1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. TSK'da neler oluyor?
TSK'da neler oluyor?

TSK'da neler oluyor?

A+A-

 

 

 

 

 

Daha önce, Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı'nın (STKB) yetki ve sorumlulukları ile Gayri Nizami Harp (GNH) tanımı ve faaliyet alanı konularında kapsam ve tanımlar üzerinde bir dizi değişiklikler yapıldığı belirtilmişti. Gayri Nizami Harp çerçevesinde Org. Büyükanıt tarafından sivil kişilere gizli görevlendirmeler yapılması hususunda mektuplar da yazdığı kamuoyuna yansımıştı.

Daha sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Cumhuriyet Çalışma Grubu (CÇG) adlı merkezden siyaseti ve sivil toplumu yönlendirme çabasını yürüttüğü yönünde iddialar ortaya atıldı.  

Türk Silahlı Kuvvetlerinin, 28 Şubat darbesini yöneten Batı Çalışma Grubu’nu lağvettikten sonra Jandarma İstihbarat Dairesi bünyesinde dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur tarafından kurulan yaygın fişleme ve kurdurduğu Ulusal Birlik Hareketi üzerinden 225 ‘sivil’ toplum kuruluşuyla işbirliği yaptığını, İç ve dış siyaset, ekonomi ve eğitim alanlarında faaliyet yaptığına dair haberler Türkiye gündemine bomba gibi düşmüştü. 

Son olarak Taraf gazetesi dünkü sayısında, Genelkurmay'ın Türkiye'yi biçimlendirme planı olarak özetlenebilecek, Eylül 2007 HRK:17:00-07 EK-A ve Lahika-1 ismiyle faaliyete konan eylem planını ortaya çıkardı. 

Eylem planında neler var?

Eylem planında, hükümetin irticai faaliyetlerin odağı olarak tarif edildiği, sivil anayasa çalışmalarının ‘milli devlete’ karşı olarak tanımlandığı belirtilen habere göre, 2007 tarihli eylem planında; ‘Yargıçların ordu çizgisine çekileceği, Medyanın kullanılacağı, TSK muhalifleri’nin yıpratılacağı, Kanaat önderleri’nin yönlendirileceği, DTP'nin terörist olarak görüldüğü, Kürt bölgesinin silahla rahatsız edileceği…’ şeklinde özetlenebilecek beyanlar bulunduğu ortaya çıktı. 

Genelkurmay’ın açıklaması üstü örtülü onay mı?

Genelkurmay Başkanlığı, “Resmi olarak böyle bir belge yayınlanmamıştır” açıklamasıyla belgenin varlığını üstü örtülü olarak kabul ederken, sivil toplum örgütleri ve siyasi çevreler TSK’ne mal edilen bu çalışmaların öncelikle bağımsız, tarafsız ve yetkili makamlarca araştırılması çağrısında bulundu.

TCK ve İç Hizmet Kanunu’na göre suç

Hebervaktim olarak, TSK’nin faaliyetleri ve ortaya atılan iddialarla ilgili bir analiz yaptık. Konuya ilişkin kapsamlı bir açıklama yapan MAZLUMDER genel merkezi, iddiaların doğruluğu halinde TCK ve İç Hizmet Kanunu’na göre suç işlendiğine işaret ederek, askerin siyasi alandaki faaliyetlerine, sivil alana müdahalesine ve egemenliğin millet iradesinde olmadığına dikkat çekti. 

İddiaların doğruluğunu kim tespit edecek?

“Başta Genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarının hukuka aykırı fiillerinin olması halinde bunları kim, nasıl yargılayacak? İddiaların doğruluğunu kim tespit edecek? En son Şemdinli C.Savcısının başına gelenlerden sonra, bağımsız yargı mekanizması nasıl etkili olabilecektir?” diye sorulan MAZLUMDER açıklamasında; “Bu belgeler, Türkiye’deki mevcut insan hakları ihlallerinin çözümü konusunda iyileştirici adımlar atmak yerine sorunu üreten ve bu sorunları halka zorla kabul ettirmeye çalışan bir mekanizmayı ortaya çıkarması açısından son derece manidardır” denildi. 

