1. YAZARLAR

  2. Yaşar ÖZKAN

  3. ÜÇÜNCÜ ÖĞRETMEN (ĒHMEDÊ XANÎ)4
Yaşar ÖZKAN

Yaşar ÖZKAN

Yazarın Tüm Yazıları >

ÜÇÜNCÜ ÖĞRETMEN (ĒHMEDÊ XANÎ)4

A+A-

 

 

   Ademoğlu dünyaya geldiğinden beri bir  

      mücadele sahasında kendisini buldu.

 

Bu îyiliklle kötülük, aydınlıkla karanlığın savaşıdır. Hz Adem'in oğlu Kabil'in, kardeşi Habil'in ilk kanını dökmesiyle beraber kıyamete kadar sürecek amansız bir savaş. Halbuki Allah, ademoğlunu yeryüzüne barış ve huzuru korumak, sevgi ve kardeşliği yaymak, orayı inşa ve ihya etmek üzere göndermişti. Tabi bu o kadar kolay olmayacaktı. Îhtiraslarına yenik düşmüş, karanlık ruhlu kişiler, insanların böyle bir yaşam sürmelerine müsade etmeyeceklerdi. Fakat hayatın diyalektiği gereği, mücevherin meydana çıkması için, cevher ile cürufun ayıklanması lazımdı bir yerde. İmtihan bunu gerektirir.

 

Tarihin belli safhalarında, hak ve hakikatin kaybolduğu, zayıfladığı yer ve zamanlarda, Allah sonsuz merhametiyle insanoğlunu tek başına bırakmamıştır. Peygamberler göndererek, hakikate sarılmak isteyenlerin ellerine bir yol haritası vermiştir. Ancak, din-düşünce ekseni kaymış, kendi iktidar pozisyonlarını korumakla, güçlerinin ve çıkarlarının elden çıkmaması için, gerekirse Allah'ın dinini tevil ederek, kendi işlerine geldiği gibi davranmış ve bunu da Allah'ın dini diye insanlara yutturmaya gayret etmişlerdir.

 

Însan tekammül ederek iyiliği aydınlığa, kötülüğü karanlığa benzeterek değişik tanrılar üretmiştir. Ahura Mazda ile Hürmüz(Güneş) iyilik tanrısı, Angra Mainyu (Ehrimen) kötülük tanrısı tez-antitez ikilisinde kuvvetler denk kılınmıştır. Avesta din kitabı, Zerdeşt peygamber önderliğinde dile getirilmiştir. Mısır'daki firavunların belli dönemlerinde, Aton'a (tek tanrıya) tapan Akeneton, Hz Yusuf'la birlikte ezenle ezilenleri ekonomik, sosyal-siyasal ve kültürel boyutta aynı seviyeye getirmiştir. Hz Musa, kutsal Tur Vadisinden Allah'tan "On Emir"olan levhayı, o zamana kadar köle olan ibranilere Yahova'nın emirlerini yerine getirerek, Tevrat kitabı ile önderlik bahşetmiştir.

 

Yukarıda da açıklamaya çalıştığım gibi zamanla Allah'ın dinini, kendi heva ve heveslerine karıştırarak bir şirk dini peydahlayan insanlar hep olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. Kur'an Hz Muhammed'in önderliğinde bu düzene bir son vermiş, onu ve sünnetini takip edenler olduğu gibi, getirmiş olduğu bu hakikati sulandırmaya, unutturup üzerini örtmeye gayret edenler de olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. Önceki peygamberlere gelen kitabi (teoloji) hakikat yazılı orjinaliğininin çoğunluğu tahrif edilmiş veya kaybettirilmiştir. Son peygamberden sonra Kur'an-i hakikat, cihanşumul ve evrensel anlamda orjinalilliğini kaybetmeden hakikakat arayıcılarına her daim rehberlik edecek durumdadır. Yeter ki bu hakikati, sağa sola bükmeden, işlerine geldiği gibi değil, olduğu gibi hayatlarına aktaran yüce gönüller bulunsun.

 

Sokretes'in öğrencisi Aristo ve antik çağ felsefesi, islam sonrası düşünürlerini de etkilemiş, Platon-Aristo uzlaşmacılığından "Meşailik", Platon-tasavvuf sentezinden de "Îşrakiyye" ekolleri doğmuştur. Meşailik okulunun büyük düşünürleri, Aristo'ya "ilk öğretmen" lakabını vermişlerdir. Farabi de onun en büyük takipçisi olduğu için, Müslüman bilgin filozoflar da ona "Îkinci Öğretmen" demişlerdir. Yüce gönüllü Xanî'de kendi zamanının sosyal-siyasal ve kültürel çelişkilerini anlamaya ve çözmeye çabaladığı ve "Îşrak" ekolülünün takipçisi olduğu için, bölgede yaşayan aydın ve düşünürler ona da "üçüncü öğretmen" demişlerdir.

 

Usta tasarımcı Xanî, Platon'unun "aklın adeleti bilgeliktir, yüreğin adaleti cesarettir, duyguların adaleti ölçülü olmaktır" üçlemesi ile "erdemin ölçüsü adalettir" deyişini ele alır. Ancak Platon'un devlet tezindeki, sınıfları muhafaza etmek, otoriteyi, gücü, adliyeyi, üretimi, hizmet etmeyi ayrı ayrı sınıflara (köle, parya) vererek bir sınıftan bir diğerine geçişi yasaklayarak sağlanabilinir" öngörüsünü eleştirerek"erdemli büýüğüm Platon! Adaleti otoritede kast şeklinde sınıflarda sağlaman yetmez" Otoriteye ne kadar adalet halka da o kadar adalet" diyordu. (ÜÇÜNCÜ ÖĞRETMEN XANÎ:H.Mem)

 

Farabi'nin "Erdemli toplum, erdemli şehirde ortaya çıkar" deyişine destek sağlarcasına, Botan-Bazit şehrinde, geleceğin medeni toplumu-medeni şehri nasıl kurulur ipuçlarını burada görmekteyiz. Îbn-i Rüşt de devletle insan ruhu arasında paralellikler kurarak, kişinin erdemli olabilmesi için, yönetimin hikmete dayalı olması gerektiğini belirtir. Devletin asıl görevinin vatandaşlar arasında erdemin yaygınlaşmasını sağlamaktır.

 

Xanî, hem kendi çağdaşlarına hem de gelecek kuşaklara rehberlik yaparak, Allah-insan, toplum-birey, insan-doğa ilişkisinin nasıl olması gerektiği sorusuna, tarih-ecdat ve geçmişinden ders çıkartırcasına özellikle devlet-toplum ilişkisine o çağda yeni bir boyut getirmiştir. Karanlığın yerine aydınlığın, kin ve nefretin yerine sevginin, zulmün yerine hak ve adaletin olması gerektiğini, erdem ve faziletin başta devlette sonra toplum ve bireylerde olması gerektiğini, ilmini ve kalemini bu yolda harcayarak şaheserlerine yansıtmıştır. Böylelikle tarihe de bir iz bırakmıştır. Bıraktığı bu silinmez iz ile gelecek tüm uygarlıklara ışık olmaya devam edecektir.

 

     

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum