1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. Türkeş depremi ve Ak Partili bakanların seçimi
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkeş depremi ve Ak Partili bakanların seçimi

A+A-

Gözler Deniz Baykal'a çevrilmişti ama sürpriz Tuğrul Türkeş'ten geldi.
Tuğrul Türkeş, Devlet Bahçeli'nin çizgisini değil, babası Alparslan Türkeş'in yolunu takip etti.
Alparslan Türkeş, siyasi kriz anlarında uzlaşmacı kişiliğiyle ön plana çıkardı. Tansu Çiller'in başbakanlığı döneminde Cumhurbaşkanı Demirel ile aralarında çıkan sorunlarda Alparslan Türkeş devreye girer, Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında mekik diplomasisi yürütürdü.

Türkeş sert bir askerdi. Ama MC hükümetlerinin kuruluşundan bu yana siyasette hep uzlaşmacı kimliği ile ön plana çıkmıştı. Bahçeli ne kadar kriz çıkaran bir liderse, Türkeş o denli kriz çözücüydü.
MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 7 Haziran'dan bu yana tüm uzlaşmalara kapılarını kapatması, koalisyon önerilerini keskin bir dille reddetmesi MHP tabanında da rahatsızlığa yol açmıştı. PKK ile mücadelenin sürdüğü bir sırada biz AK Parti ile ortak hükümette neden yer almıyoruz soruları sorulmaya başlamıştı. Milliyetçi camiada MHP iktidar olmak istemiyor mu sorusu dillendirilmeye başlamıştı.

Bahçeli'nin uzlaşmaz tavrı nedeniyle MHP'nin oylarında bir gerileme söz konusuydu. Şehit cenazeleri gelene dek…
Tuğrul Türkeş MHP'de sıradan bir isim değil. MHP'nin kurucu lideri Başbuğ Alparslan Türkeş'in oğlu. MHP açısından simge bir isim olmasına rağmen hükümette yer alacağını açıkladığı andan itibaren MHP'den ihraç süreci başlatıldı. MHP Genel Başkan yardımcısı Semih Yalçın, ”Tuğrul Türkeş istifasını genel merkeze göndersin yoksa kendisini ihraç edeceğiz” dedi. MHP'den sadece bir milletvekili ihraç edilmez Tuğrul Türkeş'le birlikte Başbuğ Alparslan Türkeş'in misyonu da ihraç edilmiş olur. MHP bu kafa ile bu yanlışı yapacak ve Türkeş misyonunu partiden ihraç edecek.

Eğer Bahçeli'nin bu keskin tavrı olmasa bugün MHP'li bir Meclis Başkanımız ve AK Parti-MHP koalisyonu ile yönetilen bir Türkiye olabilirdi. Meral Akşener'in ismi dillendirildiği için bırakın Meclis Başkanlığı'na aday göstermeyi daha önce yaptığı Meclis Başkanvekilliği'ne aday göstermedi. MHP'den Meclis Başkanı çıkmasına, MHP'nin hükümet ortağı olmasına, MHP'li bakanların olmasını engelleyen bir MHP Genel Başkanı olur mu? Sistematik olarak hayır diyen sistematik olarak MHP'lilerin rol üstlenmesine engel olan bir Bahçeli. Bu ne kadar sürdürülebilir. Keskin sirke küpüne zarar misali sonunda MHP testisi de çatladı. MHP'de milletvekilleri üzerinde öylesine bir ağır psikolojik baskı oluşturuldu ki, Ahmet Kenan Tanrıkulu gibi devlet adamlığı kumaşı sağlam bir isim dahi, bakanlık teklifini reddetmekle yetinmedi, Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa etme durumunda kaldı.

Bugün HDP'nin seçim hükümetinde yer almasının müsebbibi Devlet Bahçeli değil mi? “Mister no Bahçeli” tüm çözüm yollarını tıkadı, Türkiye'yi seçim hükümetine ve HDP'nin kabinede yer aldığı bir modele mecbur bıraktı.

