1. YAZARLAR

  2. Müfid YÜKSEL

  3. Uludere ve yansımaları
Müfid YÜKSEL

Müfid YÜKSEL

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Uludere ve yansımaları

A+A-

Geçen yıl Uludere'de vukubulan ve 34 insanın bombardıman sonucu hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan olay bugüne kadar tartışlageldiği gibi son günlerde içişleri bakanı İdris Naim Şahin'in verdiği demeçlerle yeni bir boyut kazandı.

Uludere olayında askeri kanadın sorumluluğu olduğu yadsınamaz. Üstelik hassas bir bölgede ve hassas bir dönemde böyle bir olayın vukubulması temel insan hakları ve adalet açısından olduğu gibi siyasal açıdan da ciddi kriz oluşturan bir olay...

Olayın ,önceki başka hadiselerde olduğu gibi, PKK ve uzantılarınca istismar edildiği, edilmekte olduğu zaten ortada. Onlardan bundan başka bir davranış da pek beklenemez. Ancak, olayın gerek oluş şekli, zamanlaması gerekse sonucu derin bir yaraya yol açtığı da bir gerçek. Bu anlamda olabildiğince yaraların sarılmasına çalışılması, adaletin yerini bulumasının sağlanması hayati derecede önemlidir. Bu açıdan verilen demeçlerde de aynı hassasiyetin titizlıkle gösterilmesi icab etmektedir.

Uludere olayında, hükümete karşı ciddi bir provokasyonun olduğu izlenimi ağırlık kazanmaktadır. Olayın kaçakçılık boyutu böyle bir bombardımanı haklı kılacak bir gerekçe olarak öne sürülemez. Türkiye'de bu hadiseler yeni yaşanmamaktadır. Tek-parti döneminden beri adeta tekrarlanan olaylardır. Mustafa Muğlalı hadisesi bile tek başına geçmişteki benzer bir örnek olarak karşımızdadır.

Kürt sorununun bölgesel hassasiyet gösterdiği bir ortamda bu tür tecrübeler de ortadayken, bu olayın askeri kanat içindeki sorumlularının yargı önüne çıkarılması talebi en tabii haktır. Nitekim daha önce DP iktidarında General Mustafa Muğlalı 33 kişinin bigayr-i hakkın öldürülmesi olayından mes'ul olarak hapse atılıp yargılanmıştı. Olayın PKK ve benzeri oluşumlarca istismar edilmesi ile askeri sorumluların yargı önüne çıkarılması talebi birbirinden ayrı tutulmalıdır.

Bombardımanda hayatını kaybedenlerin kaçakçılık yapıyor olmaları da bu yargı talebini geçersiz kılamaz. Kaldıki, bölgede, mutfak eşyaları, hayvan alım satımı, mazot kaçakçılığı gibi olaylar tüm İran_ırak'la olan sınır bölgelerinde neredeyse olağan bir durum haline gelmiştir. Sadece o köylere mahsus bir olay değildir. Hayatını kaybedenlerin bulunduğu köyün korucu köyü olması da gözönüne alındığında yörenin terör gruplarının geçiş alanı olmadığını göstermesi açısından önemlidir. Ayrıca, hiçbir kaçakçılık olayının cezası da ölüm değildir. Özellikle Türkiye gibi idam cezasının kaldırılmış olduğu bir ülkede...Bazı söylem ve demeçlerle Müslüman halk rencide edilmemelidir.

Kürt sorunun barışçı bir biçimde çözülmesi için, bu konuda toplumsal ve siyasal kırılmalara meydan vermeyecek şekilde bir tutum sergilenmesi elzemdir. PKK ve yandaşlarının Kürt sorununun çıkmaza girmesi konusunda, açılımları baltalama yönünde gösterdikleri çabalar bilinmektedir. Türkiye'de merkezi idarenin, hiçbir siyasi iradenin bölgeden çekilmeye, ric'at etmeye, bölgede toplumsal ve siyasal alanı, dahası kürtleri, PKK ve uzantılarına terk etmeye, teslim etmeye hakkı yoktur. PKK ve uzantılarının bölgede çok daha söz sahibi olmasına, güç kazanmasına yol açacak, buna zemin hazırlayacak politikalar kimsenin yararına olmaz. Uzun vadede onulmaz yaralara, derin bölgesel, toplumsal çatlaklara, uçurumlara yol açar.

Orta Anadolu ve Batı bölgelerinde MHP gibi partilerin tabanına yönelik bu tarz bir politika sergilenme amacı taşıyorsa bunun da zemini zaten kalmamıştır. 2010, 12 Eylül referandumunda Orta Anadolu'da MHP' gibi partilerin tabanı olduğu varsayılan yörelerde büyük oranda evet oyu çıkmıştır. Üstelik o dönemde MHP'nin referandum sürecinde neredeyse bütünüyle, adeta kürt sorunu endeksli hayır propagandasına rağmen bu bölgelerde çıkan yüksek orandaki evet oyları doğru bir biçimde okunmalıdır. Bu tutumla Orta Anadolu insanı, Kürt sorununun barışçı bir biçimde çözülmesi ve açılım süreci için siyasi iradeye açık çek vermiştir. Bu, Orta Anadolu insanının halklar arasında, özellikle Müslüman halk içerisinde kesinlikle etnik bir kavga ve çatışma istemediğini göstermesi açısından da önemlidir . Bu aynı zamanda siyasi iradenin kürt sorunun çözümünde elini rahatlatıp güçlendiren önemli bir faktördür.

Tüm bu çerçevede, Uludere olayı örneğinde olduğu gibi Kürt sorununun tüm boyutlarında daha uzun vadeli, somut, toplumsal ve bireysel huzur ve barış ortamının devamına zemin hazırlayacak sağlıklı politikalara, söylemlere dahası, ülkeyi, bölgeyi ve Ortadoğu-İslâm dünyasını barış içinde tutacak yeni bir anayasaya ihtiyaç vardır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.