1. YAZARLAR

  2. Azad SERHILDAN

  3. TRAJİK BİR OLGU: İNSAN
Azad SERHILDAN

Azad SERHILDAN

Azad SERHILDAN
Yazarın Tüm Yazıları >

TRAJİK BİR OLGU: İNSAN

A+A-

 Her şeye rağmen bazı düşünürler, insanların akıl, irade, duygu, ihtiras gibi temel insani niteliklerde birleştiğini ileri sürmüşlerdir. Fakat meseleye biraz daha derinlemesine göz atacak olursak, bu yetilerin genelleştirilemeyeceğine karar veririz. Bu yetilerin  işlev  dışı  kaldığı  bilinç  yoksunluğu,  irade kötürümlüğü  gibi  illetlere  sahip  bireylerin  bulunması  böyle bir genelleştirmenin adeta imkansızlığını göstermektedir. İnsanı ifade etmedeki zorlukla beraber, daha önemli bir zorluk ise insanın kendini anlamlandırmada yaşadığı sıkıntıdır. Bu anlamlandırma sürecinde çözüm olarak kullanılan araçlar ise; din, felsefe ve sanattır. Bazen bu üçünden biri ön planda olmakla birlikte, bazen de birbirleriyle etkileşim halinde oldukları görülür.

 

Bu üçünden insanı en çok tatmin edeni ise din’dir; çünkü din eksik ve sınırlı olan bu dünyadan bağımsız, yetkin bir gelecek tasarımına sahiptir. O, insanın doğasında bulunan sonsuzluk idesini karşılayan yegâne alandır. İnsanoğlu daima kendini ve içinde yaşadığı gezegeni eksik görmekte, zamanın ve mekânın kuşatılmışlığı altında çaresiz bir şekilde kafasını yukarıya kaldırıp gözleriyle fizik alemini delip, metafizik alemle bir olma özlemi içinde yanıp tutuşmaktadır. Fiziki âlemde buna gücü yetmeyen insan, dinin kılavuzluğunda bu amacına kavuşur.

 

Sanat da din gibi bir gelecek tasarımına sahiptir; ama sanattaki cennet sanal bir cennet’tir. İnsan zihninin tasavvuru sonucu şekil almış bir mekandır. Bunun  için  sanattaki  cennet  bireyseldir. Bu cennetin mimarı  konumunda  bulunan  sanatçılar  ise, dünyada  elde  edemedikleri  tatminlik  duygusunu bu  hayali  cennetlerinde  tutku  şekline  dönüştürerek  acılarını  dindirmeye  çalışırlar.Yani  o  da  varoluşumuza  anlamlı  sebebler  arayıp,  yokoluşumuzun  kasvetli, tahripkar  havasını  engellemeye  çalışmaktadır.

 

Felsefe ise, ne dindeki gibi bir tanrısal cennete, ne de sanattaki gibi zihinsel bir cennet tasavvuruna sahiptir.Onun sahip olduğu cennet idesi, yeryüzüyle sınırlandırılmış olup, yeryüzünde yapılacak değişiklikler sonucu kazanılacak bir cennettir.Böyle bir cennete sahip olmanın amacı, dindeki ve sanattaki cennetin amacıyla paralellik arzetmektedir. Yani, o da varoluşumuza anlamlı sebebler arayıp, yokoluşumuzun kasvetli, tahripkar havasını engellemeye çalışmaktadır

Görüldüğü  gibi  her  üçü  de  var  olanla  yetinmemekte,  var  olandan  huzursuzluk  duymaktadır. Din  var  olanı  mutlak  aşkın  güzellik  ile  değiştirmeye,  sanat  var  olandan  kaçmaya,  felsefe  ise  var  olanın  içinde  kalarak  onu  çözümlemeye  ve  değiştirmeye  çaba  gösterir.

Bilinç  yoksunluğu  dışında  kalan  bireylerin  hepsi  hayatın  varoluş  ve  yeniden  varoluş  ya  da  varoluş  yokoluş  arasındaki  bir  berzah  alemi  olduğunun  farkındadır. Akıllı  insan  bu  farkındallığı  sürekli  hisseden  ve  bu  farkındallığa  çözüm  olacak  arayışların  peşinde  sürekli  koşan  kişidir. Aptal insan  ise,  bu  farkındallığın  farkında  olmasına  rağmen  hiçbir  çaba  harcamayan  kişidir. Allahın bizleri akıllı bireyler safında tutması dileğiyle...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar