1. YAZARLAR

  2. Hilâl Kaplan

  3. Tunus, Kemalizm'le yüzleşecek mi?
Hilâl Kaplan

Hilâl Kaplan

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Tunus, Kemalizm'le yüzleşecek mi?

A+A-

 

Üç yüzyıl boyunca Osmanlı egemenliği altında, siyasî özerkliğe sahip olarak yaşamış olan Tunus, 1881'den 1956'ya kadar Fransa'nın sömürgesi olur. Bağımsızlık yanlılarının direnişi hız kazanınca, Fransa, çareyi seküler-milliyetçi Yeni Düstur Partisi lideri Habib Burgiba'yla anlaşıp ülkeyi 'emin eller'e teslim etmekte bulur.

Gerçekten de Burgiba, Fransız sömürge düzeninin yapabileceklerinin çok ötesinde işler 'başaracaktır'. Müslüman vakıflarına el koyar, 'tevhidi tedrisat' kanunu sayesinde eğitimi tektipleştirir ve merkezîleştirir, Şer'î mahkemeleri kaldırıp yargıyı tek elde toplar, dinî hareketleri kriminalleştirir, muhalifleri sindirir. Burgiba'nın beslendiği iki tarihî örnek varsa, bunların birisi Fransız Devrimi ve sonrasıdır; ikincisiyse 'Atatürk devrimleri'dir. Kendisinin, Mustafa Kemal hakkındaki ünlü sözlerinden birisini bu vesileyle hatırlatalım: 'Arapların Halid bin Velid'i gitti, Türklerin Halid bin Velid'i geldi.'

Yukardaki alıntıdan anlaşılacağı üzere, Burgiba kendi politik söylem ve fiilleri için de dine sıklıkla vurgu yapan birisi. Anayasaya 'Devletin dini İslâm'dır' maddesini koyan da aynı insan, bir Ramazan günü vatandaşın karşısına çıkıp su içtikten sonra, orucun çalışma potansiyeline engel olduğu gerekçesiyle halkı oruç tutmamaya teşvik eden de aynı insan. Fransa'nın Tunus'u neden 'emin eller'e teslim ettiği biraz daha net anlaşılmıştır sanırım.

Burgiba, 1987'de koltuğunu, Zeynel bin Abidin Ali'ye, yani Tunus devrimiyle alaşağı edilecek olan son diktatöre bırakmak zorunda kalır. Halk arasında 'ZABA' olarak anılan Abidin Ali döneminde, insan hakları ihlalleri, dini özgürlüklerin engellenme, siyasi muhaliflere baskı ve basın özgürlüğünün kısıtlama politikaları aynen devam eder. Ve ZABA, geçtiğimiz sene, ılık bir Ocak günü, ezdiği halk tarafından devrilir.

Tunus, şimdi bu tarihî bagajla beraber, devrimi taçlandıracak yeni bir anayasa yapma telaşında. En çok oyu alan ve Müslüman temsili olan Nahda, milliyetçi-mukaddesatçı CPR ve sosyal-demokrat FDTL gibi partileri içeren komisyonda sıkı tartışmalar sürüyor.

Uzlaşılan ilk mesele, anayasanın birinci fasılı olmuş. Eski anayasanın aynı maddesi olduğu gibi korunmuş. Buna göre, Tunus, rejimi cumhuriyet, dini İslâm, dili Arapça olan bir ülke olarak tanımlanmış. Din İslâm olarak tanımlansa da yasaların Şeriat'tan beslenerek oluşturulacağı tartışması üzerine Nahda, gerilimi artırmamak için geri adım atmış ve üstelememiş. Bu arada SETA'nın düzenlediği panellerden birisinde, Nahda destekçisi bir katılımcının, soru-cevap bölümünde, mevcut anayasamızdaki değiştirilemez maddelere referans yaparak, ilk maddenin de değiştirilemez statüsüne getirilmesini istediğini, bunun gelecekte tartışmalarla 'kaybedilecek zamanı' önleyeceğini öne sürmesi çoğumuzda buruk bir gülümsemeye de yol açmadı değil.

Kadın-erkek eşitliğinin anayasada yer almasına karar verilmiş ama kadın hareketinin oldukça güçlü olduğu anayasada bazı kadınlar, pozitif ayrımcılığın da yer alması için mücadelelerini sürdürüyorlar. Mecliste %25'i bulan kadın temsilinin dünya standartlarına göre oldukça iyi olduğunu da eklemek gerek. Tabii yeni Tunus'un 'başörtülü vekil' gibi ilkel bir tartışması da yok.

Nüfusu oldukça homojen olan Tunus'ta etnisite ve din kaynaklı sorunlar yok denecek kadar az. Yine de başta Nahda olmak üzere diğer partiler, gayrimüslimlerin ve inanmayanların da haklarının anayasal güvenceye alınması hakkında fikir birliği içinde görünüyorlar.

Yerel yönetim bağlamında da ademi merkeziyetçi bir yapıya eğilim olduğunu müşahede etmek mümkün. Eski rejim zamanı hapis yatmış ve işkence görmüş bir isim olan Tunus Başbakanı Cebali, bu eğilimi 'devlet birdir ama her bölge kendi yönetiminde söz sahibi olmalıdır' diyerek özetliyor.

Ayrıca Nahda, yeni demokratik sistemin formunu güçlü bir Başbakan tarafından yönetilen parlamenter sistem olarak tahayyül ederken; Fransız tipi yarı başkanlık sistemini de savunanlar mevcut.

Evet, Tunus kendi Kemalizmi'yle yüzleşmek açısından şimdilik Türkiye'den daha mahir görünüyor. Kim bilir, belki yeni anayasasını yapmış bir Tunus'tan öğreneceğimiz çok şey olabilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar