1. YAZARLAR

  2. Hadi Uluengin

  3. Ulusalcı Kompozitör
Hadi Uluengin

Hadi Uluengin

taraf
Yazarın Tüm Yazıları >

Ulusalcı Kompozitör

A+A-

İYİ-kötü klasik müzik düşkünü sayılırım. Dolayısıyla “TRT3”ü çok dinliyorum.

Birkaç ay var, program yapımcısı birazdan eseri çalınacak besteciyi tanıtmaya başladı.

Hangisinden bahsettiğini şimdi çıkartamıyorum ama Smetana, Bartok, Grieg gibi folklorik temaları da işlemiş kompozitörlerden biri olacak. Aniden kulaklarıma inanamadım.

Sunucu “ulusalcı akımın öncülerindendi” demez mi!

“Ulusalcı” ha, dondum kaldım!

***

HAYIR, öküz altında buzağı aramadığım ve komplo teorilerine itibar etmediğim için spikerin “ulusalcı” sözcüğünü dinleyiciyi şartlandırmak amacıyla kullandığını sanmıyorum.

Gerçi Goebels’in “propaganda yalnız ve yalnız tekrardır” ilkesi pekâlâ yukarıdaki varsayımı da geçerli kılabilir. Kelimeleri değiştirmek düşünceleri değiştirmenin anahtarıdır.

Kaldı ki Ergenekon sanığı “odacı”nın “klasik müzik devrimcidir” yutturmacasına kalkıştığı düşünülürse radyoda da aynı tür dezenformasyona başvurulduğu şüphesi doğabilir.

Yine de ihtimal vermiyorum. Umarım “ulusalcı” sıfatı “milliyetçi” yerine kullanıldı.

Eh, klasik Batı müziği akımı ülkemizde Cumhuriyet’le, dolayısıyla da “arı Türkçe”yle (!) bütünleştiğine göre ideolojik boyuta vâkıf olmayan sunucu sözcükleri harmanlayıverdi.

Vakıa şu da akla gelebilir: Aynı akımın eli bagetli zaptiyelerinden Hikmet Şimşek 28 Şubat generallerine yaslanarak “devrim vidası sıkmak gerekiyor” diye bağırmamış mıydı?

Veya piyanist Fazıl Say sabah akşam Jakoben tasalluta övgüler düzmüyor mu?

Bu takdirde klasik Batı musikisinin Türkiye’de “ulusalcı” damarla kan bağı iletişimi kurduğunu söylemek belki de o kadar yanlış olmayacak. Her neyse, sadede geleyim.

***

ÜŞENMESEM şu “ulusalcı” kelimesinin ne zaman ve hangi vesileyle “milliyetçi” sözcüğüne ikame ettirilmeye başlatıldığını araştıracağım. Ama her hâlükârda şundan eminim:

Tarihçesi taş çatlasa yirmi yıla uzanıyor. Artı, komünizmin çöküşüyle atbaşı gidiyor.

Ne zaman ki aslında zaten hep şoven içgüdüler barındırmış olan fakat milliyetçiliğin dinden arındırılmış veçhesine meylettiği için hem Türk-İslam Sentezi MHP ikilisine uzak duran, hem de evrensel değerlerin ırzına geçerek “sol” (!) diye piyasaya çıkan kesim artık hiçbir gelecek perspektifi olmadığını anladı, en faşizan ve en aşırı sağ söylemlerle zuhur etti.

Geleneksel milliyetçilikle farkı vurgulamak için de “ulusalcı” yaftasını seçti.

Sözkonusu akım bir nefret ve korku ideolojisidir! Artı, bir vasatlık ideolojisidir!

“Öteki”nden nefret etmektedir, çünkü bilinçaltında “öteki”nden ödü kopmaktadır.

Ve Türkiye’de böylesine totaliter ve otoriter ideolojilerin “müşterisi” (!) ibadullahtır!

***

ÖYLEDİR, zira kurucu efsaneler zaten bir yana Cumhuriyet’in inşası Sevr paranoyası yahut Düvel-i Muazzama kaygısı gibi travmaları kasten canlı tutmak ekseninde gerçekleşti.

Başka bir deyişle ulus-devlet yurttaşlarının “ben” kimliğini o “öteki” husumeti çerçevesinde oluşturdu. Bu şartlandırmada da asla küçümsenmeyecek bir başarı kazandı.

Dolayısıyla kendini “Atatürkçü” sayandan “Kemalist” diyene; Maoculuktan neo-Nazizme ve eski TKP’den onun kalpına geçene; mezhebi türkü çalandan Weber dinleyene, mümbit toprak çok geniş bir yelpazede “ulusalcı” devşirmeye imkân sağladı ve sağlıyor.

Ve onlar hiç yabana atılmayacak subaşlarını tuttukları içindir ki de kâh yalanla, kâh propagandayla, kâh dezenformasyonla kavramları bile tahrifata uğratmayı becerebildiler.

Nitekim yurtsever, hadi bilemediniz milliyetçi diye sıfatlandırılabilecek kompozitörler radyoda “ulusalcı” diye tanımlanıyor ve kimsede gık çıkmıyor. Oysa çıkması gerekiyor.

Kelimeleri değiştirmenin düşünceleri değiştirmede ilk aşama, ilk anahtar, ilk adım olduğunu bilemeyecek kadar vasat olamayız ve olmamalıyız!

hadiuluengin@taraf.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.