1. YAZARLAR

  2. Yaşar ÖZKAN

  3. TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE ÇÜRÜME
Yaşar ÖZKAN

Yaşar ÖZKAN

Yazarın Tüm Yazıları >

TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE ÇÜRÜME

A+A-

                                              "Sen hiç kendi heva ve hevesini ilahlaştıranı gördün mü?"

                                                                                 (Furkan/43)

 

Daha önceki yazımızda 'Yabancılaşma" kavramına değinmiştik. Yabancılaşmadan sonra toplumsal çürüme baş göstermeye başladı. Bununla birlikte çağımızın bu iki büyük belası, tüm toplumsal alanlara yavaş yavaş, virüs gibi yayılmış durumdadır.

 

İnsan-insan, insan -hayvan, insan-doğa arasındaki denge zayıflamış, ilişkiler bozulmuş hale gelmiştir artık. Meydana gelen olgular, sahip olunan tüm değerler yönünden ciddi bir anomiyi göstermektedir.

 

Diğer yandan, doğru-yanlış, iyi-kötü, haram-helal ve hak-adalet gibi belirleyici normlar, büyük oranda işlevini yitirmiştir. İslami kavramlar ve geleneksel değerler içi boşaltılmış, bizim kültürümüze ait olan çoğu şey iğdiş edilmiş, örselenmiştir. Onun yerine yabancı kültüre ait söylemler, davranışlar sergilenmeye başlanmış, bu da bizi kültür çatışmasına götürmüştür.

 

Hatta kendi özünü tamamen unutan insanların yeri geldiğinde bu zor kazanılmış toprakların kutsal değerlerine sövecek kadar alçaldığını görmekteyiz ve maalesef bu bizi seyretme aczine düşürmüştür.

 

En önemli değerler (Din, akıl, can, mal, nesil) tehdit altındadır. İslâm tarihi boyunca Allah, Müslüman toplumun bu beş önemli değerler silsilesini korumasını, bunun için gerekirse savaşılmasını emretmiştir. Müslümanlar devlet sürecine girdikten sonra var güçleriyle bunun için büyük mücadeleler vermiştir.

 

Ancak gelinen bu süreçte ve çağımızda, özelde ülkemizde tüm toplumsal yapımızda alarm zilleri çalmaya başlamıştır. “Yaşanan an vardır, anı yaşa geleceği boşla, hemen şimdi” felsefesine sahip çoğu insan, bu mottolardan doğan boş saplantılarla insanımızı etkilemekte, sorumsuz bir hayat yaşamalarına sebebiyet vermektedir. Bu da içimizde çoğalan tehlikeli insan gruplarını ortaya çıkarmaktadır.

 

Devletin bu konuda caydırıcı cezalar getirmemesi, suçluların elini kolunu sallayarak içimizde dolaşması, en önemlisi de bu suçluların giderek çoğalması güvenliğimiz başta olmak üzere gelecek nesillerimizi bile tehdit etme boyutuna gelmiştir.

 

Ne Yapabiliriz?

En başta devlet genç nesli koruma altına alıp, buna yönelik eğitim ve öğretim kurumlarını şahsiyetli bir yapıya kavuşturmalı. En önemli gerekliliklerden biri olarak da çocukları yarış atı gibi yarıştırmayı bırakıp, onlara bir kişilik ve şahsiyet kazandıracak eğitim müfredatı koymalıdır. Gerekirse aileleri de eğitecek ve aydınlatacak projeler geliştirmelidir.

 

Günümüzde artık toplumsal yapı ve kurumlar hızla değişmekte, hatta bazen buna çoğumuz yetişememektedir. Buna göre hızlı değişen dünyanın iyi taraflarını yakalamakta gecikmemeli, olumsuz taraflarını da geçirgenliği olmayan güvenlik araçları ile bir an önce devreye almalıyız. Aksi halde her şey olup bittikten sonra alınacak tedbirler hiçbir işimize yaramayacak.

 

Toplum yararına çalışan tüm STK'lar ağır aksak yürüyen kendi çalışmalarını gözden geçirerek kendini yeniden yapılandırmalı, değişimi iyi takip etmeli ve bir nevi toplumu aydınlatma konusunda geri durmamalıdır. Gerek eğitim, gerek ilahiyat ve devletin diğer aktif kurumlarıyla ortak projelerde yer almalı ağırlığını ortaya koymalıdır.

 

Toplumların sarsılmaz en güçlü yapısı ailelerdir. Aile yapısı ve sevgi ile birbirine bağlı aile birliktelikleri, toplumsal yapıların en son kalesidir. Ebeveynlere düşen görev de çocuklarını geleceğe en güvenli şekilde yetiştirmeleridir. Onlara çocukluktan itibaren kişilik ve şahsiyet kazandıracak yöntemlere sarılmalı, onların ruh dünyalarına girecek, kuşak çatışmasından kaynaklanan farkı kapatacak yardımlara başvurmalıdır.

 

Şimdiki ailelerin çoğunluğu en az lise mezunudur. Gerekirse bir sosyolog ve psikolog kadar olmasa bile bir kaç sosyoloji ve psikoloji kitabı okumalarında fayda vardır. Aksi takdirde bizim gibi toplumlar da gençlerini bu korumasız dünyada kötülere yem etmiş olacak.

 

Allah, bu ümmeti ve coğrafyamızı korusun. Bizi her daim uyanık kılsın. Gerçeğin yerini almış bu sahte kokuşmuş dünyada insanlarının aklını başına almasını nasip eylesin. Çocuklarımızı ve gençlerimizi daha dirayetli, daha özüne sahip çıkan ve tüm insanların hayrına yol açan aydın nesiller olarak ortaya çıkarsın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.