1. YAZARLAR

  2. Kerem Anığı

  3. Toplumu Zehirleyen Siyaset
Kerem Anığı

Kerem Anığı

Yazarın Tüm Yazıları >

Toplumu Zehirleyen Siyaset

A+A-

     Seçim ve sandık Demokratik düzenlerin en önemli ve en belirgin alametlerindendir. Her seçimin kendi doğasında var olan tipik özellikleri vardır elbette. Malum burada hedef kitle halk, amaç halkı dolayısıyla devleti yönetmeye talip olmaktır, tabi buna ulaşabilmek için kullanılacak araç ise mevcut düzen içerisinde kurulmuş olan siyasal partilerdir. Sandıklar milletin önüne konulana kadar hem siyasi partiler hem de millete vekil olmaya aday olanlar birçok aşamadan geçerler. Aday belirleme süreci, tanıtımlar, parti programı, seçim kampanyaları, kamuoyu araştırmaları, anketler, ziyaretler, mitingler v.b çok yoğun bir sürü çalışmalar yapılıyor.

     Ana amaç halkın teveccühünü/desteğini en yüksek oranda elde edip bunu sandığa yansıtabilmektir. Bunu sağlamak için kullanılan araç ise siyasal bir parti olarak ortaya konulmak istenen plan, proje ve programla halkın kahir ekseriyetinin beklentilerine cevap verebilmektir. Yani aslında bu da her siyasi partinin belirlediği kadro ve ortaya koyduğu seçim beyannamesiyle temel hedefinin politik anlamda “halkı en çok mutlu edecek” en iyi idare şeklinin ancak kendileri tarafından gerçekleştirilebileceği gibi bir iddiayla sahip olma sonucunu doğuruyor. Maalesef birçoğumuz itiraz etsek de buraya kadar işin doğası gereği teorik düzlemde her şey çok normal ve olması gerektiği gibi görünüyor. Ancak meseleye halkın zaviyesinden bakıldığında maalesef uygulamada işlerin hiç de “halkın mutluluğunu” önceleyen bir şekilde işlemediği veya ilerlemediği çok açık görünmektedir.

     Zira burada sanki birinci ve en önemli öncelik olarak hedeflenen “halkın mutluluğu” ölçüsü ıskalanıyor. Belki birçoğunuzun da gözlemlediği gibi siyasal aktörler muhatap oldukları, dolayısıyla hedef kitle olan halkın (kendilerine göre) doğrudan yana bir tercih yapmalarını istemekten çok sanki siyaseten kendilerine oy veren veya gönül veren her kesi partizanları/fanatikleri yapmak gibi bir gayret sergilemektedir. Çünkü topluma hitap eden hemen her aday veya yönetici rakip gördüğü kişi veya partiyi eleştirirken sataşmak, iftira atmak hatta çoğu zaman hakaret etmek suretiyle hem tahkir hem de tahrik edici söylemler kullanıyor. Her ne kadar fazlasıyla politize olmuş arkadaşlar bu işin doğasında var derse de parti propagandalarında kullanılan üslubun, kurulan cümlelerin ve seçilen argümanların toplumda çok önemli bir karşılığı olduğunu unutmamak lazım. Hele de halkın fazlasıyla hassaslaştığı bu gibi süreçlerin doğru idare edilebilmesi adına bu oldukça önem kazanmaktadır. Bu en iyi ihtimalle kimi durumlarda insanlar arasında kırılmalara ve incinmelere kimi durumlarda ise tartışmaya, hatta karşılıklı çatışmaya dahi sebep olabilmektedir. Bunu şöyle bir sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlara bakıldığında çok daha net görmek mümkündür. Normalde fikirsel anlamda birçok konuda farklı düşünmeyen dostların bu sıcak gündemin zehirleyici etkisiyle birbirine karşı oldukça ağır ifadeler kullandığı görülecektir.

     Siyasal hararetin iyice yükseldiği son zamanlarda partilerin/siyasal aktörlerin hedefler, planlar, projeler ve vaadler üzerine yarışmayı adeta bir kenara bırakıp, insanlar için toplumsal kabulü yüksek birçok değerin, inanç şekillerinin ve kutsalların adeta pazara sürülürcesine yapılan tartışmalar günümüz toplumunu adeta zehirliyor. Zira gündemdeki siyasal tartışmalardan hareketle şunu belirtmek gerekir ki, bu gün alanlarda kutsal kitabımızın tabiri caizse karşılıklı sataşmaların malzemesiymiş gibi bir konuma indirgenerek sunulma çabası ileride hayat kitabımız Kur’an’a karşı toplumsal hafızada itibarsızlaşma gibi bir probleme sebep olabilir.

     O halde siyaset kurumunun ve siyasal aktörlerin seçimi var olma-yok olma veya çok olağan üstü bir süreçmiş gibi topluma dayatma hakkı yoktur. Çünkü bu aynı zamanda halkın kendisini tehdit altında hissetmesine de sebep olmaktadır. O zaman da demokrasi, özgürlük ve adalet adına ortaya konulan bütün vaadlerin, kurulan süslü cümlelerin anlamsız olduğu ortaya çıkmış olur. O halde her birimizin bu seçim denilen atmosferin normal bir süreç olduğu, yarın hayatın tekrar olduğu yerden devam edeceği, en karşıt fikirli insanların bile birbirine ihtiyaç duyabileceğini… Esasında dostlukların, arkadaşlıkların, komşulukların tüm bu olan biten süreçten çok daha sahici ve önemli olduğunu unutmadan hareket etmesi en doğru olandır.

     Bu gün siyasal tercih farklılıklarında kullanılan dil o kadar keskinleştirilmiş ki kadim dostlar, yılların komşuları hatta ailelerin içindeki bireyler bile birbirlerini bu mesele üzerinden çok rahatlıkla kırabiliyorlar. Dolayısıyla söz/eylem/vaad ile ikna edilmesi gereken halkın taraftar/partizan/holigan ruhuna büründürülme çalışılarak bilinçsel bir zehirlenmeye maruz bırakılması halkın arasında zamanla bizden ve bizden olmayanlar… bizimkiler ve ötekiler… yandaşlar ve hainler gibi kategorize et(tiril)me problemlerine sebep olacaktır. Böylece halkın huzuru ve mutluluğu iddiasında bulunan siyaset kurumu ve siyasal aktörler içten içe toplumsal huzursuzluğun ve ayrışmanın sebebi olacaklardır.

     Sözün özü kanaatimce siyasal tercihlerimiz hangi yönde olursa olsun, bizler siyasetin ağır gündeminin arasında zehirlenmeden çıkmaya gayret etmeliyiz. Bu yüzden her hal ve durumda dillerimizle, renklerimizle, düşüncelerimizle şu an için aynı geminin içinde bulunan yolcular olduğumuzu unutmadan yok sayan, tahrik ve tahkir eden değil, tahammül ve iknaya dair bir muhalefet diliyle hareket etmeliyiz. Zira barışa, adalete, merhamete ve eşitliğe dair çaba gösteren ve umut besleyen erdemli tüm insanlara yakışacak tavır ve tutum ancak böyle olacaktır. Eminim ki, çok kısa bir süre sonra çoğu insan bu sürecin hengamesi içerisinde etrafındaki insanlara karşı sarf ettiği bir çok cümleden, sergilediği tavırlardan ve beslediği düşüncelerden dolayı üzülecek, belki de pişmanlık duyacaktır.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum