1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Türkiye'nin basın özgürlüğü tartışmaları...
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Karar
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye'nin basın özgürlüğü tartışmaları...

A+A-

Özgürlük meselesinin 'araçsallaşması' ya da 'araçsallaştırılması' her zaman rahatsız edicidir.

Basın özgürlüğü açısından Türkiye ve Batı arasındaki son gidiş gelişlerin de böyle bir yönü var.

Önce teslim edelim:

Basın özgürlüğü konusunda her zaman sorunlu, baskının, işten atmalaların mevsimsel zirveler yaptığı bir ülke olduk.

Son dönemde bu sorunlar iyice arttı.

Terör yasası, siyaset, okur ve patron baskısını tahrik eden siyasi kutuplaşma, AK Parti'nin özerklik fikriyle kavgalı siyaset tarzı, başbakanın bu çerçevede doğal gördüğü müdahaleci tavrı, basına yönelik iktidar çıkışlarının estirdiği rüzgarlar ve sonuçları, son aylarda cemaatin ortaya döktüğü halı altındaki kirlerin bu açıdan iyice görünür hale gelmesi, hepsi, ortada.

Bununla birlikte Batı yakasındaki Türkiye'ye ilişkin basın özgürlüğü imajı ve vurgusu bu tablonun çok ilerisinde.

Freedom House'un son raporu ve zaman zaman tebessüm ettiren Türkiye tespitleri buna açık örnek.

Rapora göre Avrupa'nın 'özgür olmayan' tek ülkesi Türkiye. Sıralamada Türkiye, Bangladeş, Endonezya, Moğolistan, Uganda, Kenya, Tanzanya, Lübnan, Tunus, Cezayir, Kuveyt'in gerisinde.

Sonuç eğer buysa, kullanılan kriterler, metodoloji ne olursa olsun, bu tasnif önemli bir araçsallaşma dozu taşıyor demektir.

ABD gezisi sonrası yaptığımız tespitin tekrar önümüze gelmesi diyelim:

ABD'de Türkiye'ye ilişkin olumsuz kanaat, esasen AK Parti'nin Arap ve İsrail politikalarıyla ilgili olduğu halde, sorunun basın özgürlüğüne ve Batı karşıtlığına transfer edilmesi nasıl tipik bir araçsallaşma örneği ise, Freedom House raporu da yaptığı düz korelasyonlarla öyle bir ton taşıyor.

Sorunlu diğer bir nokta, şüphe yok ki, Türkiye'nin basın özgürlüğü düzeyini tartışırken bu raporu veri alması, dahası bu raporu iç siyasi tartışmalarda ve kutuplaşmalarda araçsallaştırması. Ve bu yapılırken doğal olarak sorunun, Freedom House raporunun bile yapmadığı şekilde sadece, 'basın-siyasi iktidar ilişkileri'ne indirgenmesi...

Türkiye'de basının genel yapısına baktığımız zaman ortada bir tür çok seslilik görürsünüz.

Daha ilk bakışta her çıplak göz dört grup görür:

Yayın politikalarıyla iktidara yakın duran, Yeni Şafak, Sabah, Star, Akşam gibi gazeteler, iktidarla yeminli bir savaş içinde olan Sözcü, Aydınlık, Cumhuriyet gibi diğerleri, son dönemde siyasi iktidarla bir ölüm kalım kavgasına girişmiş Zaman, Bugün gibi cemaat yayın organları, en nihayet Milliyet, Hürriyet gibi yayın politikaları ortada, ama siyasi iktidara mesafeli bir diğer grup.

Herkesin kendisine yer bulacağı bir 'çokluk' hali...

Bu 'çokluk hali' Türk basın sektörü tanımlanırken sıkça gözden kaçırılır.

Ancak yine teslim edelim:

Basın özgürlüğü ve gazetecinin mesleki faaliyeti açısından sorun burada değildir.

Sorun çoklukta değil, çoğulculuktadır.

Çokluğun varlığında değil, çoğulculuğun yokluğundadır.

Bu grupların her biri, her bir gazete, her bir yayın organı kendi içinde tek seslidir. Bir iki istisna ya da bir iki zorlama durum dışında yayın politikası dışında duran yazar dahi barınmamaktadır. Muhabiri ise iyice etkisizleştirmektedir. Birinin işten çıkardığı, diğer tarafta yer bulmaktadır.

Hürriyet'te de durum budur, Akşam Gazetesi'nde de...

Bu tablonun siyasi iktidar ya da onun estirdiği iklim kadar, bizzat gazete patronlarıyla, onların siyasi tercihleriyle ilişkisi olmadığı söylenebilir mi?

Bu sadece belli bir kesimden gelen ya da yeni tabir edilen patron tipiyle sınırlanabilir mi?

Bu görüntü Türkiye'deki basının baskın, iktidar kuran, iktidar deviren bir siyasi aktör gibi davranmasından bağımsız ele alınabilir mi?

En nihayet 'çoklukla sınırlı özgürlük' büyük bir sınıfsal altüst oluş yaşayan, kutuplaşmış bir ülkenin toplumsal ve siyasi koşullarının doğrudan sonuçlarından birisi değil midir?

Gözünü siyasi iktidar ve başbakan öfkesi bürümüş, her şeyi kişiden hareketle açıklayan okuma, iddialar, araçsallaştırmalar dışarıdan mi içeri, içeriden mi dışarı sirayet ediyor, bilemem, ama ikisi de yeteri kadar anlamlı ve akıllı değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.