1. YAZARLAR

  2. Altan TAN

  3. Türkiyeli Araplar
Altan TAN

Altan TAN

Altan TAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiyeli Araplar

A+A-

Hemen herkesin diline doladığı Türkler, Kürtler, Lazlar, Gürcüler, Boşnaklar, Arnavutlar… sıralamasında her nedense Araplar pek fazla dillendirilmez.

 

Halbuki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ciddi bir Arap nüfus var.

 

Türkiyeli Araplar, başta Hatay, Mersin, Adana, Mardin, Siirt ve Urfa olmak üzere birçok şehirde toplu olarak yaşıyorlar.

 

Batman’ın Sason, Hasankeyf ve Gercüş; Muş’un Hasköy, Bitlis’in Motki ilçe ve köylerinde de azımsanmayacak sayıda Arap var.

 

Toplam sayıları metropollere göç edenlerle birlikte üç milyon civarında tahmin ediliyor.

 

Çerkezler, Boşnaklar, Arnavutlar, Gürcüler… gibi son birkaç yüzyılda göç etmiş değiller.

 

Büyük bir kısmının bölgeye yerleşimi İslam Fütühatı’na; Mardin’deki TAYY, CUBURİ ve MAHALLEMİ gibi Aşiretlerin bölgeye yerleşmeleri ise İslam öncesi döneme kadar uzanıyor.

 

Nereden bakarsanız bakın çok ciddi bir tarihi geçmişleri ve kültürleri var.

 

Konuştukları Arapça lehçeler de, şehirli ve köylü Arapların gelenek ve görenekleri de farklılıklar gösteriyor.

 

Özellikle Mardin şehir merkezinde yaşayan Arapların yemekten, müziğe; giyim kuşamdan, oturup kalkmaya kadar çok rafine bir şehir kültürleri var.

 

Siirt, Hasankeyf, Mardin şehir merkezi, Midyat-Estel, Mardin Ovas’ında Tatlar ve Urfa Harran’daki Arapların her biri farklı farklı lehçeleri kullanıyor.

 

Antakya, İskenderun, Adana ve Mersin’de konuşulan lehçe ise Suriye’ye çok yakın.

 

Türkiye’deki Arapları çok yakından tanıyorum.

 

Mardin ve Midyat’ta şehirlileşen, köyden şehir merkezine göç eden yüzlerce Kürt aile gibi benim ailemin de önemli bir kısmı Arapça konuşuyor.

 

Benim Araplar ve Arapça ile ilgim babaannemle başladı.

 

Babaannemin anadili Arapçaydı.

 

Arapçanın yanında Kürtçe’de biliyordu.

 

Başlangıçta ikimizde birbirimizin dilini anlamıyorduk.

 

Ben Onunla Türkçe konuşuyordum, O benimle Arapça.

 

Geçen yıllar içinde ben O’na Türkçe öğrettim, O bana Arapça.

 

Şarkılar, türküler, hikâyeler, masallar her şey iki dildeydi.

 

Beş oğlundan olan ilk erkek torunuydum.

 

Annesi Türk ve anadili Türkçe olan küçücük bir çocuğun onu kucağından ve koynundan indirmeyen, gittiği her yere birlikte götüren; Arapça konuşan bir babaanne ile muhabbet ve tutku dolu serüvenini ayrıca yazmam gerekir.

 

Geçen Pazar 27 Şubat 2011 günü, EKOPOLİTİK’in düzenlediği Kürt Sorunu ile ilgili bir Çalıştay nedeni ile aralarında Murat Belge, Yasin Aktay, Cevat Öneş ile Siirtli akademisyen ve bürokratların da bulunduğu çok sayıda kişiyle birlikte Siirt’teydik.

 

Siirt, Araplarla Kürtlerin bir arada yaşadıkları bir şehir.

 

Geçmişte neredeyse tamamı Arapça konuşan şehirde, son yıllardaki köy boşaltmalar ve göçler nedeniyle Kürtler üçte iki bir çoğunluğa ulaşmış durumdalar.

 

Toplantıda geçmişten günümüze Arap-Kürt ilişkileri de konuşuldu.

 

Yine geçmişte şehirli Arapların köylü Kürtlere yaptıkları haksızlıklar ve olumsuz davranışlardan dolayı Arap bir konuşmacı ailesi adına özür diledi.

 

Bazı örnekler salonu kahkahalara boğdu.

 

Bunların hepsi güzel ve olumlu şeyler.

 

Ancak, bölgede başka gelişmeler de var.

 

Geçmiş yıllarda Anap, Doğruyol ve CHP gibi partilere oy vermiş Arapların büyük bir çoğunluğu AKP’ye, Kürtlerin büyük bir çoğunluğu ise BDP’ye yönelmiş durumda.

 

Arapların AKP’ye yönelmelerindeki en önemli etken Kürtlerin kimlik talepleri ile ilgili, siyasi talepleri ile ilgili aralarına ‘mesafe’ koymaları.

 

Ortada irdelenmesi, araştırılması gereken çok önemli bir nokta var.

 

Bölgedeki Araplar hiçbir zaman kendi etnik kimlikleri ile ilgili bir talepte bulunmadılar.

 

Arapça Ortadoğu’nun en kadim, en geniş ve en güçlü dili.

 

Müziği ve edebiyatı muhteşem.

 

Mardin, Siirt ve Urfa’daki Araplar içinden Arapça anadille eğitim, TV, Radyo yayını gibi talepler dile getiren çıkmadı.

 

Her zaman devlete, daha doğrusu resmi ideolojiye yakın ve İsmet İnönü’nün 1935’te hazırladığı raporda da altını çizdiği gibi ‘TÜRKLÜĞE HEVESLİ’ durdular.

 

Fonetiklerindeki ağır gırtlağa rağmen Türkçeyi çok nazik konuşmaya çalıştılar.

 

‘Bakınız’ kelimesini telaffuz ederlerken K harfini Siirt’te de söylediğim gibi ‘dokuz’ defa incelterek söylemeye çalıştılar.

 

‘Canlarının istediğini yapabilirler, sen psikolog musun, savcı mısın?’

diyebilirsiniz.

 

Haklısınız!

 

Benim altını çizmek istediğim konu başka.

 

Bölgedeki Arapların kendi kimlik haklarını talep edip etmemeleri kendi bilecekleri bir iş.

 

Ancak Kürtlerin Kimlik mücadelelerinden rahatsız olmamaları ve karşı bir siyasi duruş sergilememeleri lazım.

 

Bana kalırsa dünyanın en muhteşem dillerinden biri olan ve yine bana göre Kürtçeden de, Türkçeden de çok daha güçlü bir dil olan Arapça’ya ve Arap kimliğine sahip çıkmaları;

 

Kürt kardeşleri ile birlikte demokrasi mücadelesi vererek kazanımlar elde etmeleri çok daha doğru bir davranış olur.

 

Tabii ki buna kendileri karar verecek, ben değil.

 

Tüm Arap kardeşlerime ve atasözlerinden, deyimlerine; dualarından, beddualarına; argosundan, tekerlemelerine kadar büyük bir zevkle konuştuğum Arapça’ya binlerce selam.

ozgundurus

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.