliyor. Örneğin Kürtlerle ilgili konular tartışıldığında, Kürtler için bu %75'lik destek bulma şansı olacak mı?

 Burada %75'ten çok %25'lik durum daha belirleyici. Çünkü her tarafın elinde %25'lik muhalefetle bir kararın geçmesini engelleyecek çoğunluk mevcut. Örneğin Kürtler açısından kabul edilmeyecek bir karar alınmak istendiğinde, bunu reddetmek için 37 kişinin oyu gerekiyor. Bu %25'e tekabül ediyor. Tabi burada Kürtler açısından olası geliştirilecek kararlarda oy haritasında ki muhalefetin durumu hakkında halen tam bir bilgiye sahip değiliz. Ama örneğin Suriye rejiminin oy haritası çok açık ve net. 50 oy rejim açısından tam garantili. Yani herhangi bir maddeyi geçirmek istemezse rejim geçirmeyecek güce sahip. %25 veto hakkıyla. Tabi bu durum çalışmaların da çok zorlu geçeceğine işaret ediyor. Bu nedenle de şayet uluslararası bir destek olmazsa, rejimin bir şeylerin değişmesi yönünde adım atması imkansız gibi görünüyor.

Suriye'de yaşayan azınlık haklarının güvence altına alınabilmesi için bu anayasa komitesinde nasıl bir çalışma yapılmalı, ya da nasıl bir çalışma öngörülmekte?

 Bunun iki yolu var. Birincisi; anayasa komitesinin kendisi. Yani muhalefette yer alan demokrat, azınlık haklarını savunan kesimlerin ağırlığını koyarak bir şeyleri dayatması. İkinci yol olarak ta; uluslararası güçlerle yürütülecek diplomasi çalışmalarını daha da güçlendirmek bu temelde komite çalışmalarının tıkandığı yerde ve hatta tıkanmadan da bu devletlerin desteklerini alabilmek, bu temelde azınlıkların haklarını savunabilmek ve anayasayla güvence altına alabilmek. Şunu da unutmamak gerekiyor, süreç Birleşmiş Milletler gözetiminde yürütülüyor. Bu nedenle de mantıksal olarak ele aldığımızda, oluşturulacak anayasanın demokratik bir anayasa olması gerekiyor. Ben Suriye'nin kendi başına uluslararası normlara uygun bir demokratik anayasa oluşturabileceğine inanmıyorum şahsen. İşte burada, yıllardır görüşmeler halinde olduğumuz, Rusya, Avrupa Birliği, ABD vb. demokratik anayasa oluşumunu destekleyeceklerine söz vermiş güçlerin devreye girmesi gerekiyor. Yani kısaca şunu söyleyebilirim, hem içeride (anayasa komitesi), hem de dışarıda (uluslararası güçler) ciddi çalışmalar yürütmemiz gerekiyor.

Muhalefet liderleri yaptıkları açıklamada, anayasanın Suriyeliler tarafından yazılması gerektiğini dile getiriyorlar. Şayet muhalefet liderlerinin dediği gibi Suriyeliler anayasayı hazırlayacaksa ve uluslararası güçler müdahil olmayacaklarsa, sizce bunu başarabilirler mi?

Hayır. Bu mümkün değil. Bu şekilde söylendiği doğru, bu biraz da mecburiyetten söylenen bir şey. Yani Birleşmiş Milletler gözetimi, desteği ve Suriyelilerin çalışmaları sonucunda bu anayasanın hazırlanması gerektiği belirtiliyor ama şu da bir gerçek ki Suriyeliler (rejim ve muhalefet) kendi kendilerine bunu yapmaya çalışırlarsa, kesinlikle hiçbir neticeye ulaşamazlar. Zaten rejim ile muhalefetin talepleri 180 derece birbirine zıt. Bunun içinde hem Birleşmiş Milletlerin ve hem de uluslararası güçlerin desteğine kesinlikle ihtiyaç bulunmakta. Özellikle Suriye'de söz sahibi ve taraflara baskı uygulayabilecek devletlerin kesinlikle desteği ve müdahalesi gerekli olacak, aksi taktirde Suriyelilerin bir şey başarma şansları mümkün değil.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.