AİHM’ne başvuruda bulunulacak

Açıklamanın en dikkat çeken bölümü ise şöyle: “MAZLUMDER olarak; Türkiye’de etkin bir yargı reformu yapılıncaya kadar yukarıdaki iddiaların araştırılması konusunda bağımsız, tarafsız ve etkili yargı mekanizmasın olmadığını düşünmekteyiz. Geçmişte yaptığımız başvurular ve mevcut durumu dikkate alarak C.Savcılıklarına suç duyurusunda bulunmayacağız. Bu nedenle Anayasa’ya göre kabul edilmiş ve Türkiye’nin de tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuracağımızı kamuoyuna bildiririz.”

Kurmay titizliği ile icra edilen planın parçaları

Özgür-Der’in konu ile ilgili açıklamasında ise, “Söz konusu belge ışığında incelendiğinde; sahnede şarkı arası militarist mesajlar veren sanatçılardan darbe hukuksuzluğuna kılıf hazırlayan iliştirilmiş gazetecilere, üniversite açılışlarını askere biat törenine dönüştüren rektörlerden yüksek yargı organları adına hazırlanan zehir zemberek mesajlara, otomatiğe bağlanmış görünümü veren parti kapatma süreçlerinden Anayasa Mahkemesi'nin Meclis'i fiilen kapatan iptal kararına kadar pek çok gelişmenin, ‘kurmay titizliği’ ile icra edilen bir planın parçaları olduğu rahatlıkla anlaşılabilmektedir” denildi.  

Yine aynı telden çalacaklar

Açıklamada “Şimdi ne olacak?” sorusuna da şu karşılık verildi: “Maalesef hiçbir şey! Muhtemelen askeri bürokrasi her zamanki pişkinliğiyle söz konusu belgenin hesabını vermek yerine, belgenin kimler tarafından nasıl sızdırıldığı üzerinde duracak ve savcılıkları devreye sokarak Taraf Gazetesi üzerinde baskı oluşturmaya çalışacak! Malum medya yine aynı telden çalmaya devam ederek, ‘gözbebeğimiz, varlığımızın biricik nedeni TSK'nın yıpratılmasına yönelik sinsi ve tahripkar faaliyetler’ karşısında kamuoyunu uyanık olmaya çağıracak!”

“Biz dizayn edelim” mantığı

“İddiaların tamamının doğru olduğunu düşünmek mantıksızdır” diyen 12 Eylül Askeri Savcısı Faik Tarımcıoğlu ise, TSK bünyesinde gerek 28 Şubat öncesi, gerek 28 Şubat süreci ve gerekse devamında kurulan bazı grupların “Biz dizayn edelim” mantığıyla hareket ettiğini, bu çalışmaların her dönemde yapıldığını ve bundan sonra da yapılacağını ifade ederek, “Darbeyi öne çıkarmak, bunu dizayn etmek havaları vardır zaten. Ama bunun dışında, derin devlet diye bir takım ilişkilerden bahsedilir bu zamanda, Ergenekon gibi gayrı meşru bir takım ilişkiler ortaya atılır” diye konuştu. 

Hem gayri meşru hem de yanlış

Tarımcıoglu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sosyal olaylara yön verecek hatta faydalı şeyler yaptıracak bir derin organizasyondur devlet. O anlamda derin devlet çalışmalarını topluma hakim görmek anlamı yanlıştır. Darbeyi ön plana alan zırh kafalı adamlar var ise ‘illa asker ön plana çıksın, başkası değil’ anlamında çalışmalar varsa bu yanlıştır. Bu tarz çalışma grupları oluşturuluyorsa, bunlar gerçekten 30 sene sonra Türkiye nereye gidecek sorusuna cevap bulmalıdır. Bu çalışmalar böyle bir sorunun cevabını verebiliyorsa takdirle karşılarım. Ama buna cevap değil de 27 Mayıs gibi ihtilal teşebbüslerinde bulunuyorsa hem gayri meşru hem de yanlıştır. Suyun mecrasını değiştirmek ve maceraya atılmaktır.” 

Talat Aydemir örneği

“Elbette sivil toplum örgütleri de yönlendirilme kapsamına girer. Burada gördüğümüz, acaba uzun vadeli faydalı şeyler mi yoksa güdük şeyler mi? İkincisi ise, Talat Aydemir gibi şahsi bir maceraya atılmış olurlar. İnatlaşma, kamplaşmanın getirdiği sıkıntılar var. Burada bütün mesele milletin hakim olup olmamasını hazmetmek, ‘millet kim oluyormuş, meclis kim oluyor, sandık ne oluyor?’ dengesini iyi sağlamak. Demokrasiye inanıyorsak sabırlı olmalıyız. Seçimden seçime halkın hesap sormasını sağlamalıyız.”

habervaktim.com

 
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.