1. YAZARLAR

  2. Alper GÖRMÜŞ

  3. Uludere’deki ‘hakaret’in filmi...
Alper GÖRMÜŞ

Alper GÖRMÜŞ

Alper GÖRMÜŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

Uludere’deki ‘hakaret’in filmi...

A+A-

Ümit Kıvanç’ın “Roboski için bir film”ini, “Ağlama anne güzel yerdeyim”i izledim...

Vicdan ve vicdansızlık üzerine bir film bu: Katliamdan birkaç gün sonrasına rastlayan yılbaşı eğlencelerinin televizyon ekranlarından taşan seslerinin, Roboski’den ev içi görüntüleriyle mezarlık ziyareti görüntülerinin üzerine bindirildiği bölümler, kelimenin gerçek anlamıyla tahammülfersâ...

Bitişikte, “31 Aralık 2011 gecesinin utancı” başlıklı yazıda, o görüntüleri gözünüzde canlandırmaya çalıştım ve filmde onların üstüne bindirilmiş sesleri aktardım... Umarım o eğlencelerden birinde değildiniz, aksi takdirde okurken kendinizi çok kötü hissedeceksiniz...

Filmde, o görüntüleri, Başbakan Erdoğan’ın ağzından nasıl çıktığını hâlâ açıklayamadığım sözleri izliyor. İnsan bunlara art arda maruz kalınca, ağır bir dayak yemiş gibi oluyor...

Fakat sıra artık hayatta olmayan masum gençlerin annelerinin, babalarının, kardeşlerinin konuştukları bölüme gelince anlıyorsunuz ki, bu hiçbir şeymiş! Onlar çok daha farklı bir iz bırakıyorlar insanda; dayak ağrısından çok sızıya benzeyen bir şey, ama kolay kolay silinemeyecek bir sızı...

Ümit Kıvanç boşuna demiyor, “Buradan insanları otobüslere doldurup doldurup oraya götürmeli” diye...

“Bu bir cinayet, bu bir ihanet, bu bir hakaret”

Ölenlerin yakınlarının konuştuğu bölümde beni en çok, 23 yaşındaki Mehmet Ali Tosun’un babasıZeki Tosun’un bir cümlesi sarstı.

Zeki Tosun, önce “kader” dedi, sonradan vazgeçti ve düzeltti: “Bu bir cinayet, bu bir ihanet, bu bir hakaret...”

Mehmet Ali Tosun’un kullandığı “hakaret” kelimesi zaten dikkatimi çekmişti, fakat ondan hemen sonra konuşan 18 yaşındaki Salih Encü’nün annesi Emine Encü de aynı kelimeyi kullanınca, daha da dikkat kesildim: “Günahsızdı bu çocuklar, onlara yapılan hakarettir...”

Ümit’e telefon ettim, tabii onun da dikkatini çekmişti, hatta, “başka kullananlar da vardı ama, onları almamışım” dedi.

Başta Başbakan olmak üzere, Uludere’de öldürülen 34 insanın ardından o tuhaf lafları edenler, bu hakaret algısı üzerinde uzun uzun düşünmeliler.

Benim anladığım kadarıyla o anneler, o babalar çocuklarının bedenlerini ortadan kaldıran bombalardan ziyade, çocuklarının ruhlarını muazzep ettiğini düşündükleri o sözler nedeniyle Uludere’yi, katliam ya da cinayetin yanı sıra “hakaret” olarak (da) algılıyorlar.

Bir de “kader” dememek meselesi var... Bu açıdan bu filmi öncelikle AK Partililerin “Başbakan da haklı” diyen kesimi izlemeli... İzlerlerse mutlaka fark edeceklerdir ama ben yine de dikkatlerini çekeyim... Her evin duvarlarındaki Kur’anlardan da, ailelerin konuşmalarından da anlaşılabileceği gibi dindar aileler bunlar, fakat hiçbiri “kader” demiyor yaşadıklarına...

Bu insanların yaşadıkları şeyin korkunçluğunu bundan daha iyi ne anlatabilir?

Bu insanlar, yaşadıkları şeyin hiçbir şeye benzemediğini bu ülkenin dindarlarına başka nasıl anlatabilirler?

Ümit Kıvanç’ın benzersiz filmini mutlaka izleyin: www.roboskifilmi.net

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.