1. YAZARLAR

  2. Doğu ERGİL

  3. Uluslararası Bir Bakış ve Suriye Krizi
Doğu ERGİL

Doğu ERGİL

Doğu ERGİL
Yazarın Tüm Yazıları >

Uluslararası Bir Bakış ve Suriye Krizi

A+A-

     Birkaç ay önce Uluslararası Kriz Grubu, Suriye'ye ilişkin bir rapor yayımladı. Başbakanımız ve hükümet erkânının ABD başkentinde yaptığı görüşmelerde "birinci konu" olarak ele alınan Suriye olgusunu anlamak için raporu bir daha okudum. Şu değerlendirmeler önemli:

     "Türkiye, güney sınırlarına top ateşleri, bombalar, milisler, mülteciler, mezhep gerilimleri (şimdi de terör eylemleri de) getiren Suriye iç savaşı için doğru tepkiyi bulmakta güçlük çekti. Şimdiye dek en az 300.000 sığınmacıya cömertçe kapılarını açtı. Ancak Suriye bir çöken devlet haline gelirken ve Türkiye ile uluslararası toplum birlikte çalışmakta yavaş kalırken, bu sayı üçe katlanabilir ve bu durum, çok yakında sürdürülemez hale gelebilir."

     Bu nedenle, "Uluslararası toplum çok daha cömert ve Türkiye'nin yardım çabalarına destek olmalı... Ankara'nın Şam'la arasındaki şiddetli ihtilaf ve muhalif savaşçılara verdiği açık destek, Türkiye'nin seçeneklerini kısıtlıyor. Kriz, Türkiye'nin Arap dünyasıyla olan ana ticaret yollarının tıkanmasına ve Kürt sorununda yeni bir cephe açılmasına yol açtı.

     Türkiye, 2008 yılında İsrail'den İran'a tüm bölgesel güçlerle diyalog kurma yeteneğinden ötürü takdir edilirken şu anda ağırlıklı olarak Katar ve Suudi Arabistan gibi muhafazakâr Sünni Müslüman ortaklarıyla paralel politikalar izliyor. Suriye ve İran'dan kaynaklanan yeni tehditler, Türkiye'yi ABD ve AB'deki ortaklarıyla güvenlik bağlarını kısmen de olsa yeniden canlandırmaya ikna etti.

     Türkiye, gitgide daha fazla tarafgir bir aktör olarak görülmekte. Türk liderler, ülkenin bölgedeki en büyük güç olmak için yeterli kaynaklara sahip olduğunu iddia etseler de Suriye'deki olaylar üzerindeki etkisi sınırlı."


     "Şu anda birkaç kamp ve civardaki bölgeler, çoğunluğu Sünni Müslüman olan Suriyeli muhalif savaşçılar tarafından ailelerini ziyaret etmek, tıbbi hizmet almak ve teçhizat satın almak için dinlenme yerleri olarak sıklıkla kullanılıyor. Bu durum nüfusun üçte birini Arap Alevi toplumundan gelen ve Suriye Alevileri ile doğrudan akrabalıkları olanların oluşturduğu Hatay bölgesindeki hassas etnik ve mezhepsel dengeleri kötü yönde etkiliyor. Türk makamları, Hatay'da Suriyeli muhalif savaşçıların Alevi bölgelerinde toplanmamalarını ve mülteci kamplarının üsler olarak kullanılmamasını temin etmeye devam etmeli.

     İdeal olan, Suriyelilerin sorunlarının Türkiye'nin de istediği gibi Suriye'de çözülmesi... Türkiye, Suriye içindeki zorlu sorunları tek başına çözme kapasitesine sahip değil ve büyük ölçekli bir askeri müdahaleyi de düşünmüyor.

     Muhalif savaşçıların daha fazla silahlandırılmaları, rejimi süratle devirmelerini sağlayacakmış gibi görünmüyor. Ve Türkiye'nin Osmanlı geçmişi ve çevresindeki Sünni Müslüman bölgede sahip olduğu tarihsel öncü ve ekonomik rolü konusundaki iyimser görüşleri, kapısının eşiğindeki kontrol edilemez, parçalanmış, radikalleşmiş sahipsiz topraklar düşünüldüğünde gerçeklerle çelişiyor. Bu arada Suriye'de milyonlarca sivilin dramı devam ediyor. Geçtiğimiz iki yıl içinde Ankara, duruma iyi yanıt vermiş olsa da mülteci krizi daha büyük ve uzun süreli bir hal alırken Türkiye'nin daha fazla desteğe ihtiyacı olacak."

     İşte ABD yolculuğu bu bağlamda okunmalı ve raporun şu tavsiyesine de kulak vermeli:

     "Türkiye, BM ve uluslararası yardım örgütlerine daha fazla erişim sağlamalı ve Sünni Müslüman bir imaj yerine dengeli bir bölgesel güç profili sergilemelidir."

 
     BUGÜN
Önceki ve Sonraki Yazılar