CHP ve MHP seçim hükümetine girmeyi reddetmese, iki Başbakan yardımcılığı bu partilere verilecekti. Deniz Baykal ve Tuğrul Türkeş Başbakan yardımcısı olarak kabinede yer alacaktı. Bu durumda Tuğrul Türkeş'e Başbakan Yardımcılığı gözüküyor.
Tuğrul Türkeş bu kararıyla siyasetin kimyasını değiştirdi. Denklemleri alt üst etti. Alparslan Türkeş'in oğlunun “Başbakan Yardımcısı” olarak HDP'lilerle ortak kabinede yer aldığı bir hükümeti kimse şu andan itibaren AK Parti-HDP koalisyonu olarak gösteremez. Tüm seçim stratejisini bunun üzerine kuran Bahçeli, biraz zorlanacak gibi gözüküyor.
Başbakan Davutoğlu'nun seçim hükümeti hamlesine gelince. Davutoğlu, Bahçeli ve Kılıçdaroğlu ile yapamadığını geçici hükümetle yapmaya çalıştı.

AK Parti, MHP ya da CHP ile koalisyon kursa kabinede yer alması beklenen isimlere bakanlık önerdi.
Hepsi partisinde özgül ağırlığı olan isimler. CHP'de İsmet İnönü'nün torunu Gülsün Bilgehan Toker, DSP ve CHP'de önemli görevler üstlenmiş Erdoğan Toprak, DYP ve ANAP gibi merkez sağ partilerde yer almış, ekonomist İlhan Kesici ve CHP'nin bir önceki Genel Başkanı Deniz Baykal. 28 Şubat'ın sembol isimlerinden, yiğit-demokrat ve yürekli bir kadın olan merkez sağ siyasetin sembol isimlerinden Meral Akşener'in, Başbuğ Türkeş misyonunun temsilcisi Tuğrul Türkeş'in, devlet adamı Ahmet Kenan Tanrıkulu'nun yer aldığı bir hükümet Türkiye açısından başlı başına bir “Barış misyonu” olurdu.

Bakanlık önerilen HDP'li isimlere gelince. Gezi'den bu yana Türkiye'de fay hatları derinleşiyor. İç barışımız her şeyden değerli bir hale geldi. Bir süredir yabancı misyon şefleri, Türkiye'nin iç savaş eşiğine yaklaşan bir ülke olduğu tezini işlemeye başladı. Böylesine kritik bir eşikte Alevi iki bakanın kabinede yer alması iç barışımız açısından yerinde bir tercih. Müslüm Doğan ve Ali Haydar Konca'nın hangi bakanlıklara getirilmesinden ziyade, iç barışımız açısından taşıdıkları misyon önemli.

Başbakan Davutoğlu hükümeti oluştururken, “Ehliyet, liyakat ve uyum”u esas alacağını açıklamıştı. Bakanların seçiminde etnik köken ya da mezhebi aidiyet esas alınmadı ama Başbakan'ın Alevi bakana önyargılı olmadığı da ortaya çıktı. Çankaya'da Alevi dedelerini ağırlayan, Tunceli'de cemevini ziyaret eden, Alevilere,”İçinizden birini seçin başbakan danışmanı olarak atayayım” diyen bir Başbakan Ahmet Davutoğlu. Bunu siyasi çıkar için değil, Türkiye Cumhuriyet Başbakanı olduğu için yapıyor. İç barışım açısından da gerekli. Davutoğlu kabinesine Alevi iki bakanı alan bir Başbakan olarak tarihe geçecek.
HDP'li isimlerin seçilmesinde PKK'yı çağrıştıracak isimlerden uzak durularak, “Türkiye ortalaması”nın esas alındığı dikkati çekiyor.

Muhalefet cephesine baktık. Peki AK Partili bakanlar nasıl seçilecek? Üç dönemliklerin yeni kabinede yer almayacağı netleşti. AK Parti'ye 11 bakan düşüyor ama üç dönemlikler çıktığında geriye 13 bakanlık kalıyor. Bu durumda birkaç ismin kabine dışı kalması, bir iki ismin ise hükümete girmesi sürpriz sayılmamalı.

Başbakan, AK Partili bakanlara da teklifi yazılı olarak yapacak. Muhalefetten boşalan yerler için bakanlık müsteşarları ile bakan yardımcılarının ismi geçiyor ama dışarıdan bir iki isim için zihin jimnastiği yapıldığını da paylaşmak isterim.
Hükümetin kuruluşu için, ”Hayırlı Cuma” ile hayırlı bir başlangıç yapılmak isteniyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.